43 Takipçi | 9 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Din

Diğer İçeriklerim (272)

"HABABAM SINIFI"NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ/ Kadir İNCE

Rıfat Ilgaz Sempozyumu/ Kastamonu Net (Blogcu)

TOPLUMCU SANATIN SAVAŞ YILLARINDA/ Güngör GENÇAY

10.CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

RIFAT ILGAZ ALMANCA’DA

RIFAT ILGAZ: "Sınıf" ve "Dosyası"/ Dr. Çetin YETKİN (Siyasal İkt

HALİME KAPTAN 100 TEMEL ESER LİSTESİNDE...

YÖRESELDEN EVRENSELE YOLCULUK;RIFAT ILGAZ’IN YAPITLARINDA

RIFAT ILGAZ'IN CİDE'SİNDE..../ Deniz N. AKBAL

KULE CANBAZI SUNAY AKIN - RIFAT ILGAZ VE 2 TEMMUZ!..

DİZELERİYLE RIFAT ILGAZ’DAN GÜNÜMÜZE YORUM - MEHMET SAYDUR

KİTABIMA EL BASARIM Kİ, DOĞRU! - UTKU ERİŞİK -

“HABABAM SINIFI”NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ

RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI...

RIFAT ILGAZ’IN ÖLÜMSÜZ ESERİ DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ...

10. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ SONUÇLANDI..

1. RIFAT ILGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ SONUÇLANDI..

Ilgaz'ın Yazarlığının Kaynağı/ Öner YAĞCI

Yarına kaç var Rıfat Hocam?/ Celal BAŞLANGIÇ

Cide ve Rıfat Ilgaz

1911’de Cide’de Atatürk Caddesi, 67 no’lu ahşa

Kısa... Kısa... Değinmeler...

Öner Yağcının "Markopaşa Kitapları" üzerine değerlendirmesine Me

Bir Rıfat Ilgaz Güncesi/ Mehmet Emin DEĞER

Türkçe Günlükleri/ Feyza Hepçilingirler

Taşranın Küllü Aydınlığı/ Mustafa Şerif Onaran (Dergilerde)

Nerede bu Cide? / Duygu ASENA

"Tek suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız"

10. Cide Festivali: RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (43)
18 06 2007

"HABABAM SINIFI"NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ/ Kadir İNCE

"HABABAM SINIFI"NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ/ Kadir İNCESU Kategori: Belirtilmemiş "HABABAM SINIFI"NIN EFSANESİ / AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ (KADİR İNCESU) Can Yücel: "Şairliği bilmem ama..." diyordu. " Aydın iyi bir mizah yazarı olacak!" Oysa ben iyi biliyordum Aydın'ın ne şair ne de yazar olmayacağını.Türkiye'mizde hiçbir çocuk, yeteneklerinin doğrultusunda ne yetiştirilir, ne de yetiştirilme olanaklarına kavuşturulmuş olabilirdi. Aydın, babası şair olanların, mizah dergilerinde yazı yazanların, nelerle karşılaşabileceğini dört yaşındayken hapishane kapılarında öğrenmişti. Babası gibi yazar olması için onu kim zorlar da başarı sağlayabilirdi? Polisi dört yaşında tanımış, babası için söylenmiş türlü sözcüklerle kulakları gene bu yaşlarda doldurulmuştu. (Rıfat Ilgaz - Yokuş Yukarı, Çınar Yayınları, 5. Basım, Ekim 1996, Sayfa 26 ) Can Yücel, o zamanlar 12 yaşında olan Aydın Ilgaz’ın yazdığı bir ödevi okuduktan sonra bunları söylerken, Rıfat Ilgaz ise o düşüncelere pek katılmıyordu. Yaşadıklarına bire bir şahit olan oğlunun yazmaktan uzak duracağın çok iyi biliyordu. “Sınıf” adlı şiir kitabı nedeniyle 6 ay hapse mahkum olan Rıfat Ilgaz, Tophane Cezaevi’ne konur. O sıralar 4 yaşında olan Aydın Ilgaz hem annesiyle hem de yalnız başına babasını ziyarete gider. O günler “Ziyaret Günü Notları 2” adlı şiirine konu olur. ZİYARET GÜNÜ NOTLARI 2 Öğretmeni tanımadan Öğrendi polisi, jandarmayı, Koltuğunda babasının çamaşır paketi, Koynunda köylü sigarası, üç paket, Bu da kendi armağanı. Ayıplasalar da mahallede yeridir Böyle taşınmasını cezaevine, Parmak kadar çocuğun. Komşuya düşer dedikodusu elbet Kitap yüzünden yatanın; Böylesi hiç geçer mi gazeteye, Yıl 1944. Babasına bakarsan oralı değil, Varsın diyor, su yolunda kırılsın Bizim su testisi! Rıfat Ilgaz / Bütün Şiirleri Rıfat Ilgaz, “Aydınların Orhan Amca’ları” adlı yazısında son olarak şu saptamayı ... Devamı

18 06 2007

Rıfat Ilgaz Sempozyumu/ Kastamonu Net (Blogcu)

Rıfat Ilgaz Sempozyumu/ Kastamonu Net (Blogcu) Kategori: Duyuru Kastamonu Net (Blogcu) Rıfat Ilgaz Sempozyumu Kategori: Anma Rıfat Ilgaz Sempozyumu   A:hover {color: red; font-weight: bold} Amaç - Kapsam      Konu Başlıkları     Kastamonu Haritası    Şehir Planı     Ulaşım     Katılım Ücreti   Konaklama   Bildiri Özetleri Biçimi   Bildiri Biçimi   Ana Sayfa  Rıfat Ilgaz Sempozyumu 1. Çağrı Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu Kastamonu   10-11-12 Mayıs 2006   BİLİM KURULU     Prof.Dr.Cahit KAVCAR Prof.Dr.Sedat SEVER Dr.Kemal ATEŞ   Burhan GÜNEL Zekeriya KAYA                                                           YÜRÜTME KURULU     Prof.Dr.Bahri GÖKÇEBAY Dr.Atıf UĞURLU   Uzman İlknur TÜRKKAAN Hayrünnisa GÜNEL İ.Anıl ÇOKGÜRSES İbrahim TOZAN Kadir İNCESU Mine ÖZGÜR Mirati MADAK Nurten ÇAKIROĞLU Serdar İZBELİ Utku ERİŞİK                                       DANIŞMA KURULU     Prof. Talat Sait HALMAN Prof.Dr. İsa EŞME Prof.Dr. İsmail PARLATIR Prof.Dr. Kemal ÖZMEN   Prof.Dr.Necmi YÜZBAŞIOĞLU   Prof.Dr. Nurullah ÇETİN Prof.Dr. Rahmi ER Prof.Dr. Ramazan KAPLAN Yrd.Doç.Dr.Nihayet ARSLAN Doğan HIZLAN Emin ÖZDEMİR Fahrettin DEMİR Feyza HEPÇİLİNGİRLER Gülsemin HAZER Güngör GENCAY İlhan SELÇUK Leyla ERBİL   M.Emin DEĞER M.Sadık ARSLANKARA Mehmet BAŞARAN Mehmet SAYDUR Öner YAĞCI   Server TANİLLİ   Sevgi... Devamı

18 06 2007

TOPLUMCU SANATIN SAVAŞ YILLARINDA/ Güngör GENÇAY

TOPLUMCU SANATIN SAVAŞ YILLARINDA/ Güngör GENÇAY Kategori: Inceleme TOPLUMCU SANATIN SAVAŞ YILLARINDA - Güngör Gencay - -   Dışımızdaki zaman, kendi kurallarıyla ve alabildiğine hızlı olarak işliyor. Dünyada ve memleketimizde baş döndürücü bir değişimi yaşıyoruz. Hayatın değişmeyen yasası değişim olduğuna göre, bu olguyu doğal karşılamak gerekir elbette. Ne var ki zaman, olumsuzluklara, bozulmalara yönlendirici bir fırtınanın egemenliğini etkin kılarak bugünlere ulaştı. O nedenle hayatın her alanında kokuşmalar ve çöküntüler yaşanırken; doğal bir biçimde olması gereken şeyler, erdem gibi görülerek aranan güzellikler durumuna geldi. Dayanamayanlar, arkalarında derin bir hüzün bırakarak, kuralı bozmadan çekip gittiler. Yaz Mevsiminin Kapısı Yaz mevsiminin giriş kapısı olan Temmuz, bundan on iki yıl önce ölüm yolunun da kapısı oldu.2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Madımak Otelinde otuz üçü sanatçı olmak üzere otuz yedi kişinin köktendinciler tarafından yakılamasına göz yuman dönemin yerel ve merkezi hükümeti, Türkiye’nin sanat dünyasında yaptığı yıkımın farkında değilmiş gibi görünüyordu. Kıyımın ardından 7 Temmuz günü Rıfat Ilgaz, günü de Battal Pehlivan yapılan bu ortaçağ vahşetini veto edercesine aramızdan ayrıldı. Rıfat Ilgaz, yanlışlara karşı anında tepki gösterdiği için, aykırı bir insan olarak tanınırdı. Gazi Eğitim Enstitüsü’nü 1938 yılında bitirmiş, okulda vereme yakalandığı için, göreve hemen başlayamamıştı.Yattığı hastaneden 1939 yılının Ocak ayında çıkan Ilgaz,aynı yılın Ekim ayında İstanbul, Karagümrük Ortaokulunda göreve başladı. Henüz kitabı çıkmamıştı ama, şiirleri dergilerde ve gazetelerde yayınlanıyordu.Ölüm nedir, hastalık, yoksulluk nedir çok iyi biliyordu.1940 yılında Servetifünun Uyanış Dergisinde yayınlanan açlık adlı şiirinde: “...Beklemediğim mevsim ki kozasındadır Herkes kendi asmasının altında Ve çok uzaktadır uzandığım dallar.’’ diyerek, sanki önüne dikilecek zorlukları tahmin ederek mücadel... Devamı

18 06 2007

10.CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

10.CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ Kategori: Inceleme  “ BİZ , BÜYÜK USTALARIMIZIN KADRİNİ ANCAK SENG-İ MUSALLADA BİLİRİZ” H.İhsan SÖNMEZ “ Bir toprağımız var bize dost. Köy bizim yol bizim yolcu bizden, dost yüreği sıcaklığında bir yolculuk uzak değil”Böyle demişti büyük usta. Saatler birbirini kovaladı.Kocaeli otogarının yanındaki kavşakta İstanbul’dan gelecek otobüs beklendi.Tanju Cılızoğlu kaldırımda bir o yana bir bu yana öylece gidip durdu. Ara sıra memleket meselelerine girdik. Bizim derginin, Rıfat ILGAZ özel sayısını hazırlamış onları Cide’ye götürecek.Beklemenin muhteşem zevki. Av.Mehmet DOBUR ile Av.Özden SÖNMEZ bizleri uğurladı. Gecenin bir yarısı otobüs beklenen yere gelipte içine bindiğimizde, eynimizden enlemesine kaç natlık kaç rüzgâr geçtiğini işte o zaman anladık. Doğrusu değerdi andıklarımıza. Göz gezdirdiğimiz koltuklarda kimler oturmuyordu ki.Kimi tanıdık kimisi ilk defa görüp tanıştığımız. Ressam, Grafiker, fotoğraf sanatçısı İrfan Ertel (İstanbul), Gazeteci yazar Tanju Cılızoğlu (Kocaeli), Yazar Mehmet Saydur ile kızı Ezgi(İstanbul), Çınar yayınları koordinatörü Kadir İncesu (İstanbul), Şair Mustafa Işık (İstanbul),Türk Halk Müziği Sanatçısı Nevzat Karakış ve eşi (İstanbul), Rıfat Ilgaz’ın kadim dostlarından emekli öğretim görevlisi Erol Şadi ERDİNÇ (İstanbul) ve İstanbul Ruhi Su Kültür ve sanat Vakfının Ortaç Aydınoğlu yönetimindeki Ruhi Su Dostlar Korosu (Akan Akanaras, Çiğdem Uz, Işık Özdemir, Ercüment Gürçay, Deniz Nafiye Akbal, Ümran Serhan, Şinaşi Koroğlu, Nil Side Ege, Sefer Boztaş, Arzu durmuş, Ceren Turgen, Dilek Akdağ, Tülay Metev, Aydın Doğan, Çağrı meral, Evrim Sanlı, Yücel Müştekin ve ismini öğrenemediklerim) Türkülü ve sanat konuşmalı bir yolculuktu. Anadolu’nun en güzel türkülerini solo ve koro dinledik, kimi türkülere bildiğimiz kadarıyla katıldık. Otobüstekilerden bir kısmı daha önce Kastamonu’yu görmüş, bir kısmı ilk defa Cide’ye... Devamı

18 06 2007

RIFAT ILGAZ ALMANCA’DA

RIFAT ILGAZ ALMANCA’DA Kategori: Haber Şimdi sıra Alman çocuklara geldi Kimi zaman güldüren, kimi zaman hüzünlendiren, her eserinde bize bambaşka dünyaların kapısını aralayan usta yazar Rıfat Ilgaz, artık Alman çocuklara da ışık olacak. Türk edebiyatına 70 dolayında yapıt kazandıran ve küçük büyük herkesi etkileyen Rıfat Ilgaz'ın beş kitaptan oluşan Bacaksız Serisi'ndeki "Bacaksız Kamyon Sürücüsü" adlı kitabı, Edition Orient tarafından Almanca'ya çevrilecek. "Bacaksız Kamyon Sürücüsü" 2006 yılının başında Almanca olarak yayımlanacak. Sonraki dönemde Ilgaz'ın diğer çocuk kitapları da bu dile çevrilecek. Bu durum Türk edebiyatının uluslararası alanda daha çok tanınması açısında da önem taşıyor. Küçük yaşta öğretmenliğe başlayan, mesleği boyunca eğitim verdiği çocuklar sayesinde onların beğenilerini özentilerini, serüvenci yanlarını yakından izleyen Ilgaz, çok sayıda çocuk kitabı yazdı. "Hababam Sınıfı" gibi büyük ilgi gören, okunan, senaryolaştırılıp defalarca beyazperdeye aktarılan başarılı eserlere imza atan Ilgaz'ın, çocuk kitaplarından sonra diğer eserleri de Almanca'ya çevrilecek.ANLATIMI ETKİLEDİ Çocuk romanlarında da, öteki yapıtlarında olduğu gibi son derece yalın bir dil kullanan Rıfat Ilgaz, özellikle "Bacaksızın Başından Geçenler" dizisinin sıcak, insanı sarıveren akıcı anlatımıyla yurtdışındaki otoritelerin de takdirini topluyor. Türk edebiyatının çınarlarından Rıfat Ilgaz'ın çocuk kitaplarından biri olan "Halime Kaptan" da, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 temel eser arasına seçildi. Ilgaz'ın ilk kez 12 yaşındayken kaleme aldığı "Halime Kaptan"da, Cideli bir kadın kaptanın, azgın fırtınalarla ve korsanlarla baş ederek İnebolu'ya cephane çekişinin öyküsü anlatılıyor. Rıfat Ilgaz'ın çocukluğunda yakından tanıdığı "Halime Kaptan", Türk kadınının yurdu için Kurtuluş Savaşı'na cephane taşıyışının belgeseli olarak dikkat çekiyo... Devamı

18 06 2007

RIFAT ILGAZ: "Sınıf" ve "Dosyası"/ Dr. Çetin YETKİN (Siyasal İkt

RIFAT ILGAZ: "Sınıf" ve "Dosyası"/ Dr. Çetin YETKİN (Siyasal İktidar Sanata Karşı'dan) Kategori: Inceleme RIFAT ILGAZ   RIFAT ILGAZ - Cide’de doğdu (1911).Orta Öğrenimini Kastamonu Öğretmen Okulu’nda, yükseköğrenimini, altı yıl öğretmenlikten sonra, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nde tamamladı (1938). Öğretmenlik, gazeticilik yaptı. Mizah Yazılarının, Sınıf ve Devam kitaplarının Ceza Yasası’nın 142. maddesine aykırı görülmesi nedeniyle yaşamının çeşitli evrelerinde 5 yıldan fazla tutuklu kaldı. Kastamonu’da “Nazikler”, “Açıksöz” dergi ve gazetelerinde çıkan ilk şiirlerinden sonraki ürünleri Güneş, Çığır, Yücel, Varlık, Oluş, Hamle dergilreinde yayımlandı (1928-1939). Toplumsal gerçekçi anlayışı benimsedikten sonra Yeni İnsanlık (1941), Yürüyüş (1943-44), Ses, Yurt ve Dünya, Pınar (1943-1945), Gün, Cumartesi, Yeryüzü, Beraber (1946-1953), Yelken, Türk Solu, Yeni Dergi, Gelecek, Yansıma (1960-1974) dergilerinde yazdı. Rıfat Ilgaz’ın ilk dönem ürünlerindeki, “gümüş dalları”, “ümitsiz günler”, “mavi ufuklar”, “unutulan renkler”, “tılsımlı ışıklar”, “müphem hatıra” türünden tamlamalara bakarak, Nazım Hikmet’in şiirimize getirdiği yeni olanaklara uzak, Ahmet Hamdi’ye yakın göründüğünü söyleyebiliriz. Buluşları ve sözcükleri göz önünde tutulunca, daha da belirginleşir bu yakınlık. Bireysel duyarlıklara bağlı olan bu şiirlerin havasından, sıçramayla değil, evrim sonucu çıkar Ilgaz. Önce hece ölçüsünü bırakarak uyağa dayanan dörtlü kuruluşlarda biçimsel sınırlılığı aşmayı dener. Sonra değişik temalar ve somut durumlar aramaya çalışır. Girişimlerini yaptığı yıllar belirtildiği gibi, “kendine has imajlarla dünyayı bir kaç mısraya sığdırma başarısı” gösterir (Yeni İnsanlık, 15 Mart 1940). Ercüment Behzat ve Orhan Veli’nin şiirlerindeki dize anlayaşının, şairanelikten uzaklaşma çabalarının... Devamı

18 06 2007

HALİME KAPTAN 100 TEMEL ESER LİSTESİNDE...

HALİME KAPTAN 100 TEMEL ESER LİSTESİNDE... Kategori: Haber Kurtuluş Savaşı nın cephanesi ya İstanbul dan kaçırılıyor ya da Rusya dan getiriliyordu. Şile ya da Sivastopol kıyılarndan cephanenin teknelerle inebolu ya, oradan da kağnılarla Ankara ya taşınış öyküsü acılarla ama kahramanlıklarla doludur.Öykünün kaharamanları, erkeği cephede savaşan Kastamonu ve sahili kadınlarıdır. Şehit Şerife Bacılar, Halime Çavuşlar, Halime Kaptanlar... Elinizdeki kitap, Cideli bir kadın kaptanın, azgın fırtınalarla ve korsanlarla başederek İnebolu ya cephane çekişinin romanı. Rıfat Ilgaz ın çocukluğunda yakından tanıdığı Halime Kaptan ın tarihte örneği çok az rastlanan gerçek kahramanlıkları... Türk kadınının yurdu için dalgalı denizlerdeki savaşımının ve Ulusal Kurtuluş Savaşı na cephane kadar dalga dalga "umut" taşıyışının belgeseli... ... HALİME KAPTAN (YENİBASKI) Yayıncı : ÇINAR YAYINLARI Yazar : RIFAT ILGAZ Çeviren : Kategori : ROMAN Barkod : 9789753480475 Sayfası : 143 Ebat : 13.5-19.5 Baskı : 2005-İSTANBUL   HALİME KAPTAN 100 TEMEL ESER LİSTESİNDE... - Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim öğrencileri için belirlediği 100 Temel Eser arasında Rıfat Ilgaz’ın Halime Kaptan adlı çocuk romanı da bulunuyor. 7 Mayıs 1911’de Cide’de dünyaya gelen Rıfat Ilgaz Türk Edebiyatına 70 dolayında yapıt kazandırdı. Edebiyat tarihçileri Rıfat Ilgaz’ın edebiyat dünyasına 16 yaşındayken Nazikter Gazetesi’nde yayımlanan Sevgilimin Mezarında adlı şiirle adım attığını yazarlar. Oysa Sarıyazma adlı otobiyografik romanını okuduğumuzda edebiyat dünyasına bir romanla adım attığını görürüz. Duyunu Umumiye memuru olan babasının işleri nedeniyle Samsun’a gitmek zorunda kalırlar. Babası görev yeri olan Terme’ye giderken Mehmet Rıfat’da telgrafçı olan ağabeysinin yanında kalır. İlk arabayı Samsun’da gören Mehmet Rıfat, gelecekteki işi mürettipliği de Güzel Samsun gazetesini basan... Devamı

18 06 2007

YÖRESELDEN EVRENSELE YOLCULUK;RIFAT ILGAZ’IN YAPITLARINDA

YÖRESELDEN EVRENSELE YOLCULUK;RIFAT ILGAZ’IN YAPITLARINDA KASTAMONU’NUN ETKİSİ/ Mine ÖZGÜR Kategori: Inceleme YÖRESELDEN EVRENSELE YOLCULUK; RIFAT ILGAZ’IN YAPITLARINDA KASTAMONU’NUN ETKİSİ   Mine ÖZGÜRRıfat Ilgaz, yaşam tarzıyla ve eserleriyle yaşadığı haksızlıklara baş kaldırırken; ürettiği mizah öyküleriyle, kendi döneminin yanı sıra gelecek kuşakların da uslarında yer edinen, zarif bir karşı duruş sergilemiştir. Üreten ve paylaşan kişilerin duyumsadığı mutluluk, Rıfat Ilgaz’ın yapıtlarında da kendini gösterir. Halk için doğruluğuna inandığı yolda tüm engellere karşın ilerlerken; aydınlatmayı, paylaşmayı hiç terk etmez. Yılgınlık, umutsuzluk yaşamında yer vermediği kavramlardır. “Sınıf” kitabı nedeniyle hapse girişi ve “Hababam Sınıfı” ile tanınması aynı dörtlükte yer alır; “Okutma” adlı şiirinde: “Sınıfın ozanıyım mimli, Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü. Kim ne derse desin, Çocuklar için yazdım hep Canım yansın diye İşimden atarlar sık sık, Acısını hep çocuklar çeker… Kendi öz çocuklarım, Benden önce. Şunu demek istiyorum! İki iş tuttum ömür boyu köklü. Çocukları okutmaktı ilk işim, İkincisi, Yazdığımı çocuklara okutmak. Ne gençlerden, ne çocuklardan Bir yakınmam yok Arap’ın dediği doğru: ‘Çocuk mazbut…’ Memleketse görülüyor işte, Güllük gülistanlık… Ne var ki güllerin dikeni çok!” Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğan Rıfat Ilgaz’ın yaşamında bu kentin etkisi de büyüktür. Rıfat Ilgaz’ın doğup büyüdüğü Cide’den sonra orta ve lise eğitimini gördüğü Kastamonu’da ne yazık ki 70 yaşındayken, 29 Mayıs 1981 tarihinde tutuklu olarak da bulunacaktır. Bundan iki yıl sonra, 1983 yılının Temmuz’unda Cide’de Ramazan Tuğtepe ile yaptığı söyleşide, yapıtlarını üretirken kentten, yöreden etkilenişini ve bunun önemini şu tümcelerle vurgular, Rıfat Ilgaz: “Sanatçı eserlerinde yöresel olmadan evr... Devamı

18 06 2007

RIFAT ILGAZ'IN CİDE'SİNDE..../ Deniz N. AKBAL

RIFAT ILGAZ'IN CİDE'SİNDE..../ Deniz N. AKBAL Kategori: Gezi RIFAT ILGAZ'IN CİDE'SİNDE..../ DENİZ N. AKBAL   Şefimiz, Ruhi Su Dostlar Korosu olarak 10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali kapsamında konser vereceğimizi söyleyince çok heyecanlandım. Bu vesileyle çok sevdiğim Rıfat Ilgaz'ın dünyaya geldiği Cide'yi görme imkanı da bulacaktım. Cide'yi Rıfat Ilgaz'ın adıyla duymuştum; bir çok insan gibi... Çocukluğumun hayata karşı isyanına Rıfat Ilgaz ve onun gibi değerli aydınların şiirleri ve romanlarıyla bayrak açmıştım. Nerden buldum? Kim öğretti? Bilmiyorum. Çok şanslı sayılmazdım, çevremde pek okuya(n)bilen yoktu, bir iki kişi dışında... Herkes durmadan çalışır çalışırdı. Ben de başladım çocuk denecek yaşta çalışmaya. Rıfat Ilgaz'ın şiiri hep baş ucumda oldu. Uyurken ve çalışırken. Belki de bu şiiri; bedenimize isteyerek veya istemeyerek de olsa yaptığımız haksızlığı anlattığı için. Ama ..... "Bizim suçumuz değildi" , "Eğer bizim suçumuz olsaydı" , " Çekerdik bir sabah dar ağacına kendimizi" "Bilsek ki ... Suç bizde" Edebiyatımızın büyük ustası Cide için Sarıyazma adlı romanında şunları söylemiş: “Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket… Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide’nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim.” Hemen hemen her yapıtında doğduğu topraklardan bahseden Rıfat Ilgaz'ın, dünyaya geldiği evi, yürüdüğü sokakları, kıyısında oturduğu Cide sahillerini ve dostlarını görecek olmanın heyecanı sardı beni ve arkadaşlarımı... Biraz da hüzünlenmedim dersem yalan olur.12 Eylül'den kısa bir süre sonra göz altına alınan Rıfat Ilgaz, festival yürüyüşünün yapıldığı cadde de yürütülmüş mavi bereli komandolar arasında, gözleri bağlı, elleri arkadan kelepçeli olarak....Sonra Cide Stadı'nda bekletilmiş gözaltına alınan diğer aydınlarla birl... Devamı

18 06 2007

KULE CANBAZI SUNAY AKIN - RIFAT ILGAZ VE 2 TEMMUZ!..

KULE CANBAZI SUNAY AKIN - RIFAT ILGAZ VE 2 TEMMUZ!.. Kategori: Inceleme Rıfat Ilgaz ve 2 Temmuz!.. Sunay AKIN İstiklal Marşı yarışmasına şiir gönderen yüzlerce katılımcıdan biri de odur. On beş yaşında, genç bir şair adayıdır o yıllarda. Okumaya öylesine düşkündür ki, arkadaşları tarafından ''Romancı'' diye çağrılır. Ağaçları bol olan Kastamonu'da yaşadığından dolayı bu lakap zamanla ''Ormancı'' ya dönüşür! Henüz on üç yaşındayken 1924 yılında, evde dinlediği Şarlok Holmes öykülerinden etkilenerek bir roman yazar. Konusu hiç görmediği İstanbul'da geçen romanda, hırsızı Beşiktaş'tan bir tramvaya bindirir ve Üsküdar'da indirir!.. İstanbul'daki yaşıtları oyuncaklarla oynarken o, roman yazma uğraşındadır, Karadeniz'in kıyıcığında!.. Boğaz'ı unutarak İstanbul'un karşı kıyısına gönderdiği tramvay ise bir oyuncak olarak girer, çocukluğunu anımsadığı bir şiirine: Ne kurulunca koşan tramvaylarım vardı, Ne çekince giden develerim. Balıklarımızı tanırdım, Adlarını bilirdim kuşların; Seçerdim düdüğünden Limanımıza uğrayan vapurları. Sıvas katliamından sonra yaşama azmini yitirdi 1928 yılının 2 Temmuz'u unutulmaz bir gündür hayatında. O gün, arkadaşlarıyla kaydırak oynarken, hademe tarafından müdürün okulda kendisini beklediği haberini alır. Maarif Vekili Faruk Nafiz Çamlıbel, Kastamonu'da çıkan Açıksöz gazetesinde yayımlanan ''Mehmet Rıfat'' imzalı şiiri çok beğenmiş ve şairle tanışmak istemiştir. Mehmet Rıfat, kendisine yazma aşkının aşılandığı 2 Temmuz gününü hiç unutmayacak ve tam 65 yıl sonra, yine bir 2 Temmuz günü şairlerin, yazarların Sıvas'ta yakıldığı haberini alınca yaşama azmini yitirip son nefesini verecektir. Sıvas katliamından beş gün sonra yaşama veda eder Mehmet Rıfat; sizin tanıdığınız adıyla Rıfat Ilgaz. Bir ''2 Temmuz'' günü dünyayı aydınlatma umuduyla sarıldığı kalemi yine bir ''2 Temmuz'' günü bırakır elinden. Annesinin ... Devamı

18 06 2007

DİZELERİYLE RIFAT ILGAZ’DAN GÜNÜMÜZE YORUM - MEHMET SAYDUR

DİZELERİYLE RIFAT ILGAZ’DAN GÜNÜMÜZE YORUM - MEHMET SAYDUR - Kategori: Inceleme DİZELERİYLE RIFAT ILGAZ’DAN GÜNÜMÜZE YORUM - MEHMET SAYDUR -   Mehmet SAYDUR Rıfat Ilgaz doksan dört yaşına bastı. Aramızdan hiç ayrılmamış gibi inatla yaşadığını, şiirlerine bakınca anlıyoruz. Emekten, emekçiden, halktan, içimizden birisi ve yine de sımsıcak... Ilgaz’ı ölümsüz kılan toplumcu kişiliği kolay oluşmadı. Hem “alaylı” ve hem de “okullu” olan Ilgaz’ın toplumculuğu daha çok “alaylı” yanına; yani yaşadıklarına, verdiği hesaplara dayanır. O doksan yıl önceki Balkan ve I. Dünya Savaşı’nın acılı ortamında büyümeye başladı. Savaşlar, çocuk Mehmet Rıfat’ın yanıbaşındaydı. En büyük ağabeyi İsmail, Çanakkale’de savaşıyordu. Yaralanıp Cide’ye gelmese onu tanıyamayacaktı bile. Bir süre sonra İsmail, Hemadan’da şehit düşmüş; taa oralardan kılıcı gelmişti. “(...) Bir resim kalmıştı ondan konsolun gözünde Kim bilir nerelerdedir kılıcı? Aynalıçarşı’da değilse, Çanakkale içinde, İstanbul’da Kapalıçarşı’dadır. (Talimlerimiz/Kulağımız Kirişte) İlkokul günlerinde kardeş acısının sıcaklığına komşu çocuklarının acıları da eklendi. Kurtuluş Savaşı başlamıştı bu kez de... Yeni gelen Harbiye’li başöğretmen Hilmi (Erdem) Bey, Cide’de “istihbarat odası” kurmuştu. Rıfat da bir şeyler yapmalıydı. Henüz dokuz yaşında burada ajans haberlerini kopya ederek ilk kez ezilen tarafın yanında eylemli olarak yerini alıyordu. “...Halkın istilacılara karşı açtığı savaşın bütün haberlerini ayrıntılarına kadar karbonlu kağıtların üstünden bastıra bastıra kalem yürütüp çoğalttım. Yalı’dan cephane taşıyan yürekli gemicilerin takalarını yüzdürdüm. Yunan gemileri tarafından sıkıştırılanları karaya çektim. Hemşerim Rahime Kaptan’ı da öbür kaptanlarla birlikte bu günlerde tanıdım...” (Cart Curt, s. 18). Rıfat Ilgaz’ın k... Devamı

18 06 2007

KİTABIMA EL BASARIM Kİ, DOĞRU! - UTKU ERİŞİK -

KİTABIMA EL BASARIM Kİ, DOĞRU! - UTKU ERİŞİK - Kategori: Inceleme KİTABIMA EL BASARIM Kİ, DOĞRU! UTKU ERİŞİK Kırmızı ve Siyah’ı okurken altını çizdiğim şu cümleleri lütfen bu yazının sonunda yeniden okuyun: “Roman dediğin, bir uzun yol üzerinde dolaştırılan bir aynadır. Bir bakarsın göklerin maviliğini, bir bakarsın, yolun irili ufaklı çukurlarında birikmiş çamuru görürsün. Sonra da kalkıp heybesinde bu aynayı taşıyanı ahlâksızlıkla mı suçlayacaksınız? Aynası çamuru gösteriyor diye aynaya kabahat bulmak olur mu? Böyle çamurlu çukuru bulunan yola, daha doğrusu suyun akmasını, kokmasını, çamur çukurları meydana getirmesini önlemeyen temizlik müfettişine çatın.” Tebliğ adlı şiir kitabı yayımlandığında sağcı basının kışkırtmasıyla A.Kadir, Sansaryan Han’da dört günü aç-susuz olmak üzere, toplam on yedi gün kalır ve yargı önüne çıkarılmadan sıkıyönetimce sürgüne gönderilir. Aynı Sansaryan Han’ın siyasî tutukluları arasında üç hafta kalanlardan biri de, bir lise öğrencisidir. Suçu, Sınıf adlı kitabı okuldaki arkadaşlarına önerip satmış olmasıdır. Yıllar sonra aynı öğrenci, Ömer Faruk Toprak’a (Adana) Bahçe’den Harman Zamanı adlı bir roman dosyası yollar. Kendi anlatımıyla, “Artık Yürüyüş’e yazılarını gönderen şair namzeti değildir.”... Ve onun tuhafına asıl gidecek olan, bu olayı Sınıf’ın şairinin de uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen anımsıyor olmasıdır; “Harman Zamanı’nı niye yayımlamıyorsun? Bence pekâlâ başarılı bir romandı.” diye sorar çünkü... Sansaryan Han’daki işkence hücreleriyle genç yaşta tanışmış olan ‘lise öğrencisi’, bunu duyunca yaşadığı şaşkınlığı, Sınıf’ın şairinin ölümü ardından yazdığı yazıda dile getirir: “Gönderdiğim yazıları onun da okuduğunu bilmiyordum, bu vesileyle öğrenmiş oldum; sırtı sıvazlanmış eski bir çırak gibi sevindim, göğsüm kabardı.” Burada ‘bir çırak gibi sevindiğini’... Devamı

18 06 2007

“HABABAM SINIFI”NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ

“HABABAM SINIFI”NIN EFSANESİ - AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ Kategori: Soylesi “HABABAM SINIFI”NIN EFSANESİ /  AYDIN ILGAZ SÖYLEŞİSİ KADİR İNCESU CanYücel: “Şairliği bilmem ama...” diyordu. “ Aydın iyi bir mizah yazarı olacak!” Oysa ben iyi biliyordum Aydın’ın ne şair ne de yazar olmayacağını.Türkiye’mizde hiçbir çocuk, yeteneklerinin doğrultusunda ne yetiştirilir, ne de yetiştirilme olanaklarına kavuşturulmuş olabilirdi. Aydın, babası şair olanların, mizah dergilerinde yazı yazanların, nelerle karşılaşabileceğini dört yaşındayken hapishane kapılarında öğrenmişti. Babası gibi yazar olması için onu kim zorlar da başarı sağlayabilirdi? Polisi dört yaşında tanımış, babası için söylenmiş türlü sözcüklerle kulakları gene bu yaşlarda doldurulmuştu.”(Rıfat Ilgaz - Yokuş Yukarı,Çınar Yayınları,5.Basım,Ekim 1996, Sayfa 26 ) Can Yücel, o zamanlar 12 yaşında olan Aydın Ilgaz’ın yazdığı bir ödevi okuduktan sonra bunları söylerken, Rıfat Ilgaz ise o düşüncelere pek katılmıyordu. Yaşadıklarına bire bir şahit olan oğlunun yazmaktan uzak duracağın çok iyi biliyordu. “Sınıf” adlı şiir kitabı nedeniyle 6 ay hapse mahkum olan Rıfat Ilgaz, Tophane Cezaevi’ne konur. O sıralar 4 yaşında olan Aydın Ilgaz hem annesiyle hem de yalnız başına babasını ziyarete gider. O günler “Ziyaret Günü Notları 2” adlı şiirine konu olur. ZİYARET GÜNÜ NOTLARI 2 Öğretmeni tanımadan Öğrendi polisi, jandarmayı, Koltuğunda babasının çamaşır paketi, Koynunda köylü sigarası, üç paket, Bu da kendi armağanı. Ayıplasalar da mahallede yeridir Böyle taşınmasını cezaevine, Parmak kadar çocuğun. Komşuya düşer dedikodusu elbet Kitap yüzünden yatanın; Böylesi hiç geçer mi gazeteye, Yıl 1944. Babasına bakarsan oralı değil, Varsın diyor, su yolunda kırılsın Bizim su testisi! Rıfat Ilgaz / Bütün Şiirleri Rıfat Ilgaz, “Aydınların Orhan Amca’ları” adlı yazısında son olarak şu sa... Devamı

18 06 2007

RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI...

RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI... Kategori: Inceleme BİR ÇINARIN ŞİİRLERİ ÖNER YAĞCI   “...Rıfat Ilgaz, o dönem toplumcu şairlerinin en ‘nevi şahsına münhasır olanı’dır. Şiirlerini sanki dudaklarından eksik olmayan acı bir tebessümle yazardı; ilk bakışta masum, hatta basit sanabilirdiniz; etkisi sonra sonra derinleşiyor, anlamı ya da mesajı, sonra sonra insanın içine işliyordu... O ‘Fedailer Mangası’nın demirbaşlarındandı...” Attilâ İlhan   Rıfat Ilgaz, Cide’nin duvarları deniz kokan (şimdi Rıfat Ilgaz Evi olan),  ahşap bir evinde doğar. Kendi anlatımına ve annesinden duyduğuna göre “derin kar”da, 1910 Şubat’ında; nüfus kütüğüne göre ise 7 Mayıs 1911’de. Gelir dünyaya ve yaşar, 82 yıllık onurlu bir çınar olur; çalışkan, ışık saçan, halkına ve yurduna sevdalı bir çınar; kaynağı insan, kaynağı halk, kaynağı Anadolu olan bir çınar. Bu kaynaklarına hiç ihanet etmeyen, bu kaynaklardan aldığı esinle yaşamın aydınlatılması ve güzelleştirilmesi kavgasının ölümsüz yazarlarından biri olmayı başaran bir çınar... Eğitimciliği, yurtseverliği, toplumculuğu, devrimciliği ve insan sevgisi yapıtlarında buram buram tüten bir çınar... Tüttürdüğü güzellikler Anadolu’da yüzyıllardır süren aydınlanma kavgasına bağışlanan güzellikler olan bir çınar... Aydınlanma savaşımının ölümsüzlük bayrağını taşıyan bir çınar... Rıfat Ilgaz’ın yaşamının aynası kitapları, kitaplarının aynası da yaşamıdır. “Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde” diyen bir sanat ve yaşam anlayışıyla, aynaya yaşamı sanatlaştırarak yansıtan bir yazardır o. Onun aynasında Hababam Sınıfı (1957) ile başlayan, Bizim Koğuş, Karadeniz’in Kıyıcığında, Meşrutiyet Kıraathanesi, Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde gibi sekiz romanını görürüz; insan serüvenlerini. Radarın Anahtarı (1957) ile başlayan, Dördüncü Bölük’le tamamlanan 19 gülmece öyküsü ... Devamı

18 06 2007

RIFAT ILGAZ’IN ÖLÜMSÜZ ESERİ DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ...

RIFAT ILGAZ’IN ÖLÜMSÜZ ESERİ DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ... Kategori: Haber RIFAT ILGAZ’IN ÖLÜMSÜZ ESERİ DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ Rıfat Ilgaz tarafından yazılan ve Ertem Eğilmez tarafından filme alınan, komedi klasiği “Hababam Sınıfı” serisinin 1975 yapımı ilk halkası, dünyanın en iyi üçüncü komedi filmi seçildi. İnternetteki “imdb” sitesinde onbinlerce sinema izleyicisinin katıldığı oylamada ‘Hababam Sınıfı’, yüzlerce komedi filmi arasında üçüncülüğü elde etti. İzleyicilerden “10” üzerinden “8.5” not alan film, dünya sinemasının pek çok ünlü komedi yapımını da geride bıraktı. Rıfat Ilgaz’ın eserinden beyazperdeye uyarlanan ‘Hababam Sınıfı’ serisinin ilk filminde Ertem Eğilmez kamera arkasına geçmişti. Filmde,Türk Sineması’nın ünlü isimleri Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Adile Naşit, Şener Şen ve Halit Akçatepe rol almıştı. ‘Hababam Sınıfı’ serisi, 1976’da ‘Hababam Sınıfı Uyanıyor’, 1977’de ‘Hababam Sınıfı Tatilde’, 1978’de ‘Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor’ ile sürmüştü. “HABABAM SINIFI”’NIN DOĞUŞU 1956 yılında İlhan Selçuk yönetimindeki Dolmuş adlı mizah dergisinin Direksiyon, Egzoz ve Çamurluk gibi takma adlar taşıyan yazarları arasınA sonradan katıldığı için Stepne adını kullanan Rıfat Ilgaz, birkaç hafta sonra HABABAM SINIFI adlı yazı dizisini yazmaya başlar. Okurların gösterdiği olağanüstü ilgi, diziyi kitaplaştırır. Kitabın ilk basımında yazar Stepne olarak görülür. Stepne’nin kim olduğunun anlaşılması için de bir süre geçmesi gerekir. Rıfat Ilgaz, Asım Bezirci’ye “HABABAM SINIFI”nın doğuşunu şöyle anlatır; “Ben bu eseri İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş adlı mizah dergisinde küçük hikayeler şeklinde yazmaya başladım. 1950’li yıllarda... Turhan Selçuk’da resimliyordu. Öyküler çok beğenilince, İlhan devam etmemi söyled... Devamı

18 06 2007

10. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

10. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ Kategori: Haber 10. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ - Edebiyatımızın Koca Çınar’ı Rıfat Ilgaz’ı anmak amacıyla her yıl yinelenerek gelenekselleşen Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali bu yıl da 8-9-10 Temmuz 2005 tarihlerinde gerçekleşecek. CİDE ve RIFAT ILGAZ 1911’de Cide’de Atatürk Caddesi, 67 no’lu ahşap evde başlayan, 83 yıl sürecek olan inatçı bir yaşamdır Rıfat ILGAZ. Türk yazınının bütün alanlarında verdiği çok değerli eserlerden; “Hababam Sınıfı”, “Yıldız Karayel”, “Karartma Geceleri”, “Sınıf” ilk akla gelenlerdir. Toplumcu, gerçekçi çizgide yazdığı eserleriyle, haklı bir ustalık payesi kazanmıştır. Cide Rıfat ILGAZ için ne ifade ediyordu? CİDE’DE DOĞDU “Cide doğduğum eşsiz, benzersiz memleket, ne iyi etmiş de annem beni bu cana yakın memlekette doğurmuş! Her şeyimi yetirdiğim günlerde Cide’nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim...” “...Ciğerlerim havaya ilk burada kavuşmuştu. Demek vücudum buranın havasına, suyuna, besinine göre oluşup gelişmişti. Gözlerim buranın görünümüne bakarken daha dingindi. Kim bilir sinirlerim, sağduyum, bilinçaltım da öyle olmalıydı...” “Rıfat ILGAZ denince akla Karadeniz gelir; önce Memişköylü, sonra Cideli oluşum. Cideli olduğumu yapıtlarımda gösterişim; kimilerinin sandığı gibi Cide’ye, memleketime turistik katkıda bulunmak için değil, doğanın güzelliğini, doğa-insan ikilemi, değerlendirilmemiş üretimi, sömürüyü, geri kalmışlığı, bulup çıkarabilmek(...) bu gerçekleri yeryüzü insanlarına gösterebilmek. Demek ki amacımın içinde yöresel olmaktan çok evrensel olabilme çabası var.” “...İlk izlenimlerim, doğa-toplum ilişkilerim, insan sevgim burada biçimlenip uç verdi, halkı, köylüyü, kıtı kıtına yaşayan insanları burada tanıdım (...) Hâlâ köylü dendi... Devamı

18 06 2007

5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ SONUÇLANDI..

5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ SONUÇLANDI.. Kategori: Haber 5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ SONUÇLANDI.. - İnsan duyarlılığı ile sınıfın en devamsızını, çaycılık edenini, hocadan azar işitenini şiirine konuk eden, “SINIF’ın mimli ozanı” Rıfat Ilgaz, 2001 yılından bu yana adına düzenlenen Şiir Ödülü ile Kastamonu’da anılıyor. Yapıtlarında toplumcu gerçekçi anlayışa yeni bir soluk getiren Ilgaz’ın adına, ailesi tarafından şiir ödülünün verilmesinin amacı ise Rıfat Ilgaz adını yaşatmak, gelecek kuşaklara taşınmasını sağlamak... Betül Tarıman, Zeynep Uzunbay, Müslim Çelik, Turgay Fişekçi ve Aydın Ilgaz’dan oluşan jüri : ‘ Dili kullanmadaki başarısı, ritim ve tonlamalardaki mükemmellik, modern şiirimizin biçim ve olanaklarını zorlaması’ nedeniyle Betül Dünder’i birinciliğe değer buldu. Onur Akyıl’ın Jüri Özel Ödül’ü aldığı yarışmada İsmail Cem Doğru Başarı Ödülü ile ödüllendirildi. Ödül töreni Türk Edebiyatının Koca Çınarı Rıfat Ilgaz ‘ın doğum günü 7 Mayıs cumartesi günü Ankara Ünüversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu’nda yapıldı.   http://www.cinaryayincilik.com.tr 04:06 - 9/1/2006 ... Devamı

18 06 2007

1. RIFAT ILGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ SONUÇLANDI..

1. RIFAT ILGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ SONUÇLANDI.. Kategori: Haber 5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ 1. RIFAT ILGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ SONUÇLANDI.. - Kırk Kuşağının önemli adlarından Rıfat Ilgaz, yazar ve aydın olma sorumluluğunu yazının her alanında taşıyan kimliğiyle gelecek kuşaklara hep örnek olacaktır. Başta şiir olmak üzere roman, anı, makale, oyun, çocuk ve mizah dalında verdiği 70 dolayında ürün, aydınlatıcı ve sanatsal yanıyla okurlarıyla halen kol koladır. Mizah olarak adlandırılırsa da, öyküleri yaşamın / yaşamımızın insanla örtüşen yanını her dokunuşunda yeniden anımsatıyor bize... Çınar Yayınları’nın Rıfat Ilgaz adına koyduğu ve bu yıl ilki düzenlenen öykü ödülü sonuçlandı. Leyla Erbil,Tahsin Yücel, Prof. Dr. Sedat Sever, Emin Özdemir ve Burhan Günel’in jüri üyeliğini yaptığı seçici kurul gelen 87 dosyayı değerlendirirken; “özgünlüğün ve yazınsal yetkinliğin yanı sıra insana, yerel ve evrensel değerlere saygı, Türk Diline özen, toplumcu-aydınlanmacı bir dünya görüşünü benimseme” belirleyici olmuştur. Yapılan değerlendirme sonucu Lütfiye Aydın “ Gri Gül” adlı dosyası ile ödüle değer görülmüştür.   5. KASTAMONU RIFAT ILGAZ ŞİİR ÖDÜLÜ İnsan duyarlılığı ile sınıfın en devamsızını, çaycılık edenini, hocadan azar işitenini şiirine konuk eden, “SINIF’ın mimli ozanı” Rıfat Ilgaz, 2001 yılından bu yana adına düzenlenen Şiir Ödülü ile Kastamonu’da anılıyor. Yapıtlarında toplumcu gerçekçi anlayışa yeni bir soluk getiren Ilgaz’ın adına, ailesi tarafından şiir ödülünün verilmesinin amacı ise Rıfat Ilgaz adını yaşatmak, gelecek kuşaklara taşınmasını sağlamak... Betül Tarıman, Zeynep Uzunbay, Müslim Çelik, Turgay Fişekçi ve Aydın Ilgaz’dan oluşan jüri : ‘ Dili kullanmadaki başarısı, ritim ve tonlamalardaki mükemmellik, modern şiirimizin biçim ve olanaklarını zorlaması’ nedeniyle Betül Dünder’i birinciliğe değer buldu. Onur Akyıl’ın Jüri Özel Öd... Devamı

18 06 2007

Ilgaz'ın Yazarlığının Kaynağı/ Öner YAĞCI

Ilgaz'ın Yazarlığının Kaynağı/ Öner YAĞCI Kategori: Elestiri  Evrensel, Ilgaz'ın yazarlığının kaynağıRıfat Ilgaz "gerçekçi" bir edebiyatçıdır ilkin. Onun gerçekliği, yaşamı sanatlaştırmada seçtiği yöntemdir. İnsan gerçekçilikten sosyalist gerçekçiliğe uzanır.   Ilgaz'ın yazarlığının kaynağı         Öner YAĞCI      Rıfat Ilgaz, kaynağı insan, kaynağı halk, kaynağı Anadolu olan bir edebiyatçımızdır. O, kaynaklarına ihanet etmeyen, kaynaklarından aldığı esinle yaşamın aydınlatılması, güzelleştirilmesi ve geleceğe aktarılması kavgasının ölümsüz yazarlarından biridir. O, halk ve insan kaynağına sosyalist, yurtsever, halkçı, cumhuriyetçi, özgürlükçü, demokrat, laik, devrimci, aydınlanmacı bir aydın olarak eğilmiş, eğitimciliği ve insan sevgisiyle de, Can Yücel'in dediği gibi, "Anadolu'nun yüce bir dağı"dır, "eteklerinde kitaplar." Onun yazdıklarından buram buram tüten, Anadolu'da yüzyıllardır süren aydınlanma kavgasına bağışlanan güzelliklerdir. "Dünü bugüne, bugünü yarına bağlama"nın ustalarından biri olarak aydınlanma savaşımımızın bayrağını yarınlara aktarmayı başaran yazarlarımızdan biri olan Rıfat Ilgaz'ın yaşamının aynası kitapları, kitaplarının aynası ise yaşamıdır. O, "Yaşamak bir yürek işçiliği" düşüncesiyle yaşamı sanatlaştırarak aynaya yansıtan bir edebiyatçıdır. Peki, Rıfat Ilgaz nasıl böyle bir edebiyatçı olmuştur, onu Rıfat Ilgaz yapan etkenler nelerdir? Rıfat Ilgaz "gerçekçi" bir edebiyatçıdır ilkin. Onun gerçekliği, yaşamı sanatlaştırmada seçtiği yöntemdir. İnsan gerçekçilikten sosyalist gerçekçiliğe uzanır. İnsanın, "insan emeğinin en yüce değer" olduğu; insanın doğaya egemen olarak yaşamı değiştiren bir varlık olduğu; yaşamı değiştirirken kendisinin de değiştiği; tek birey olarak değil de toplumsal ilişkiler içinde yaşayan bir varlık olduğu; doğayla ve başka insanlarla ilişkilerindeki duygularının, düşüncelerinin, davranışlarının çelişkiler... Devamı

18 06 2007

Yarına kaç var Rıfat Hocam?/ Celal BAŞLANGIÇ

Yarına kaç var Rıfat Hocam?/ Celal BAŞLANGIÇ Kategori: Inceleme Yarına kaç var Rıfat Hocam?   Yaşamı cezaevi, Babali ve sanatoryum üçgeninde geçti. Okyanusların sonsuzluğuna açıldığında 60 kitaptan oluşan dev bir kitaplık bıraktı. Şimdi adına festivaller yapılıyor. Cide'de doğduğu ev müze olacak.   Celal BAŞLANGIÇ Kilitsiz kapın çaldı bir gece yarısı. Oysa itseler içeri girebileceklerdi.Kalktın son sayfalarını yazdığın 'Yıldız Karayel' romanının başından, kapıyı açtın.Karşında mavi bereleri, yeşil elbiseleriyle duruyordu postallılar.Evinin odalarına dağıldılar ikişer üçer.12 Eylül'ün en uğursuz günleri...Dergiler, kitaplar toplandı raflardan birer birer. Askerlerin başındaki astsubay daktiloda yarım kalmış kâğıdı göstererek, "Bunu çıkartabilir miyim?" diye sordu. "Eyvah" dedin içinden, "sonuna geldiğim romanının tek kopyasını da alıp götürecekler."Sonra derin bir nefes aldın astsubay, "Tutanak tutacağım da" deyince.Sonra özenle düzeltip kitaplığın üst raflarından birine yerleştirdi son romanının tek kopyasını.Roman kurtulmuştu ama, seni götüreceklerdi.Jandarma karakolunda dik bir ses tanıtmıştı seni komutana:"Baş papazları da yakalandı gençlerin! Dışarıda bekliyor!"Sonra itile kakıla bir asker koğuşuna götürüldün. Öğretmen Ramazan'la emekli başöğretmen Muammer de buradaydı. Gözlerini siyah bir bantla bağlamışlar, ayakta bekletiliyorlardı."Ayaklarını aç! Kollarını kaldır!" komutları arasında senin de gözlerini bağladılar.O yıl tam 70 yaşına basmıştın. Ama bir gece yarısı alınıp götürülmeye engel değildi bu yaşta olman. Belki de sanatına katkıda bulunuyorlardı, tam 70 yıldır yaptıkları gibi:"Yaşadıkça azıyor romatizmalarımız,Bir günümüz bir günümüze uymuyor,Artıyor ağrılarımız, sızılarımız,Kapıyı kim vuracak belli olmaz, Kulağımız kirişte olmalı!"1974'te emekli olunca gelip yerleşmiştin 'doğduğun, çocukluğunun geçtiği' bu düşsel kente. Yemyeşil, masmavi bir masal ülkesiydi senin için Cide. Ama orada da peşin... Devamı

17 06 2007

Cide ve Rıfat Ilgaz

Cide ve Rıfat Ilgaz Kategori: Inceleme Rıfat Ilgaz    (1911 Cide - 7 Temmuz 1993 İstanbul)       Rıfat llgaz, 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairleri arasında başta  gelenlerindendir.               1911 yılında Cide'de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz (Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulunda Türkçe Öğretmenliğine başlayan llgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940'da Gığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Haşan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel'le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942'de Yürüyüş dergisini çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A. Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943'de ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944'de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. Pertev Naili Boratav "Sınıf" için:    "Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat llgaz'ın kitabını oku-yup anlamlarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur" diye yazdı.    1945'de Gün dergisi çıktı. llgaz bu dergide sekreterdi. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin'in Cumartesi dergisine ortak oldu. S... Devamı

17 06 2007

1911’de Cide’de Atatürk Caddesi, 67 no’lu ahşa

1911’de Cide’de Atatürk Caddesi, 67 no’lu ahşap ev: Rıfat ILGAZ. Kategori: Inceleme RIFAT ILGAZ 21.09.2005     Ünlü edebiyatçımız Rıfat ILGAZ'ın doğduğu ev uzun yıllardan beri yapılmayı beklerken kısa süre önce Kültür ve Turizim Bakanlığı tarafından Cide Belediyesine tahsis edilen Ev ve Bahçe Belediye Başkanımız Nejdet DEMİR'in yoğun gayretleri sonucu Kurul kararı alarak yenisi yapılmak üzere bugün yıkıldı.Belediye Başkanımız Nejdet DEMİR bina 3 m daha arkaya çekilerek projeye uygun bir şekilde önümüzdeki festivalde açılacağını Rıfat Hocaya ve Cide ye yakışır bir görünüme kavuşacağını söyledi. .:. Rıfat ILGAZ  (1911 - 1993)   1911’de Cide’de Atatürk Caddesi, 67 no’lu ahşap evde başlayan, 83 yıl sürecek olan inatçı bir yaşamdır Rıfat ILGAZ.Türk yazısının bütün alanlarında verdiği çok değerli eserlerden; “Hababam Sınıfı”, “Yıldız Karayel”, “Karartma Geceleri”, “Sınıf” ilk akla gelenlerdir.Toplumcu, gerçekçi çizgide yaşadığı eserleriyle, haklı bir ustalık payesi kazanmıştır.  .:.  Cide Rıfat ILGAZ için ne ifade ediyordu?“Cide doğduğum eşsiz, benzersiz memleket, ne iyi etmiş de annem beni bu cana yakın memlekette doğurmuş! Her şeyimi yetirdiğim günlerde Cide’nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim...”“...Ciğerlerim havaya ilk burada kavuşmuştu. Demek vücudum buranın havasına, suyuna, besinine göre oluşup gelişmişti. Gözlerim buranın görünümüne bakarken daha dingindi. Kim bilir sinirlerim, sağduyum, bilinçaltım da öyle olmalıydı...”“Rıfat ILGAZ denince akla Karadeniz gelir; önce Memişköylü, sonra Cideli oluşum. Cideli olduğumu yapıtlarımda gösterişim; kimilerinin sandığı gibi Cide’ye, memleketime turistik katkıda bulunmak için değil, doğanın güzelliğini, doğa-insan ikilemi, değerlendirilmemiş üretimi, sömürüyü, g... Devamı

17 06 2007

Kısa... Kısa... Değinmeler...

Kısa... Kısa... Değinmeler... Kategori: Haber Rıfat Ilgaz Sempozyumu Türk edebiyatının Koca Çınarı Rıfat Ilgaz adına Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi ve Çınar Yayınları'nın işbirliği ile Rıfat Ilgaz Sempozyumu düzenleniyor. 10-11-12 Mayıs tarihlerinde Kastamonu'da düzenlenecek sempozyumun amacı şöyle açıklanıyor: "Küreselleşme, globalleşme söylemleri altında Yeni Dünya Düzeni dayatmaları ülkemizin yüzyıllık sorunu... Yaşadığı dönemde bu topraklarda aydın onuru, yazar sorumluluğu, şair duyarlılığıyla dimdik kalmış, çektiği sıkıntıları mizah hoşgörüsünde yaşamış bir Anadolu çınarı, Rıfat Ilgaz. Onu bilimsel yönden ele almak, bağımsız kalmanın da ipuçlarını verecek günümüz aydınlarına. Sempozyum kurulları şu isimlerden oluşuyor: BİLİM KURULU: Prof. Dr. Cahit Kavcar, Prof. Dr. Sedat Sever, Burhan Günel, Dr. Kemal Ateş, Zekeriya Kaya. YÜRÜTME KURULU: Prof. Dr. Bahri Gökçebay, Dr. Atıf Uğurlu, Uzman İlknur Türkkaan, Hayrünnisa Günel, İ.Anıl Çokgürses, İbrahim Tozan, Kadir İncesu, Mine Özgür, Mirati Madak, Nurten Çakıroğlu, Serdar İzbeli, Utku Erişik. DANIŞMA KURULU: Prof. Talat Sait Halman, Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. İsmail Parlatır, Prof. Dr. Kemal Özmen, Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Prof. Dr. Nurullah Çetin, Prof. Dr. Rahmi Er, Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Yrd. Doç. Dr. Nihayet Arslan, Doğan Hızlan, Emin Özdemir, Fahrettin Demir, Feyza Hepçilingirler, Gülsemin Hazer, Güngör Gencay, İlhan Selçuk, Leylâ Erbil, M. Emin Değer, M. Sadık Arslankara, Mehmet Başaran, Mehmet Saydur, Öner Yağcı, Server Tanilli, Sevgi Özel, Tahsin Yücel, Tarık Akan. SEMPOZYUM KONULARI: "Rıfat Ilgaz'ın Romanı", "Rıfat Ilgaz'ın Öyküsü", "Rıfat Ilgaz'ın Şiiri", "Rıfat Ilgaz'ın Mizahı", "Rıfat Ilgaz'ın Çocuk Edebiyatı", "Rıfat Ilgaz'ın Gazeteciliği", "1940 ­ 2000 Sürecinde Rıfat Ilgaz", "Rıfat Ilgaz ve Sinema", "Rıfat Ilgaz ve Tiyatro", "Rıfat Ilgaz ve Aydınlanma", "Yerelden Evrensele Rıfat Ilgaz", "Halkevleri... Devamı

17 06 2007

Öner Yağcının "Markopaşa Kitapları" üzerine değerlendirmesine Me

Öner Yağcının "Markopaşa Kitapları" üzerine değerlendirmesine Mehmet Ergün'den cevabi bir yazı geldi. Kategori: Elestiri 20.06.2002 Markopaşa üzerine söz alırken Öner Yağcının "Markopaşa Kitapları" üzerine değerlendirmesine Mehmet Ergün'den cevabi bir yazı geldi. Aşağıda sunuyoruz MEHMET ERGÜN Öner Yağcı, "Markopaşa'yı Günümüze Getiren Kitaplar" başlıklı yazısının bir yerinde, "Markopaşa olayı ilgili olarak yazılan onlarca makalenin dışında, dönemle ilgili birçok araştırmada ve anılar demetinde olayın gerçekliği konusunda yeterli ölçüde olmasa da çalışmalar yapıldı" diyor. Ardından da bu yargının yönlendiriciliğinde Markopaşa ile ilgili/ ilişkili üç kitabı ele alıyor. Ama "siyasal ve yazınsal tarihimize tutulan önemli bir ışıldak", "olayın aydınlatılmasına yeni bir katkı" olarak nitelendirmesine karşın, onları da yeterli bulmadığını ve "Markopaşa'ların daha yeni çalışmaları beklediğini" belirtiyor.(1) Bu değerlendirmeleri yaparken Markopaşa ile ilgili çalışmalarda gördüğü yetersizliklerle giderilmeleri için yapılması gerekenlere değinmiyor. Ama o sözleri söyleyecek konumda olduğunu duyumsatan bir dil kullanmaktan da geri durmuyor. Yağcı'nın Markopaşa'ya ilişkin olarak "bir bilen" edasıyla söyledikleri üzerinde durmak gerekiyor. Hangi Markopaşa? Yağcı, tek bir Markopaşa'dan söz ediyor. Ona göre bu derginin serüveni 25 Kasım 1946'da başlıyor ve 1950'lerin Hür Markopaşa'larına, Medet'lerine ulanıyor. Şöyle yazıyor "...ilk sayısı 25 Kasım 1946'da 6000 basılarak yayımlanan (daha sonra tirajı 60.000'e ulaşan) haftalık Markopaşa'dan başlayıp Merhumpaşa, Malumpaşa, Ali Baba'nın serüveniyle devam ederek Sabahattin Ali'nin öldürülmesinden sonra Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'ın Başdan, Hür Markopaşa, Yedi-Sekiz Paşa (Yedi-Sekiz Hasan Paşa olacak - M.E.) Medet, Öküz Mehmet Paşa adlarıyla sürdürdükleri 'yeni Markopaşalar'..." Ortada bir değil, iki Markopaşa var oys... Devamı

17 06 2007

Bir Rıfat Ilgaz Güncesi/ Mehmet Emin DEĞER

Bir Rıfat Ilgaz Güncesi/ Mehmet Emin DEĞER Kategori: Inceleme  29 EKİM 1998 Mehmet Saydur'dan "Biz de Yaşadık" Bir Rıfat Ilgaz güncesi Rıfat Ilgaz'lı Yıllar'dan sonra, işte bir yeni tür kitapla karşımızda Mehmet Saydur. Evet bu yeni tür bir günce. Anılar demeti denilemez bunlara. Bir günce denemesi, ama güncenin sahibinin değil. O'nun adına, ama onun sözleri ve yazılarını içeren bir çalışma. M. EMİN DEĞER "Biz de Yaşadık"... Bir sitem kokusu var değil mi, bu iki sözcükte. Kimi kez, bir ya da bunun gibi iki sözcüğe bir yaşam sığar. Evet bir sitem taşıyor, feleğe bir kafa tutuş da var mı bilemiyorum. Ama yine de yaşama küsmeyen, acılardan çıkarılacak ders vermeye yönelik bir sitem var! Yaşama, belki de yeni anlamlar kazandıracak bir sitem! Doğrusu, Saydur çok önemli bir iş başarmış. Bir ünlü yazarın yaşamından kesitler değil elimizdeki yapıt; onun kadar, bir dönemin siyasal ve sosyal yaşamından kesitler sunan ve bu kesitlerle o dönemi soruşturan bir çalışma. Hem de belgelerin kaynağına inerek. Kimi belgelerin tıpkı basımlarını sunarak. Yalnız bir yazın belgeseli değil, bir dönemin sosyal ve siyasal belgeseli gibi deyişim bundan. Rıfat Ilgaz'ın günlüğünden kesitler sunan bir yapıttan söz ediyorum. Ustanın "Biz de Yaşadık" sözcükleriyle yaşama bir sitem selamı yollayan, günlüğü diyebileceğimiz bir yapıttan ve onu yazan Mehmet Saydur'dan söz ediyorum. Saydur'un adını yine bir başka Rıfat Ilgaz belgeseliyle duymuştuk: Rıfat Ilgaz'lı Yıllar'ı yazmıştı. Saydur, öğretmen; bir köylü çocuğu. Onu çok sevmemin nedeni, görevini devrimci bilinciyle yapması değil; yalnız iyi okuyan, özümseyen ve okunur bir kalemi olması da değil; daha fazlası var. Bir köylü çocuğu, ama köyünden, toprağından kopmamış olması benim için önemli. Belki onu değerli kılan da bu yönü bana göre. Bilir misiniz, her yaz Temmuz ayında 10-15 gün ekin biçmeye gider köyüne. İki sevimli kızı ve değerli bir öğretmen olan eşiyle. Bab... Devamı

17 06 2007

Türkçe Günlükleri/ Feyza Hepçilingirler

Türkçe Günlükleri/ Feyza Hepçilingirler Kategori: Gunluk Cumhuriyet Kitap, 01.04.2004   Feyza Hepçilingirler Türkçe Günlükleri 11 Mart, Perşembe Duyduğumuzu yazamaz, yazılanı okuyamaz olduk, dediğimde şaka ettiğimi; hatta şakayı abarttığımı düşünenler oldu. Oysa, hangi sözcüğü, nasıl yazacağımızı, nasıl okuyacağımızı gerçekten şaşırdık. Tüyap Kitap Fuarı'nda Mehmet Coral'ın adı, "Mehmet Korıl" diye anons edilmişti de biz duyanlar gülmekle yetinmiştik. Kemal Sunal'lı "Hababam Sınıfı" TV kanallarından birinde yeniden gösterilecekmiş. Bugünkü Radikal gazetesinde filmle ilgili bilgi veriliyor "İnek Şaban, Güdük Necmi, Body Ekrem gibi karakterlerle karşılaştığımız film..." O Ekrem "Body" değil, "Badi". Rıfat Ilgaz o tipe "Badi Ekrem" adını verdiğinde "body" diye bir sözcük Türkçeye girmemişti daha. Badi, "ördek, ördek gibi sallanarak yürüyen (kişi)" demek; buradan aktarmayla, "kısa boylu, ufak tefek" anlamlarına da gelir ki Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı romanındaki kahramanını kısa boylu olduğu için böyle adlandırmış. "Body" ise, dilimize son 10 ­ 15 yılda giren sözcüklerden biri. Kadın giysisi, bedeni sımsıkı saran, fanila ile tişört arası bir tür giysi demek. Ekrem'in adı, bu anlamda bir sözcükle niçin yan yana gelsin? Üstelik, o sözcük kastedildiğinde bile neden "body" diye yazıyoruz, "badi" yazsak olmaz mı? Hani Türkçe okunduğu gibi yazılan bir dildi? Hoş, böyle söyleyenler de bildikleri Batı dilleriyle karşılaştırıyorlar Türkçeyi. O dillere göre, okunuşu ile yazılışı arasında çok büyük farklar olmadığını anlatmak amacıyla, "Okunduğu gibi yazılır" diyorlar. Böyle demek yerine, Türkçenin okunduğuna en yakın biçimde yazılan bir dil olduğunu söylemek daha doğru olur. "Yapamayacağım" sözcüğünü, yazıldığı gibi söyleyen birini ne kadar garip karşılarsak, "okunduğu gibi yazılır" diye belleyip, "gelicem, alıcak, yapıcam" diye yazanları da o kadar garip karşılarız çünkü. İnternet aracılığıyla kurulan iletişi... Devamı

17 06 2007

Taşranın Küllü Aydınlığı/ Mustafa Şerif Onaran (Dergilerde)

Taşranın Küllü Aydınlığı/ Mustafa Şerif Onaran (Dergilerde) Kategori: Haber 30.09.2004 Mustafa Şerif Onaran Dergilerde Taşranın Küllü Aydınlığı Kentin küllü aydınlığında değil, içimizde aramalıyız taşrayı Kolay başarıları özleyen, yüzümüzdeki eğreti gülüşte. Nereye koyacağımızı bilemediğimiz ellerimizdeki acemi çocuklukta. Gene de sahteciliği meslek edinmeyenlere özgü, bağışlanabilir bir suçsuzluk vardır o davranışlarda. TAŞRA "Taşra tanımının anlamı değişti. Başkent ya da anakentlerin dışındaki yerler, diye bir tanım yeterli değil. Yeniyetmelik yıllarımda İstanbul'un dışındaki her yer taşra sayılırdı. Taşra sözcüğünün değişmeceli anlamında bir yetersizlik, bir görgüsüzlük vardır. İç göçler kentlerin kimliğini değiştiriyor. Belki de zamanla, denizlerin kirleri arıtması gibi, büyük kentin belirgin kişiliği, iç göç insanlarını kendi ortamına yakıştıracak, belki de kentler yeni bir kimlik kazanacaktır. Bir zamanların İstanbul'u şimdi nerde? Ama bütün kentler bir değişim içindedir. Değişimi gerekli kılan zamanla oluşan yeni koşullardır. Alışılmış bir sözü yinelemek gerekirse; ''Değişmeyen tek şey değişimdir.'' Bir kentin yeni yüzü, o eski yüzden daha anlamlı olabilir. Kentin küllü aydınlığında değil, içimizde aramalıyız taşrayı Kolay başarıları özleyen, yüzümüzdeki eğreti gülüşte. Nereye koyacağımızı bilemediğimiz ellerimizdeki acemi çocuklukta. Gene de sahteciliği meslek edinmeyenlere özgü, bağışlanabilir bir suçsuzluk vardır o davranışlarda. Taşranın küllü aydınlığından elenen bir üzgünlük içinde, kendi yalnızlığına çekilmiştir taşra insanı. Bir Çehov öyküsünden taşraya bakmanın da anlamı yok artık. "ÖLÜ DERGİLER CENNETİ" NE ANLAMA GELİYOR! Üstelik Güven Pamukçu'yla yapılan konuşma, taşraya karamsar gözle bakmamayı öğretiyor. (Edebiyat-Koop, ''Ölü Dergiler Cenneti'', Temmuz 2004). Güven Pamukçu önce Söke'de Beşparmak dergisini, sonra Söke'nin bir köyünde Akköy dergisini yönett... Devamı

17 06 2007

Nerede bu Cide? / Duygu ASENA

Nerede bu Cide? / Duygu ASENA Kategori: Gezi Dergi 14.07.2002 Nerede bu Cide?   Sımsıcak havada, güneşin altında lapa gibi yatmayı tatil sayanlardansanız elbette gitmeyin Karadeniz taraflarına. Ama; bir saat içinde yağmur, güneş, fırtına, sıcak, soğuk hava farklılıkları size hoş gelirse, 'salaş'ın keyfine varabiliyorsanız, ilginç, komik, dobra insanlarla tanışmak cazipse, balık seviyorsanız, yaz aylarında serin deniz, rüzgârlı geceler özlüyorsanız, mavi kadar yeşile önem veriyorsanız, ben olsam hiç durmam giderim Karadeniz'e... Gittim de zaten. Tanışma mutluluğuna sahip olduğum Rıfat Ilgaz adına yapılan festival için Cide'deydim. 'Cide'ye gidiyorum' dediğimde , Cidde anlayıp, 'ne işin var bu sıcakta' diye üzülenler, 'Cide doğu da mı' diyenler... En az doğu bölgeleri kadar haksızlığa, ilgisizliğe uğramış Karadeniz yöresi adına ne üzücü bunları duymak. Cide, minicik bir ilçe, Bartın'a daha yakın olmasına rağmen Kastamonu'ya bağlı... Bartın'dan sonraki 90 kilometrelik virajlı yol insanları buraya gitmekten caydırıyor ama, aslında enfes bir yol.. Yeşile doya doya giderken, birbirinden güzel koylarla iç içe bir yolculuk.... Cide'ye tepeden baktığınızda 11 kilometrelik sahilin kalp şeklindeki görünümüne bayılıyorsunuz. Hele Portofino kadar güzel Gideros koyundaki balıkçılar... İsmail Amca'nın barbunyaları... Sepserin deniz... Ali Osman'ın Yalı Oteli'ndeyiz, denizin kıyısında, yıldızı mıldızı yok ama, kuş (bazen karga) sesleri arasında uyuyor, o an toplanmış barbunya ve mezgit balıkları yiyorsunuz. Ali Osman bey, eğer iyi bir günündeyse, güzel kızları ile sahile servis yapıyor...Üşenirse, 'ne gerek var beş metre ötesi deniz, yiyin işte bahçede' diyebilir. Şişe suyu istediğinizde 'musluktan iç' de diyebilir... Ona kızılamıyor... Yalı Restoran'ın bulunduğu Kaleiçi'nde balıkçı meyhaneleri, minik hapishane, diskotek yan yana... Ancak minicik bir ... Devamı

17 06 2007

"Tek suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız"

"Tek suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız"/ Öykülü Geceler Kategori: Inceleme Rıfat Ilgaz "Tek suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız"Kel Mahmut, Palamut Recep, İnek Şaban, Düdük İsmet, Tulum Hayri, Erkek Sevim, Yıkılmaz Hadi ve nice öykü kahramanını sıra arkadaşımız, sırdaşımız, hayatımızın gerçek bir parçası haline getirip, hepimizin aklının en güzel köşelerine yerleştiren, kimi zaman güldüren, kimi zaman ağlatan Hababam Sınıfı'nın yaratıcısı Rıfat Ilgaz.Biz hepimiz O'nu Hababam Sınıfı'nın yazarı olarak bildik. Oysa altmış yayınlanmış kitabıyla Türk edebiyatına onlarca şiir, roman ve öykü armağan eden Ilgaz'ı bir kez daha tanımak gerekiyor belki de; özellikle de Hababam Sınıfı'nın TV dizisi olarak tekrar çekildiği şu günlerde... Cide'de başlayan yaşamı 1993'te sona erene kadar hep bir mücadele içinde geçti: Birinci Dünya Savaşı (ki bu savaşta ağabeyini kaybetti), Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve ardından gelen Atatürk devrimleri, İkinci Dünya Savaşı, üç askerî darbe, sayısız tutuklanma, yaklaşık beş buçuk yıllık bir tutukluluk dönemi... Bu dönemlerin hepsine bir de yoksulluk ve tüberkülozu ekleyin... O yüzden, Rıfat Ilgaz'ın bugün 'Koca Çınar' olarak anılması kimseyi şaşırtmamalı.Nüfus kayıtlarına göre 1911'de, kendi söylemine göre 1910 yılı karlı bir Şubat ayında Kastamonu Cide'de doğdu. Ilgaz o yılları anlatırken "Annem, sağlığı bozuk, zayıf bir kadınmış. Ben onun yedinci çocuğu oluyormuşum. Beni emzirecek güçte olmadığından, babamın hekim arkadaşının önerisiyle keçi sütüyle büyütülmüşüm. Bundan ötürü, annem bana kızınca, 'Ne olacak, keçi sütüyle beslenmiş, onun için keçi inadı var onda!' dermiş" diye betimler.İlk öğrenimini 5.sınıfa kadar Cide'de yaptı. 5.ve 6. sınıf öğrenimlerini, babasının tayini nedeni ile gittikleri Samsun Terme'de tamamladı. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları Karadeniz Havzasında geçti. ... Devamı

17 06 2007

10. Cide Festivali: RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI

10. Cide Festivali: RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI Kategori: Haber RIFAT ILGAZ CİDE'DE ANILDI     Türk Edebiyatı’nın Koca Çınar’ı Rıfat Ilgaz memleketi Cide’de 8-9-10 Temmuz tarihlerinde düzenlenen “10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat festivali”inde anıldı.“Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket… Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide’nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim.” der Sarıyazma adlı romanında...Rıfat Ilgaz’ın 7 Mayıs 1911 yılında doğduğu ve harap vaziyette olan evinin önünden başlayan festival yürüyüşü Belediye Meydanı’nda son buldu. İlk konuşmayı Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi adına Aydın Ilgaz yaptı. Ilgaz konuşmasında “Babamın doğduğu evin bir an önce müze ve kültür merkezi olarak hizmete açılmasını istiyoruz. Umarım gelecek yıl düzenlenecek festivale yetişir. Eğer gerçekleşirse babamın özel eşyalarını ve kitaplarını da müzeye bağışlayacağım.” dedi.Cide Belediye Başkanı Nejdet Demir ise, Rıfat Ilgaz’ın doğduğu evin müze ve kültür merkezi yapılması şartıyla Kültür Bakanlığı’ndan alındığını, çalışmalara en kısa zamanda başlanacağının müjdesini verdi. Nejdet Demir son olarak “ Rıfat Ilgaz’ın doğduğu ev gelecek yıl düzenlenecek festivale kadar hazır hale getirilecek” dedi. Belediye Sahil Düğün Salonu’nda Recai Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu, Cide fotoğraflarından oluşan saydam gösterisi ilgiyle izlendi. Daha sonra sahne alan Ruhi Su Dostlar Korosu Cidelilere unutamayacakları bir gece yaşattı. Cideliler, koronun söylediği birbirinden güzel türkülere eşlik etmeyi de ihmal etmedi.Festivalin ikinci gününe çocuklar için düzenlenen bir etkinlikle başlandı. Nilay Yılmaz yönetiminde, çocukların da katılımıyla Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız Kamyon Sürücüsü adlı çocuk romanı canlan... Devamı