08 04 2008

‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”

‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”

 

KADİR İNCESU

 

 Bir şiirinde;

“Yok mu benim şiirimi yazacak

Soluğum düşünce gücünden

Hangi kavgada kanadığı bilinen

Yorgun ellerimi, yüreğimi yazacak”

diyen şair, öykücü, edebiyat tarihçisi, düşünür Şükran Kurdakul 6 Şubat’ta Barış Manço Kültür Merkezinde düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Zafer Diper’in sunduğu “Yaşamı Ateşe Vermeyin” adlı etkinliğe Selma Kurdakul, Hayri Erdoğan, Egemen Berköz, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, İlkay Akaya, Ataol Behramoğlu, Şükran Soner, Emin İğüs, Cem Ertekin, Ahmet Özer, Cavit Naci Tarhan, Songül Özkan, Hasan Taşçı, Erol Uras, Nazan Diper, Fatma Bilkay ve Şükran Kurdakul’un vefalı sevenleri katıldı. Gecenin açış konuşmasında BMKM yöneticisi Cuma Bolat yürek işçisi, emek işçisi olarak gördüğü Kurdakul’un kaybının büyüklüğüne dikkat çekti.

İlk olarak yıllarca Şükran Kurdakul’la birlikte çalışan, kitaplarını yayına hazırlayan Hayri Erdoğan söz aldı. Erdoğan, Şükran Kurdakul’un dostu, öğrencisi olmaktan her zaman gurur duyduğunu belirterek “Şükran ağabeyi kaybedeli üç yıl oldu. Onu unutmayanlar yine bir aradayız. Onun da sofraları vardı. Sofrasında acılar döneminden getirdiği ışığı dağıtırdı. O ışık hepimizin olsun.” Dedi.

Şair Ataol Behramoğlu ise Şükran Kurdakul’la tanışmalarını, aralarındaki abi-kardeş ilişkisini anlatarak başladı konuşmasına…

Kurdakul’un yurtseverlikle, toplumculuğu birleştirmiş bir şair olduğunun altını çizdi: “İnsandan, ülkeden, yaşamdan, toplumdan kopmuş bir şiir ortamının Şükran Kurdakul’dan öğreneceği çok şey var.”

Sennur Sezer de Kurdakul’un şiiri üzerine bir değerlendirme yaptığı konuşmasında, Kurdakul’un Türk şiirinin toplumcu damarına sevecen sesi getirdiğini belirtti.

Adnan Özyalçıner ise Kurdakul’un öykücülüğü üzerinde durdu. Kurdakul’un öykülerinin Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve dönemsel tarihini yansıttığını belirterek “Kurdakul çağının tanığı bir öykücüdür.” Dedi.

Tys ve Pen Yazarlar Derneğinde 20 yıl kadar birlikte çalıştıkları Alpay Kabacalı ise Kurdakul’un toplumsal bilinç, yazar sorumluluğu, düşünce ve anlatım özgürlüğünün yaygınlaştırılması üzerinde durduğunu belirtti.

Egemen Berköz de daha lise öğrencisiyken Kurdakul’un kendisi ve arkadaşlarının gelişimine katkıda bulunduğunu, yönlendirdiğini, en önemli özelliklerinden birinin de ‘örgütçülük’ olduğunu söyledi.

 

Gazeteci Şükran Soner de Kurdakulun aydın kimliği üzerinde durdu konuşmasında…

Son olarak “Şükran Kurdakul Sanatı ve Yapıtları” adlı kitaba imza atan Öner Yağcı söz aldı.

Kurdakul’un aydınlığından değil ama varlığından yoksun olduğumuzu belirterek, Kurdakul’u bir ‘anıt’a benzetti: “ ‘Gücünüz varsa sizin, usumu tutuklayın’ diyen Şükran Kurdakul, bir kararlılık ve direnç anıtıdır. Yaşamıyla ve yüreğiyle direnen bir anıttır o. Düşünceleri doğrultusunda yaşayan, düşüncelerinden ödün vermeyen, düşüncelerinin eyleme ve yaşama geçirilmesi için örgütlü savaşımlarla dolu bir anıttır. Acıyla, dirençle, sevgiyle, coşkuyla, bilinçle yükselen bir anıttır. Şimdi ülkemiz onsuz ve şimdi o anıtın örnek alınma zamanıdır.” Konuşmasında sık sık Kurdakul’un şiirlerinden alıntılar yapan

Yağcı, Kurdakul’un şair, öykücü, edebiyat tarihçisi olmakla kalmayıp, düşünce ve örgüt adamı olarak da kültürümüzün ve yaşamımızın ufuklarını aydınlatan bir aydın olduğunu belirterek “Şimdi onun şiirlerini tekrar tekrar okumak, şimdi Şükran Kurdakul olmak zamanıdır.” Dedi.

Gecede Nazan Diper okuduğu şiirlerle, Emin İğüs, İlkay Akaya ve Erol Uras söyledikleri türkülerle yer alırken, Cem Ertekin yönetimindeki Çağdaş Bale Topluluğu da kısa bir gösteri sundu.

Şükran Kurdakul’un “Çalışmalarımın görünmez emekçisi” dediği eşi Selma Kurdakul etkinlik sona erdiğinde buruk bir mutluluk yaşıyordu. Etkinliği düzenleyenlere teşekkür ederek “Demek ki hâlâ sözlüklerde ‘vefa’ denen bir sözcük varmış!” dedi.

 

Şükran Kurdakul’u anma etkinliğine rahatsızlığı nedeniyle katılamayan 1960 kuşağının önemli şairlerinden Aydın Hatipoğlu da Kurdakul’la ilgi olarak şunları söyledi.” Şükran abi iyi bir şair, iyi bir edebiyatçı olmanın ötesinde 1960 kuşağının abisidir. Lise öğrencisi olduğumuz günlerde Yelken dergisinin yönetimini bizlere (Aydın Hatipoğlu, Eray Canberk, Afşar Timuçin, Ömür Candaş) bırakmıştı. Kusurlarımızı düzeltmemiz için bize yol gösterdi, bizi eğitti, yüreklendirdi, yol gösterdi.”

 

 

Şükran Kurdakul “Yok mu benim şiirimi yazacak” demişti bir dizesinde… Şair Hasan Hüseyin Yalvaç’ta yazmaya çalıştı Kurdakul’un şiirini:

 

Çocukluğumu kucaklayan hapishane

her dönem utanır benden

“Biz ki acılar döneminden

Ellerimizi kirletmeden geçtik”

Bilir bunu elâlem

 

Sanmayın ki hüzün

dolaşır mezar taşımı

gönlüm rahat ödemişim borcumu

o çok sevdiğim halkıma

en gencecik yaşımda

 

Hey insanoğlu

Yükselt bağımsızlık bayrağını

“Direncim senin olsun,

Sevgim senin olsun.”

22
0
0
Yorum Yaz