43 Takipçi | 9 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Din

Diğer İçeriklerim (272)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (43)
24 03 2011

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizi

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 5 (1960- 1969) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ V. YAPILANMA DÖNEMİ: 1960-1970 Sevim Burak, Yusuf Atılgan, Leyla Erbil, Sevgi Soysal, Füruzan, Tomris Uyar, Meral Çelen, Nevin İşlek, Nursen Karas, Necati Tosuner, Selim İleri, Kâmuran Şipal, Mahmut Özay, Bekir Yıldız, Gülten Dayıoğlu, Fersan Gürel, Remzi İnanç, Nahit Eruz, Behiç Duygulu, Dursun Akçam, Yusuf Ziya Bahadırlı, Afet Ilgaz, Mehmet Başaran, Nevzat Üstün, Kerim Korcan.(**) *** *** 1960 AHISKALI, Yusuf: Bonnard'ın Tablocuğu 1960 AŞÇI, Abdullah: Bekar Adam 1960 ATILGAN, Yusuf: Bodur Minareden Öte 1960 ERDİNÇ, Fahri: Memleketimi Anlatıyorum 1960 GÖKTULGA, Fahri Celal: Çanakkale'deki Keloğlan 1960 K. (AKINÇ), Tarık Dursun: Güzel Avrat Otu 1960 NESİN, Aziz: Ah Biz Eşekler 1960 NESİN, Aziz: Gözüne Gözlük 1960 NESİN, Aziz: Hoptirinam 1960 ÖNAL, Safa: Dünyanın En Güzel Gemisi 1960 ÖZ, Erdal: Yorgunlar 1960 ÖZYALÇINER, Adnan: Panayır 1960 SORAN, Sabri: Bozacının Kızı 1960 UYSAL, Hayrettin: Yollar Çamur 1961 BAYKURT, Fakir: Karın Ağrısı 1961 BUYRUKÇU, Muzaffer: Bulanık Resimler 1961 CEYHUN, Demirtaş: 1961 Tanrıgillerden Biri 1961 ÇELEN, Meral: Güllü Güzel 1961 DUYGULU, Behiç: Ağlama N'olur 1961 ERBiL, Leylâ: Hallaç 1961 GÜRMAN, Oktay Rıza: Güldürge 1961 NESİN, Aziz: Bir koltuk Nasıl Devrilir? 1961 NESİN, Aziz: Yüz Liraya Bir Deli 1962 ARDAĞI, Adnan: Bizim Evin Savaşları Güzeldi 1962 BARAN, Münife: Bir Sokak Bir Semt,Bizim Hüsnü Bey ve Nato 1962 B... Devamı

11 12 2010

ASKERÎ "ALTYAZI'': BU DERGİYİ OKUYAMAZSIN!

ASKERÎ "ALTYAZI'': BU DERGİYİ OKUYAMAZSIN!   Zaman zaman dergimiz için de yazılar kaleme alan Sinan Yusufoğlu, 100. sayımız için özel bir mektup yazıp yollamıştı bize. Bu mektup o kadar uzundu ki, özel sayımızın sayfalarına sığdıramadık; bir yandan da bu mektup bizim için o kadar özeldi ki, sizlerle bir şekilde paylaşmadan edemedik. Sinan'ın bizlerle ve dolayısıyla sizlerle paylaştığı bu uzunca anekdot, 100. sayıdan sonra yola devam etmemiz için bize güç veren şeylerden biri oldu. SİNAN YUSUFOĞLU Özel sayılara dair bir şeyler yazmak her zaman zor gelir insana. Ben de defalarca erteledikten sonra 100. sayıya dair ne yazacağımı düşünürken, Altyazı'yı benim için özel kılan şeylerin listesini yaptım zihnimde. Bu listeden çıkan sonuç, Altyazı'yı okumaktan ve bazen Altyazı'ya yazmaktan vazgeçmememi söylüyordu. Bu listedeki notlar üzerinden Altyazı'ya dair bir yazı yazmak kuşkusuz bir derginin sayfa sınırlarını aşacaktır. Ben en iyisi Altyazı'nın benim için en özel sayısından bahsedeyim. Altyazı'yla aramızdaki kişisel tarihin en özel sayısı çekinerek söylemem gerekir ki hiç okuyamadığım 91. sayısıdır. (bkz. sayı 91/ocak 2010) Evet, yanlış okumadınız, benim için en özel sayıyı hiç okuyamadım ve bu sayı başıma dert açan bir sayıdır. Bir sinema dergisi, bir insanın başına nasıl dert açar sorusu akla gelebilir ama acele etmeyin derim. Önce hikâyeyi okuyalım. Askerliğin İtaat Alfabesi: Koş, Sürün, Yat ve Dışarıdaki Hayatı Unut Altyazı'nın Ocak 2010'da çıkan 91. sayısı benim askerliğimin ikinci ayına denk gelir. O günlerde askerliğin birinci bölümü olan 'acemi askerlik' bitmiş ve artık 'usta' bir asker olduğumuz her an sert bir t... Devamı

10 12 2010

Çakallaşma / Gün Zileli ile Söyleşi (Ümit Kaya)

Çakallaşma / Gün Zileli ile Söyleşi (Ümit Kaya) www.gelawej.net sitesinde yayımlanmıştır.   Sunu Buraya Gün Zileli’ye dair bir şeyler yazmalı mıyım diye düşündüm. İlkin, “gerekli, yaz” dedim kendime, sonra vazgeçtim. Vazgeçtim, çünkü 64 yıllık “ömrüne bir çok hayat sığdırmış”(*) bir insana dair yazacağım birkaç cümle çok kuru kalacaktı. Ama şu kadarını yazmak istiyorum –ki bunu, kendisine de söyledim- insana, çağını sevdiren insanlar vardır. Gün Zileli, benim için böyle bir insandır.   Onu biraz daha iyi tanımak isteyenlere www.gunzileli.com sitesine bakmalarını, ama en çok da kitaplarını ve yazılarını okumalarını salık verebilirim. Merak etmeyenlere? Merak edin diyebilirim sadece. Merak edin, çünkü, Gün Zileli’nin kitaplarında, yazılarında “anlatılan, senin hikâyendir.”   “Söyleşiye niye Çakallaşma başlığı uygun görüldü?” diye akla gelebilir. Bunu, insanın içine düştüğü bir halin adı olarak da okuyabilirsiniz. Ve, Çakallaşma! diye bir uyarı şeklinde de. Ümit Kaya       (*) Bu tanımlamayı Sırrı Süreyya Önder’den ödünç aldım. Nihat Sargın’ın ardından yazdığı yazıda, Önder, şunları söylemişti: “Kendi hayatından bile bir hayat çıkaramamış olanlara inat, 81 yıllık ömrüne yüzlerce hayat sığdırmıştı.” (18.11.2010-Radikal Gazetesi)       ÇAKALLAŞMA Gün Zileli ile söyleşi     Ümit Kaya: “Nasıl savaş politikanın silahlarla yürütülen bir devamıysa, politik mücadele de silahsız yür&... Devamı

10 12 2010

Kasaplık Mesleği

Kasaplık Mesleği Geçen gün, Yavuz Turgul’un senaryosunu yazıp yönettiği, Şener Şen’in baş rolde oynadığı (komiser) “Av Mevsimi” adlı polisiye filmi seyrettim. Öyküsü ve çekimleriyle iyi bir filmdi. Şener Şen ile Çetin Tekindor’un oyunculukları tabii ki çok iyiydi. Gerçi bu yazdıklarım yazıya giriştir. Film eleştirmeni olmadığım gibi, bir film değerlendirmesi de yapacak değilim. Filmde, emekliye ayrılan komiserin arkadaşlarına yaptığı veda konuşmasında “Yaşasın Cinayet Masası” demesindeki ironi açıktır. “Yaşasın Cinayet Masası” demenin “Yaşasın Cinayetler” demekten bir farkı yoktur. Henüz emekli olmamış Komiserlerden birini oynayan Şener Şen’in kendisine yardımcı olarak seçtiği genç ise ölümle yaşayan mesleğe henüz intibak edebilmiş değildir; eline maktülün kesik eli değdiği için sürekli ölü kokusu almakta, sinir hastalığı derecesinde ellerini sürekli yıkamakta ve endişeli bir yüzle ellerini koklamaktan kendini alamamaktadır. Olur olmaz zamanlarda cep telefonuyla durmadan arayan kız arkadaşı, genci evlenmek için sıkıştırmaktadır. İşin komik tarafı (bence Yavuz Turgul’un ince bir buluşudur bu), kızın babası kasaplıktan yetişme bir et pazarlamacısıdır ve evlendiği takdirde “damadı” bekleyen, elinden çıkmayan kokuyu daha da yoğunlaştıracak bir et kesim işidir. Polislik mesleğine intisap etmiş tek tek şahıslara karşı bir düşmanlığım yok, polislik de diğer kirli mesleklerden biridir ama şunu da net bir şekilde belirtmeme izin verilsin ki, polislik ve kasaplık meslekleri arasında önemli bir benzerlik vardır. Kasap hayvan kesimi, polis ise insan kesimi yapar. Kasap hayvan derisi yüzer, polis insan derisi. Kasap hayvanın bağırsaklarını ve iç organlarını çekip çıkarır, polis insanın ... Devamı

10 12 2010

AlsahBlog / Sarı Yazma Arşivi

Arşiv 14/5/2010: Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872 30/3/2010: Sinema Dünyası / Önemli Yönetmen Ve Filmleri İndir 17/5/2009: Eflatun Nuri: BİZ HEYBELİDE... 17/5/2009: Rıfat Ilgaz / Filmografi 17/5/2009: YORGUN DUDAKLI KADINLAR 12/5/2009: KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASI 25/3/2009: "Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri 15/2/2009: Arşiv 2006: AlsahBlog/SarıYazma 1/10/2008: Türk tiyatrosu yasta: Metin And öldü 30/9/2008: MEB'NIN İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN SAPTADIĞI 100 TEMEL ESER 30/9/2008: Homeros'u yaşatan vadide: Bornova 1/6/2008: Ankara'dan emir gelince kutlanamayan bir Hıdırellez... 8/4/2008: “Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına” 8/4/2008: SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI 8/4/2008: MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM 2010 Mayıs 2010 Mart 2010 2009 Mayıs 2009 Mart 2009 Şubat 2009 2008 Ekim 2008 Eylül 2008 Haziran 2008 Nisan 2008 Ocak 2008 2007 Aralık 2007 Ekim 2007 Eylül 2007 Temmuz 2007 Haziran 2007 Mayıs 2007 Mart 2007 Ocak 2007 2006 Ekim 2006 Ağustos 2006   ... Devamı

14 05 2010

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872 1999) / Kronoloji Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2005'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2006'DA ROMAN Ali ŞAHİN 2007'DE ROMAN Ali ŞAHİN Türk Romanı Zamandizini 1872- 1999, Ali ŞAHİN, Kronoloji 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN _____________________________________________________________________ A. Mümtaz İdil: Çılgın Keşiş Rasputin; A. Mümtaz İdil: Dehşetin Kanlı Gölgesi Calıgula; Abdullah Ayata: Son Ermeni; Adem Özbay: Saraydaki Mesih; Adnan Binyazar: Ölümün Gölgesi Yok; Adnan Nur Baykal: Hürrem Sultan İle Söyleşi; Ahmet Cemal: Kıyıda Yaşamak; Ahmet Karcılılar: Anonim, Kitap; Ahmet Kekeç: Derin Roman, Selis; Ahmet Önel: Sesin Kabuğu; Ahmet Saatçioğlu: Hayalle Uzlaşma; AlevAlatlı: Aydınlanma Değil, Merhamet!; Ali Arslan: Serçe-2; Ali Cevat Akkoyunlu: Hedef İblis; Ali Ece: Ayın En Güzel Hali; Ali Ezger Özyürek: Muhacirler: Bitmeyen Göç; Ali Osman Ölmez: İki Buçuk; Ali Ö... Devamı

30 03 2010

Sinema Dünyası / Önemli Yönetmen Ve Filmleri İndir

Yönetmenler Abbas Kiarostami (13) Abdullah Oğuz (1) Aclan Büyüktürkoğlu (1) Aki Kaurismäki (14) Akira Kurosawa (16) Al Pacino (35) Alberto Rondalli (1) Alejandro González Iñárritu (4) Alejandro Jodorowsky (7) Aleksandr Strizhenov (1) Aleksandr Zarkhi (1) Aleksei Balabano (9) Aleksei German Ml. (2) Alex Proyas (1) Alexander Sokurov (7) Alf Sjöberg (1) Alfred HITCHCOCK (26) Ali Taner Baltacı (1) Ali Özgentürk (1) Anders Thomas Jensen (1) Andrei Kravchuk (1) Andrei Tarkovsky (7) Andrew Niccol (1) Andrzej Wajda (1) Ang Lee (6) Anna Melikyan (1) Anselmo Duarte (1) Anthony Grippa (1) Atıf Yılmaz (1) Bahman Ghobadi (4) Barış Pirhasan (1) Berkun Oya (1) Bernardo Bertolucci (13) Berrin Dağçınar (1) Bill Bryden (1) Bille August (1) Billy Wilder (2) Biray Dalkıran (1) Bob Fosse (1) Bora Tekay (1) Brian de Palma (6) Bronwen Hughes (1) Bruce Beresford (1) Can Dündar (1) Carlo Lizzani (1) Cecil B. DeMille (1) Cem Başeskioğlu (1) Cem Yılmaz (1) Charles Sturridge (1) Charlie Chaplin (4) Chris Morris (1) Chris Solimine (1) Christopher Nolan (1) Claude Chabrol (16) Claude Lelouch (1) Claude Sautet (1) Clint Eastwood (11) Costa-Gavras (8) Cédric Klapisch (1) D.J. Caruso (1) Damian PETTIGREW (1) Daniel Algrant (1) David F. Wheeler (1) David Fincher (1) Dav... Devamı

17 05 2009

Eflatun Nuri: BİZ HEYBELİDE...

Eflatun Nuri: AFİYET OLSUN Orhan Kemal’in ‘Yeni Baştan’ dergisine yazdığı öykü için resim yapıyordum. Orhan Ağbi’de masama abanmış yaptığım resme bakıyordu. Aziz Nesin koşar adım içeri girdi:— Pezevenkten parayı alana kadar göbeğim çatladı. Yok, Üsküdar’dan para gelmemiş, seyyar gazetecilerden de para toplayamamış, ulan bu gazete dağıtıcılarının hepsi üçkâğıtcı, doğru dürüst birine rastlamadım yahu.Masasına oturdu, çekmecesini açtı, elindeki bir kesekâğıt dolusu parayı çekmecenin içine boşalttı; sonra da yüksek sesle saymaya başladı.On kuruşları on’ar on’ar masanın üzerine ayırdı; sonra da onları kâğıda sarıp fişek yaptı. Gelip masama beş tane fişeği koyarken:— Çabuk bunları cebe indir, dedi. Her zaman iki buçuk lira verirdi, nasıl olduysa bu sefer beş lira vermişti. Masanın üzerindeki on-on beş tane kadar fişeği de masanın ucuna doğru itip Orhan Ağbi’ye:— Orhancım şunları yok et, bir gelen giden olmadan, dedi.Orhan Kemal fişekleri pantolonunun, ceketinin ceplerine pay etti.Geçen gün öğlende boş tabaklar tepsi içinde masanın kenarında duruyordu. Ben elimdeki gazeteyi evirip çeviriyordum. Eflatun da odanın içinde dolaşıyordu. Bir anda odaya polisler doldu. Daha kendimi toparlamaya çalışırken, bir de baktım Eflatun yemek tepsisini alıyor, bana da: ‘Aziz Bey, hesabı yarın alırız!’ deyip kapıdan çıkıp gitmez mi? Orhan beni bir gülmek aldı mı? Polislerin şaşkın birbirlerine baktıklarını da görünce eh!.. Gülme krizine girmez miyim, inan iki büklüm masanın altına yıkılacağım. Avaz avaz gülmemin nedenini bilmedikleri için, herhalde: ‘Adam nihayet kafayı yedi!’ diye düşünmüşlerdir. Onlar gülerken ben elimde tepsi varmış gibi... Devamı

17 05 2009

Rıfat Ilgaz / Filmografi

Rıfat Ilgaz FilmografiKarartma Geceleri (1990)Yönetmen: Yusuf KurcenliSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Yapım: 1990, Türkiye, 105 dk.Oyuncular: Tarik Akan, Bulent Bilgic, Nurseli IdizHababam Sınıfı Güle Güle (1981)Tür: Komedi/DramYönetmen: Ertem EğilmezSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Yapım: 1981, Türkiye, 78 dk.Oyuncular: İlyas Salman, Adile Naşit, Mehmet Ali Erbil, Ayşen Gruda, Şevket Altuğ, Yaprak Özdemiroğlu, Savaş Dinçel, Fulya Özcan, Hüseyin Kutman, Osman Cavcı, Özden Özgürdal Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor (1978)Tür: Komedi/DramYönetmen: Kartal TibetSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Yapım: 1978, Türkiye, 85 dk.Oyuncular: Münir Özkul, Şener Şen, Adile Naşit, Sevket Altuğ, Ahmet Arıman, İlyas Salman, Muharrem Gürses, Aciz Cem Gürdap, Perran Kutman, Sevda AktolgaHababam Sınıfı Tatilde (1977)Tür: Komedi/DramYönetmen: Ertem EğilmezSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Müzik: Melih KibarYapım: 1977, TürkiyeOyuncular: Münir Özkul, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Feridun Şavlı, Adile Naşit, Şener Şen, Ahmet Arıman, Ergin Orbey, Filiz Bozkurt, Sevda Aktolga, Sevtap Erdemli, Ayşen GrudaHababam Sınıfı Uyanıyor (1976)Tür: Komedi/DramYönetmen: Ertem EğilmezSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Müzik: Melih KibarYapım: 1976, Türkiye, 78 dk.Oyuncular: Münir Özkul, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Şener Şen, Adile Naşit, Muharrem Gürses, Ergin Orbey, Ahmet Sezerel, Şevket AltuğHababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)Tür: Komedi/DramYönetmen: Ertem EğilmezSenaryo: Rıfat Ilgaz (Kitap)Müzik: Melih KibarYapım: 1975, TürkiyeOyuncular: Münir Özkul, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Tarık Akan, Şener Şen, Adile Naşit, Feridun Şavlı, Ergin Orbey, Muharrem Gürses, Semra ÖzdamarHababam Sınıfı (1974)Tür: Komedi/DramYönetmen: Ertem EğilmezSenaryo: Rıfa... Devamı

17 05 2009

YORGUN DUDAKLI KADINLAR

YORGUN DUDAKLI KADINLAR anladın demekyorgun dudaklı kadınlar geceyi emzirir üstünde memesinde utancın utancı gül ağlıyorçok renkli ışıklararsız gürültüsü kentin bitmeyen hesaplar için ayıbını sağıyor çağın onların omuzbaşlarında dünya yorgunluğunu ağlıyor tükenmez döl yorgunluğudur geceye küfrü onlarınellerinde çok çiçekler açtıher yüreği bir bahar sandılar çok su verdiler iplikten güllere çocukken başladılar sınanmaya ömür boyu sınandılar ayıplı çocuklar iz bıraktı gül memelerde meret geceler hep gözlerine tünedielleri yüreğine yabancıyüreği ellerinegülüşleri katı korkunç öfkeyi biliyor onlar şimdi Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 51)... Devamı

12 05 2009

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASI

KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASITARİH: 20-21 Haziran 2009 YER: KASTAMONU         SAAT:  PROGRAM:10.00 Buluşma Halk Eğitimi Ek Binası (23 Ağustos İlköğretim Okulu Bahçesi).11.00 Atatürk ve Şerife Bacı Anıtına Çelenk Konulması11.15 – 12.30 Şehir İçi gezi13.00 – 14.00 Öğle Yemeği ( Göl Anadolu Öğretmen Lisesi )14.00 – 15.30 Eski Okulun gezilmesi15.30 Söyleşi  (Jandarma Tabur Komutanlığı Konferans Salonu)19.30 Toplu Akşam Yemeği  (Öğretmen evi) AlsahBlog... Devamı

25 03 2009

"Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri

Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri Kategori: SiirYAMYAM KADINLARbunlar felaket kadınlardır meme uçları fena saldırır burunları yok gözleri kanlı vurdukları yerden toz kaldırır ölçüye sığmaz boyları posları halattan farksız boyun kasları öpüştün mü dudaklarını doğrar hoyrat çenelerinin makasları kırbaç dilleri bir tutam alev ağızları ejderha iştahları dev çiğ adam yedikleri görülmüştür bre kan dökerler kahpelik görev kelle kazıtılmış simsiyah dazlak dişleri arasında bıçak ölüm bilmezler yedişer canlı canavarlardır çırılçıplak tırnak uzatmışlar elleri pençe ucundan kan damlar gündüz gece etine değmesinler sırtın üşür okşadılar mı aynı işkence sırtlan uluyunca akşamları açlıktır azdırır yamyamları yiyecek insan ararlar karanlığa vurup tamtamları (BÖYLE BİR SEVMEK / 1977) JİLET YİYEN KIZ o kızı nerede nasıl görsem aklımı başımdan alır ağzı saçları şıra köpüğü desem kaşları bıçak izi kırmızı yakut pulları mı/bu ne görkem kanlı gözbebeklerindeki yazı beni nasıl büyüledi bilmem kirpikleri örümcek kırmızı kızıl demirden bir ünlem salınması yangın yalazı korkmasam öpmeye eğilsem dişleri elektrik kırmızı çarpılmışım başım sersem sevdim jilet yiyen kızı göğsündeki kumrulara değsem gagaları zehirli kırmızı içerse kezzap içer/hem sarhoş da olmaz/azıp bazı yasak bölgelerine insem tüyleri ısırgan kırmızı gece gündüz tek düşüncem kasıklarımdaki ince sızı artık kimseyle sevişemem anladım sevişmek kırmızı jilet yiyen kız merih'li gecem birlikte bulacağız belâmızı sonumuz kuşkusuz cehennem kırmızı kırmızı kırmızı (BÖYLE BİR SEVMEK / 1977) PORNO boybos tamam ağzı bütün diş tevahür bir kadın bol memeli hayli genç kız dudağı çiğnemiş çok e... Devamı

15 02 2009

Arşiv 2006: AlsahBlog/SarıYazma

AlsahBlog/SarıYazma• Arşiv28/10/2006: M.EMİN DEĞER / RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİNDE YERELDEN EVRENSELE İNSANIN MACERASI / BİLDİRİ ÖZETİ27/10/2006: 11 yıl önce bugün yitirdiğimiz şair, yazar Rıfat Ilgaz halkını aydınlatan bir fenerdi27/10/2006: Rıfat Ilgaz ve Hababam Sınıfı27/10/2006: 2004 CİDE RIFAT ILGAZ... FESTİVALİ ARDINDAN...26/10/2006: RIFAT ILGAZ ÇOCUK EDEBİYATI “ROMAN” YARIŞMASI26/10/2006: RIFAT ILGAZ ÇOCUK EDEBİYATI “ROMAN” YARIŞMASI20/10/2006: RIFAT ILGAZ ŞİİRİNE BİR YAKLAŞIM / BİLDİRGE ÖZETİ / AYTEN MUTLU20/10/2006: RIFAT ILGAZ'IN ŞİİRİNDE YERELDEN EVRENSELE İNSANIN MACERASI / BİLDİRİ ÖZETİ / M. EMİN DEĞER20/10/2006: RIFAT ILGAZ'IN ROMANINDAN ANADOLU PANORAMASINA / BİLDİRİ ÖZETİ / HATİCE EMEL DİNSEVEN20/10/2006: RIFAT ILGAZIN ŞİİRİ'NE KISA BİR YOLCULUK / BİLDİRİ ÖZETİ / MEHMET AYDIN20/10/2006: RIFAT ILGAZ VE TİYATRO / BİLDİRGE ÖZETİ / METİN BORAN20/10/2006: FESTİVAL 2005'TEN KALANLAR20/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU / BİLDİRGE YAZARLARI20/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU / KATILANLAR 220/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU / KATILANLAR120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU Basında Yankıları 120/10/2006: ...Albüm 5/ B)20/10/2006: ...Albüm 5/ A)20/10/2006: ...Albüm 4/B...20/10/2006: ...Albüm 4...20/10/2006: ...Albüm 3...20/10/2006: ...Albüm 2...20/10/2006: Sempozyum Foto Albüm 1/B...20/10/2006: Sempozy... Devamı

01 10 2008

Türk tiyatrosu yasta: Metin And öldü

Türk tiyatrosu yasta: Metin And öldüYAZDIR | YOLLA01/10/2008Geleneksel Türk tiyatrosu üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Prof. Dr. Metin And yaşamını yitirdi  İSTANBUL - Geleneksel Türk tiyatrosu üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Metin And dün gece vefaat etti.Karagöz, kukla, orta oyunu, minyatür, halk dansları, ritüeller gibi konularda sayısız araştırması, makalesi bulunan kültür tarihi profesörü And, nüktedan kişiliğiyle ve öğrençcilerinin fotoğraflarını çekmesiyle tanınıyordu. 81 yaşında vefat eden And geçen yılki Yirmialtıncı İstanbul Kitap Fuarı'nın da onur yazarıydı. METİN AND KİMDİR?17 Haziran 1927'de İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni (1946), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni (1950) bitirdi. Öğrencilik yıllarında beş yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı'na devam ederek Ferdi von Statzer'den piyano dersleri aldı. Yüksek lisans yapmak için Londra'ya, daha sonra bale, opera ve tiyatro eğitimi için Rockefeller Vakfı bursuyla New York'a gitti. Bir süre Kavaklıdere Şarapları'nda yöneticilik yaptı. Yazı yaşamına edebiyat, opera ve bale eleştirmenliği ile başladı. Forum dergisini ve yayınlarını yönetti. Ulus gazetesinde 15 yıl boyunca tiyatro eleştirileri yazdı. Kuruluşundan itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde otuz yılı aşkın bir süre öğretim üyesi olarak çalıştı ve 1994'te emekli oldu. Emeklilikten sonra Boğaziçi ve Bilkent üniversitelerinde üçer yıl "Kültür Tarihi" dersleri okuttu. Amerika, Almanya ve Japonya'da konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi. Ayrıca Amerika, Sovyetler Birliği, Çin ve Ortadoğu ülkelerinde konferans turnelerine çıktı. Radyo programları hazırladı, belgesel film senaryoları yazdı. Geleneksel T&uu... Devamı

30 09 2008

MEB'NIN İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN SAPTADIĞI 100 TEMEL ESER

MEB İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN 100 TEMEL ESER A. İLKÖĞRETİM İÇİN 100 TEMEL ESER      1.  Dede Korkut Hikayeleri (İlköğretim İçin Uyarlama)    2.  Mevlana’nın Mesnevisinden Seçme Hikayeler     (İlköğretim Çocukları İçin Seçme Hikayeler)    3.  Karagöz ile Hacivat (İlköğretim İçin Seçme Hikayeler)    4.  Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal)     5.  Ömer’in Çocukluğu (Muallim Naci)    6.  Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)     7.  Şermin (Tevfik Fikret)            8.  Altın Işık (Ziya Gökalp)     9.  Yalnız Efe (Ömer Seyrettin)       10. Çocuk Şiirleri (İbrahim Alaaddin Gövsa)    11. Hep O Şarkı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)    12. Peri Kızı ile Çoban Hikayesi (Orhan Seyfi Orhon)     13. Uluç Reis(Halikarnas Balıkçısı-Cevat Şakir Kabaağaçlı)    14. Damla Damla (Ruşen Eşref Ünaydın)    15. Bağrıyanık Ömer (Mahmut Yesari)    16. Domaniç Dağlarının Yolcusu (Şukufe Nihai)           17. Evvel Zaman İçinde (Eflatun Cem Güney)    18. Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler    (Mehmet Seyda)              19. Gururlu Peri (Mehmet Seyda)       20. Akın (Faruk Nafiz Çamlıbel)           21.  Havaya Uçan At (Peyami Safa)         22.  Benim Küç&u... Devamı

30 09 2008

Homeros'u yaşatan vadide: Bornova

Homeros'u yaşatan vadide: Bornova Bilinen en eski adı 'Birun-u Abad' olan Bornova'da yerleşim Helenistik çağda başlamış. Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bergama Krallığı ile Romalılar bu bölgede hüküm sürmüş ve yaşamışlar. Levantenlerden kalma köşkleri, yeşil dokusu ve üniversitesiyle birden fazla vizyonu içinde barındıran kent Bornova'ya davet ediyoruz sizleri...Emre Döker Cumhuriyet / Gezi- İşgal edildiği gün, bir ulusun “kurtuluş” savaşını başlatan ve kurtulduğu gün o ülkenin kurtuluş savaşını bitiren dünyadaki tek şehirdir İzmir. 86 yıl önce 9 Eylül sabahı Büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı sonlandırmak için dürbünle Belkahve’den İzmir’i seyrediyordu. Süvariler Bornova’dan kente giriş yaparken, yeni bir tarih yazılıyor ve emperyalistler “geldikleri gibi” gidiyordu. İşte Kurtuluş Savaşı’nın son durağı İzmir’in kurtuluşu için Büyük Komutan, Bornova Belkahve’den izlemişti İzmir’i. Bir çok Rum, Fransız, Alman, İngiliz’in yaşadığı Bornova, Kurtuluş Savaşı’nda yaşadığı “gurur”la, atılımlarına devam ediyor. Yunan mitolojinin İlyada ve Odysseia’ın derleyicisi Homeros’un da bölgede yaşadığı bilinirken, kentin 8 bin 500 yıllık tarihe dayandığı Bornova Yeşilova’da yapılan kazılarda ortaya çıktı. Buradan da anlaşılacağı üzere Bornova, İzmir’i aşarak dünyaya uzanan ilçe konumunda bulunuyor. Levantenlerden kalma köşkleri, yeşil dokusu ve üniversitesiyle birden fazla vizyonu içinde barındıran kent Bornova’ya davet ediyoruz sizleri...Bilinen en eski adı “Birun-u Abad” olan Bornova’da yerleşim Helenistik çağda başlamış. Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalıl... Devamı

01 06 2008

Ankara'dan emir gelince kutlanamayan bir Hıdırellez...

Ankara'dan emir gelince kutlanamayan bir Hıdırellez... Van'da geçen yıl 100. Yıl Üniversitesi'nde Hıdırellez'i kutlamaya karar verdik. Her şey hazırlandı. Pilav kazanlarını kuracağımız yoksul mahalleleri belirledik. Büyük kazanları Asayiş Kolordusu'ndan alacaktık. Bir de ne duyalım? Ankara'dan emir gelmiş ki, Hıdırellez yalnız valilikçe kutlanacak, başka hiçbir kurum veya grup, üniversite dahil, bu bayramı kutlamayacak... 06/05/2008 (971 kişi okudu) İLHAN BAŞGÖZ (Arşivi) 6 Mayıs Hıdırellez gününü halkımız bahar bayramı olarak kutlar. Günün kutsallığı o gün Hızır ile Ilyas'ın buluşacağı inancından kaynaklanır. Hızır bir efsane kişisidir... Müslümanlık bunu Nebi düzeyine yükseltmiştir. Halk inanışı Ona Hızır Nebi adını vermiştir. Hızır Nebi özellikle suların, nehirlerin ve iklimin hakimidir. Onlara hükmeder. Değişık kılıklarda evleri ziyaret eder. Ona iyi davrananlarinm yiyeceği artar eksilmez. İlyas ise İsrailoğullarının peygamberi Eliyah'tır... Ölmemiş, göğe çekilmiştir. Bu iki kutsal insan her yıl 6 Mayıs günü buluşurlar. Bunun için 6 Mayıs kutsal bir gündür. Halk kırlara çıkar, yemekler pişer, eğlenir. Bu kutsal günde dilekler kabul edileceği için çeşitli etkinlikler yapılır... İki yıl evvel Van'da bu törene katıldım... İki suyun birleştıği Köprübaşı sabahın seherinde bir bayram günü gibi idi. Kum üzerine insanlar dileklerini çizmişlerdi. Bunların arasında otomobil, ev resimleri çoğunlukta idi. Kuma çizilen duvaklı bir kadın resmi, hayırlı bir evlenme dileğini yansıtıyordu. Halka ulaşma umudu Geçen yıl Hıdırellez Bahar Bayramını Van 100 Yıl Üniversitesi'nde kutlamaya karar verdik. Bu, çok değişik bir kutlama olsun, Bahar Bayramı bir dostluk ve barış kutlamasına donüşsün istedik. Vereceğimiz dosluk mesaji, üniversiteyi çepeçevre kuşatan dikenli tellerin dışına çıkmalı ve Van halkına ulaşmalıydı... Öteki üniversitelerimiz gibi Van Üniversitesi de halka uzak durur. Üniversite Van merkezine 17 kilometredir. Ama bu uza... Devamı

08 04 2008

“Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”

“Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”     KADİR İNCESU   Hakkı Özkan ve Süheyla Hanım’ın yolları bir akraba evinde kesişir. İkinci görüşmelerinde, Süheyla Hanım’ın Çiftehavuzlar’daki evlerine de giderler. Evin salonundaki kitaplıkta bulunan kitapları hayranlıkla incelemekten kendisini alamaz Hakkı Özkan... Süheyla Hanım ve annesiyle uzun uzun edebiyat ve sanat üzerine söyleşirler. Sonraki buluşmada ise Hakkı Özkan’ın Fatih’te yaşadığı bodrum katına giderler. Hakkı Özkan, o gün için özel çay takımı bile almıştır. (Süheyla Hanım sağlam kalan birkaç bardağı hâlâ saklamaktadır.) Tiyatrolar için kostümler diken Süheyla Hanım evlenmeyi aklına bile getirmemiştir o güne kadar. Hakkı Özkan akrabasına şunları söyler: “Süheyla Hanım’ı Çiftehavuzlar’da oturduğu evden alıp Fatih’teki bodruma nasıl götürürüm. Buna cesaret edemem. Bu iş olmaz.” Der. Akrabasının cevabı rahatlatır onu: “Süheyla ev bark peşinde değil. Onun için önemli olan kültür ve kafa olarak anlaşabilmek “ der. Sonra, 1978’in bir bahar günü Üsküdar Evlendirme Dairesi’nde evlenirler. Konuklarına nikâh şekerinin yanında Hakkı Özkan’ın şiir kitaplarından da armağan ederler. Hakkı Özkan, Süheyla Hanım’ın kültüründen ve yaşama bakışlından etkilenmiştir. Tabii Süheyla Hanım da… Kendi imkânlarıyla bastırdığı kitaplarını Ortaköy’de açtığı bir stantta imzalar okurları için… Birlikte giderler Ortaköy’e… Akşam’a kadar da birlikte kalırlar Ortaköy’de; yazın sıcağında, kışın soğuğunda… “Ortaköy’de herkes çok severdi onu. Hakkı Baba, Hakkı Baba deyip pervane olurlardı etrafında. Özellikle gençler şiirlerini çok seviyorlardı. Şiirlerinde ağırlıklı olarak ‘sevgi’den söz ederdi. Çünkü sevgisiz büyümüştü kendisi de… Bazen ben gidemezdim. Akşam gelişini pencerede beklerdim. Sokağın başına geldiğinde, beni pencerede ... Devamı

08 04 2008

SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI

SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI   Kadir İncesu   Yaşama sevdalısı olmasına ve Burgaz havasını yanına almasına karşın, 25 Temmuz 2006’da Akciğer Kanseri’ne yenik düşen şair, gazeteci, yazar Reha Mağden ailesi ve dostları tarafından düzenlenen bir etkinlikle anıldı.   Burgazada’da düzenlenen anma toplantısına, “Reha ağabeyin hayata attığı en güzel gol, çocukluk aşkı, eşi, dostu, biriciği, Rana abla…”   ve dostları katıldı.   Dostları, herkesin ‘uzak ara’ dostu,  ‘önce kendinin sonra hayatın farkında olarak, ömür denilen yolu yürüyüp tüketen’, ‘sıkı muhalif’, Burgazlıların ‘ada arkadaşı’, ‘sardunyanın büyüttüğü çocuk’, ‘adını söyler gibi yazan adam’,  ‘… İt gibi yaşanan hayatların ta alnının ortasına zarif’’ imzasını atan Reha Mağden’li anılarını paylaştılar…   Burgazada’da buluna kabri başındaki törende şair Güngör Gençay kısa bir konuşma yaptı. Reha Mağden denince aklına hemen kalem ve kalemcikler geldiğini belirterek şunları söyledi. “ Peki, nasıl bir kalem, kalem mi, kalemcik mi? Dilimizdeki belirteçler ekonomi ve ticaret alanlarında kullanıldığı zaman kafaları karıştırıyorsa da, yazı alanında şeffaflığa yol açıyor. Öyle ya gemi dendiği zaman, bir ticaret terimi olarak karşılığını bulabilirsiniz. Ama gemicik diye bir şey yok. İşte bu gemi ve gemicik sahiplerinin emrinde kalem oynatanlar da kalemcik oluyor. Reha Mağden ise, kalemdi, hep kalem kaldı.”   Reha Mağden’in kabrinde yapılan tören sonrası Barba Yani’ya gidildi hep beraber. Yemek sırasında Reha Mağden’in can yoldaşı Rana Mağden tüm dostlarıyla tek tek ilgilendi. Hemen yanı başındaki sevdiğinin portresine özlemle bakarken gözlerinin dolmasına engel olamadı zaman zaman… Uzun süredir bir şeyler yazmaya çalıştığını fakat kelimelerin yetersiz kaldığını fısılda... Devamı

08 04 2008

MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM

MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM KADİR İNCESU Raşit Kara uzun yıllar Adalar’da yaşayan bir şairimiz… Voro Koy, Roc, Güzel İnsan, Bedestan, ve Zara adlı beş şiir kitabından sonra Kora Yayın tarafından iki yeni kitabı daha yayımlandı. Filizkıranlar gazete yazılarından yapılan seçmelerden oluşuyor. Çevreye ilişkin yazıları ve yere tükürmeme kampanyası nedeniyle İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı yürüyüşün günlüklerinden oluşan yazıları Medeniyete Yürüyüş adını taşıyor.   Raşit Kara’ya göre bir insan her şey – kapitalist, patron, yazar, sendikacı, çiçekçi, sinemacı, partici- olabilir ama çevreci olamaz.. Raşit Kara insanlara çevreciliği anlatmak amacıyla 20 Eylül 2000’de yola çıkar Taksim’den. İnsanların çevrelerine olan duyarsızlığını, çevrenin yaşadığı sorunları gündeme getirmek için katlanır 4 Ekim’de Ankara’da sona eren uzun yürüyüşe…   Yolda Raşit Kara’ya destek verenler kadar; “Ülkenin bu kadar önemli sorunları varken, sen nelerle uğraşıyorsun” diyende çıkar. Bazen otellerde konaklar, bazen de açık havada uyku tulumunda… Geçtiği yerlerdeki yerel basın ilgisini esirgemezken, ulusal basın ilgi göstermez…  Şarkıcı bilmem kimin yeni ve paralı ve genç ve sosyetik ve yakışıklı sevgilisiyle, sabaha karşı eğlence dönüşü gittikleri çorbacıda kameralara takılan en son samimi görüntülerini izlemek, aşkları(!) hakkında yapılan uzun tartışma programlarını takip etmek varken, kim izleyecektir ki Şair Raşit Kara’nın çevre sorunlarını gündeme getirmek için yaptığı uzun yürüyüşü… O yürüyüşü bir mankenimiz veya sanatçımız yapacaktı ki, görecektiniz siz ilgiyi ve reytingi… Yalnızlığını da: “Medya bir gün bu mikrop bataklığında boğulacağının bilincinde değil, bu yüzden yalnızım” diye açıklar Raşit Kara… Uzun yürüyüş sonunda yara olan ayaklarına aldırmaz, yolda gördüğü öğrencilere, kahvehanelerde oyun oynayanlara, namazdan çıkan cem... Devamı

08 04 2008

ÖNER YAĞCI İLE “Roman AşKıyla” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

ÖNER YAĞCI İLE “Roman AşKıyla” ÜZERİNE SÖYLEŞİ KADİR İNCESU   “Yazarı yazar yapan dildir.” Öner Yağcı   Son birkaç yılda Öner Yağcı’nın Savaş ve Edebiyat, Nâzım Hikmet Aydınlığı, Nazi Kampları, Emperyalizm ve Yurtseverlik, Küreselleşme Sürecinde Edebiyatımız adlı yeni kitaplarını okuduk. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Hayyam gibi halk edebiyatı çalışmalarının arasına Nasreddin Hoca ile Ezop’u da katan Öner Yağcı, bu kez roman, romancılık ve romanımızla ilgili sorunları incelediği Roman Aşkıyla (*) ile çıktı okurlarının karşısına. Romanımızın sorunları, darbelerin romanımıza etkileri, romanımızın yüz yılı, romanda otosansür, barış romanları, 68 kuşağı ve romanımız gibi konuların yanı sıra  roman eleştirilerinin, dünya romanından roman incelemelerinin de yer aldığı kitapta romanımızın tüm serüvenini izleyebiliyoruz. Öner Yağcı “Bir edebiyat yapıtının kitlelere seslenmesi, görevini yapabilmesi için, gerçekleri açıklaması gerekir. Çünkü edebiyat, dünyayı doğru tanıma ve yorumlama araçlarından biridir. Toplumsal yapıdaki bozuklukları tüm boyutlarıyla, ortaya koyan, bunlara karşı çıkan bir yazar bu aracı başarıyla kullanmış demektir.” şeklinde açıklıyor yazarın sorumluluğunu yeni kitabı “Roman Aşkıyla’da... Ancak kitabı bitirdiğinizde Öner Yağcı’nın edebiyatımız konusunda karamsarlığa kapıldığını da görmek mümkün... Öner Yağcı’ya yeni kitabı Roman Aşkıyla üzerine sorular sordum, o da yanıtladı. İşte söyleşimiz:   — Önsözde sorduğunuz bir soruyla başlayalım isterseniz: “Günümüzde yazarın sorumluluğu ne olabilir ki?” — Her şeyin doludizgin kirletildiği bir yaşamda doğal olarak “yazar” kavramı da kirletiliyor. Böyle olunca da her “yazar” için farklı yanıtı var bu sorunuzun. Kimilerine göre yazarın sorumluluğu eskilerde kaldı. Yazarın kime karşı sorumluluğu olabilir ki diyenlerin sesi güçlü çıkı... Devamı

08 04 2008

CANA AKDAL’IN ŞİİRLERİ

CANA AKDAL’IN ŞİİRLERİ   KADİR İNCESU   Bu yıl ki Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’nda genç bir şairle tanışma imkânı buldum. Cana Akdal henüz 14 yaşında, bir genç kızımız. Günizi Yayıncılık tarafından yayımlanan Karpuz Kesmeden Nereye adlı kitabının imza günü için babasıyla birlikte gelmiş fuara… Gayreti takdire değer.   Çünkü… Çünkü bu yıl ki ve önceki yıllardaki fuarlarda dikkatimi çeken bir durum var. Çoğu genç –ki bunların içinde lise öğrencileri de var- kendi okuyacakları kitapları seçme özgürlüğüne sahip değilken, Cana yaşına bakmadan yaşadıklarından, gözlemlerinden damıtarak yazdığı şiirleri kitaplaştırma cesareti gösterebiliyor her şeyden önce… Yalnızca büyüklerinin seçtiği kitapları okumak zorunda kalan gençlere değil, büyüklere de örnek olacak bir genç kız Cana Akdal… Cana, beklenenden 3 ay kadar önce, 19 Mayıs 1994’te gelmiş dünyaya… Sekizinci sınıf öğrencisi olan Cana neden yazdığını “Zor geçen kimi günlerde yazarak, adeta mısralarda kaybolarak mutluluğa uzanıyorum. Bir şeyler yazmak zorunda hissettim kendimi. Bunun neden şiir olduğu konusunda ise gerçekten bir fikrim yok” şeklinde açıklıyor… “Bir insanın başaramayacağı tek şey/ daha önce denemediği şeydir” dizeleri onun kararlılığının bir işareti olsa gerek. Nâzım Hikmet ve Orhan Veli’yi seviyor. Moskova’ya Uzanan Eller şiirinde, sevdiği şairine seslenmiş: “Bugün esti aklıma/ adamak mısraları nazım’a/ düşünmek, düşünmek,/ kız çocuğunu/ gülümsetmek sonra da./ kayın ormanlarını hatırlamak yeniden/ bulutları kurtarmak nefretlerden,/ bir Japon gemisinden,/ memleketine tapan/satırlara sığmayan/gurbet çocuğuna” Yaşının küçüklüğü kadar, yaşam, doğa, aşk ve doğayla-insan ilişkisine dair şiirleri de çevresindekileri şaşırtıyor. Yeni kitabının ipuçlarını da “Yazar Olmuşum” adlı şiirinde veriyor: “Öbür kitabımda/ yazmışım hayatımı,/ anlasınlar diye/ haya... Devamı

08 04 2008

‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”

‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”   KADİR İNCESU    Bir şiirinde; “Yok mu benim şiirimi yazacak Soluğum düşünce gücünden Hangi kavgada kanadığı bilinen Yorgun ellerimi, yüreğimi yazacak” diyen şair, öykücü, edebiyat tarihçisi, düşünür Şükran Kurdakul 6 Şubat’ta Barış Manço Kültür Merkezinde düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Zafer Diper’in sunduğu “Yaşamı Ateşe Vermeyin” adlı etkinliğe Selma Kurdakul, Hayri Erdoğan, Egemen Berköz, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, İlkay Akaya, Ataol Behramoğlu, Şükran Soner, Emin İğüs, Cem Ertekin, Ahmet Özer, Cavit Naci Tarhan, Songül Özkan, Hasan Taşçı, Erol Uras, Nazan Diper, Fatma Bilkay ve Şükran Kurdakul’un vefalı sevenleri katıldı. Gecenin açış konuşmasında BMKM yöneticisi Cuma Bolat yürek işçisi, emek işçisi olarak gördüğü Kurdakul’un kaybının büyüklüğüne dikkat çekti. İlk olarak yıllarca Şükran Kurdakul’la birlikte çalışan, kitaplarını yayına hazırlayan Hayri Erdoğan söz aldı. Erdoğan, Şükran Kurdakul’un dostu, öğrencisi olmaktan her zaman gurur duyduğunu belirterek “Şükran ağabeyi kaybedeli üç yıl oldu. Onu unutmayanlar yine bir aradayız. Onun da sofraları vardı. Sofrasında acılar döneminden getirdiği ışığı dağıtırdı. O ışık hepimizin olsun.” Dedi. Şair Ataol Behramoğlu ise Şükran Kurdakul’la tanışmalarını, aralarındaki abi-kardeş ilişkisini anlatarak başladı konuşmasına… Kurdakul’un yurtseverlikle, toplumculuğu birleştirmiş bir şair olduğunun altını çizdi: “İnsandan, ülkeden, yaşamdan, toplumdan kopmuş bir şiir ortamının Şükran Kurdakul’dan öğreneceği çok şey var.” Sennur Sezer de Kurdakul’un şiiri üzerine bir değerlendirme yaptığı konuşmasında, Kurdakul’un Türk şiirinin toplumcu damarına sevecen sesi getirdiğini belirtti. Adnan Özyalçıner ise Kurdakul’un öykücülüğü üzerinde durdu. Kurdakul’un öykülerinin Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve dönemsel tari... Devamı

08 04 2008

Aydın Hatipoğlu ile 1960 Kuşağı Üzerine

Aydın Hatipoğlu ile 1960 Kuşağı Üzerine Kadir İncesu   Cumhuriyet dönemi şiirinde evreler var. Nâzım Hikmet, İlhami Bekir, Ercüment Behzad üçlüsünün başlattığı yenilikçi Türk şiiri, Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat’ın öncülüğünü yaptığı Garip Hareketi, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever’in yaptığı 2. Yeni hareketi ve Aydın Hatipoğlu, Afşar Timuçin, Eray Canberk, Egemen Berköz vd. öncülüğünü yaptığı 1960 kuşağı... 1960 kuşağını da daha genç kuşaklar izlemeye devam ediyor. 1960 kuşağının ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık50 yıl geçti. Bugünün perspektifinde 1960 kuşağını irdelemek amacıyla Aydın Hatipoğlu ile görüştük.   Sizin kuşağınızın ortalama yaşı altmışı geçmiş bulunuyor. Yazın yaşamına giriş döneminizi anlatır mısınız?     Doğru. İnanılır gibi değil. Edebiyat tarihimizde 1960 Kuşağı olarak anılan bizim kuşak, günümüz şiirini temsil eden, dediğin gibi yaşları 60’ı geçen delikanlıların kuşağıdır. Kuşağın  ana damarını, o yıllarda Şükran Kurdakul’un yönettiği Yelken dergisi çevresinde toplanan, ilk şiirlerini burada yayımlayan gençler oluşturur. Derginin toplumcu gerçekçi çizgisi onların da düşünsel anlayışlarını belirlemiştir. 27 Mayıs 1960 tarihi ülkemizde yeni bir siyasal ve sosyal dönemin başlangıcını oluşturur. Askeri bir darbe ile Demokrat Parti iktidarının baskıcı yönetimine son verilir. Bu koşullarda görece bir özgürlük ortamına yönelişte öğrenci-gençlik hareketinin etkinliği de önemlidir. Gelinen ortam, düşün ve yazın alanımızda da yeni bir dönemin başlangıcı olur.   Dönemin sosyal siyasal ortamı da belirleyici oldu mu tutumunuzda?   Elbette. 27 Mayıs 1960 sonrasında Kurucu Meclis’çe kabul edilen yeni 1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlük ortamında, Nazım Hikmet, Ercüment Behzat Lav ve İlhami Bekir Tez’in edebiyat tarihimizdeki öncü konumları altı çizilerek yeniden belirlenir.Yıllardır yok sayılan 1940 Kuşağı ozanları A.Kadir, Ahmet Arif, En... Devamı

08 04 2008

AYDIN DOĞAN İLE HAKKI ÖZKAN ÜZERİNE

AYDIN DOĞAN İLE HAKKI ÖZKAN ÜZERİNE   KADİR İNCESU     “Omuzlarımda kâinatı taşıdım İçinde hepiniz vardınız O kadar çok anlattım durdum,  Ne farkında oldunuz, ne anladınız”   demiş ‘Siz’ adlı şiirinde, Hakkı Özkan…   Kaldırın başınızı yerden. Hâlâ yapabileceklerimiz var. En azından bundan sonra… ‘Anlamak’ için ‘anlatmak’ için yine de geç kalmış sayılmayız. Ümitsiz dönemlerinde ‘Şaire’ adlı şiirinde seslenmiş kendisine “(…) Umutsuz olma şair / Umutsuzluk sana göre değil” Yazdıklarından güç almış, sıkı sıkı sarılmış yaşama… Yapıtlarından güç alma sırası da bizde artık… Hakkı Özkan 73 yıllık ömrüne onlarca şiir, öykü, roman ve çocuk kitabı sığdırmış, edebiyatımızın göz ardı edilmiş yazın emekçisi… O da pek çok yazar gibi, yapıtlarını yayımlatamayınca, kendi imkânlarıyla bastırıp, okurlarına ulaştırma yolunu seçmiş. Özellikle son dönemlerinde Ortaköy’de bir masa üzerinde sergilediği kitaplarını okurları için imzalamış… Adı günümüzde gençler arasında pek bilinmese de -çocuklar zaten tanımıyor- edebiyat dünyasında kendisine, dişiyle, tırnağıyla kazıyarak bir yer edinmiş. En çok bilinen kitaplarından birisidir Grevden Sonra… 1975 yılında Milliyet Roman Yarışması’nda mansiyon almıştır, bu romanıyla Hakkı Özkan. Yıllar önce tesadüf eseri bir sahafta bulmuştum ilk baskısını… Şimdilerde ise Grevden Sonra, yeni baskısıyla yeniden kitabevlerinde… Hakkı Özkan’la 1972 yılında Ankara’da tanışan Yaba Yayınları sahibi Aydın Doğan’ın bir armağanı bu kitap, edebiyatseverlere… Kitabın yeni baskısı da çok ilginç bir döneme denk geldi dersek yalan olmaz… Grevden Sonra, basın - yayın dünyasında yaşanan bir grevin romanı… Bugünlerde ise 25.000 işçinin katıldığı 44 gün süren Telekom grevi yaşandı. Sizce de ilginç değil mi? İşçi konulu, hele hele işçiler tarafı... Devamı

08 04 2008

2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLÜ

2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLÜ “ASMALAR ÜZÜM VERMEYECEK’e”     11 Nisan 1980’de öldürülen TRT (İstanbul Radyoso) Prodüktörü , Gazeteci ve Yazar Ümit Kaftancıoğlu adına Yalın Ses Yayınlarının bu yıl dördüncüsünü düzenlediği 2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLLERİ sonuçları açıklanadı.   Adnan Özyalçıner, Osman Şahin, Feyza Hepçilingirler, Mehmet Güler ve Öner Yağcı’dan oluşan seçici kurulun 280 öykü içerisinden, birinciliğe İBRAHİM ŞAŞMA’nın “ASMALAR ÜZÜM VERMEYECEK” adlı öyküsünü, İkinciliğe AYŞE AKALTUN’un  “ISIRGAN OTLARI” adlı öyküsünü, Üçüncülüğe ise HİKMET YILMAZ’ın  “KARLI EYLÜL VE SAKSAĞANLAR” adlı öyküsünü değer gördü.   Seçici kurul ayrıca, GÖNÜL ÇATALCALI’nın “YOLLAR”, MURAT TAŞ’ın “TOPRAK”, SALİM NİZAM’ın “TERS LALE”, MAHMUT YAMALAK’ın “RAHATMISIN YAVRUM”, MUAMMER KÜÇÜKERGÖR’ün “HAİN LODOS”, BERDAR DOĞAN’ın “ÖZLEM” ve SUNA DÜNDAR’ın “HAYAT AKARKEN” öykülerini de MANSİYONA değer gödüklerini açıkladılar. Dereceye giren öyküler “2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLLERİ” adı altında bir kitapta toplanacaktır.   Dereceye girenlere ödülleri, 12 Nisan 2008 günü saat 19.00’da AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ’nde yapılacak olan ÜMİT KAFTANCIOĞLU anma gecesinde verilecekti. Katılım üçretsiz olup tüm halkımız davetlidir.   Dereceye giren arkadaşlarımızı kutlar, seçici kurula ve tüm katılımcılara teşekkür ederiz.      Öztürk Tatar Yalın Ses Yayınları     BİLGİ:   0555 254 27 26 www.yalinses.com www.umitkaftancioglu.com  ... Devamı

08 04 2008

YAYINCILIK EMEK İŞİDİR

YAYINCILIK EMEK İŞİDİR Kadir İncesu   1993 yılında babanız Rıfat Ilgaz ile birlikte Çınar Yayınları’nı kurarak yayıncılığa başladınız. Bir süre Yayıncılar Birliği’nde de görev aldınız. Geçen 25 yılda yayıncılığımızda neler oldu?   Cağaloğlu piyasasına girdiğimde yılların birikimine sahip birçok yayınevi vardı. Bizler de yeniş olduğumuz için onlar gibi olmak istedik. Süreç içersinde birçok aşamadan geçtik. Kitap dağıtımcılarının, kitap satan işletmelerin işe salt ‘kâr’ gözüyle bakmaları, vadelerin uzatılması piyasaya güvensizlik getirdi. Bu arada büyük yayınevleri kuruldu. Bunlar mantar gibi çıkıp, kalıcı olamamaları piyasada tekrar sorunlar çıkardı. Yayımlanan kitaplarının yazarlarının ortada kalması gibi… Bu arada Kelepir olayı oldu. Satılmayan kitapların ikinci el piyasası… Bir çok yazarın kitabı Kelepir’e düştü. Birçok dağıtımcı ve kitabevi, daha çok kâr etmek için, Kelepir’den ucuza aldıkları tanınmış yazarların kitaplarını satmaya başladılar. Satılmadıkları için Kelepir’e düşen kitaplar normal piyasaya çıktı. Kimi yerlerde çok ucuza, kimi yerlerde ise yüksek fiyatlarla satılmaya başladı. Bu da korsan kitapçılığın gelişmesine neden oldu. Sektöre girdiğim 25 yıllık süreçte yayıncılar da, yazarlar da, yayımlanan kitap sayısı da çoğaldı. Ama kalite açısından çok da büyük bir gelişme olmadı. Daha ucuza kitap üretmek için Türkçesi düzgün olmayan çeviriler, sağdan soldan toplama sözüm ona gazete yazıları, hatta hiç tanınmayan isimlerin kitapları çok satanlar listelerine girmeye başladı. Görsel dünyanın da geliştiği bu dönemde birçok yayınevi kalıcılığını kaybetti ve battılar. Bunlarda piyasayı çok etkiledi. Şimdi başa döndük galiba… Ayakta kalabilen yayınevleri kurtuluşu kaliteli kitap yayımlamakta buldular. “Ucuz olursa çok kitap satılır.” dediler. Ucuz olmasına rağmen satışlar istenilen düzeyde olmadı yine de… Biz eski tabirle “Seka’ya düştü” deriz. Hur... Devamı

14 01 2008

GİDE GİDE CİDE 2005 2 / GEZİ / ALİ ŞAHİN

zamanların da yaşamımızdan ne kadarını aldığını bilebilir? "Nar mı yetiştirmedik kavak ağaçlarında/ Hem de kafamız kadar..." Boşa giden zamanları, disipline edilemeyen yaşamları bundan daha güzel karikatürize edebilir mi? Burada size bir de Abdülbaki Gölpınarlı'nın bir eleştirisini okumak istiyorum.: "Halkın diliyle konuşan, halkın nüktelerini duyuran, bize her şiirinde en acı şeylere karşı bile dudaklarında derin ve manalı gülümsemeyle görünen Rıfat Ilgaz'dan çok şeyler bekliyoruz." demektedir. Beklentiler boşa çıkmayacak, fazlasıyla ürün verecektir.Şiirdeki tadın gülümseme öğesiyle geldiğini ama bunun acı gülümseme olduğunun altını çizer. Belki Rıfat Ilgaz sanatının temeli bu gülümsemeyle ilgili. Belki değil mutlaka gülümsemeyle ilgili... Bu sanatın, bu şiir anlayışının kristalize edilmiş özsuyu sanatına değişik çeşniyi veren öğe içine katılan mizahtan geliyor. "İşte Böyle Azizim" şiirine bir bakalım, çünkü burada kendisi anlatılmaktadır: "Seninle sanatoryumda tanışmıştık/ O günler bir türlü unutulmuyor/ Ne tatlı sigara içerdik/ Biliyor musun hemşirelerden saklı./ Sonra bir yolculuktan bahseder gibi/ Uzun uzun ölümden konuşurduk./ Gelmediği için ödeneğin/ O günlerde az kaldı taburcu edeceklerdi seni./ Sonra da para bulmuştun yatmaya,/ Lakin zaman bulamadın/ Bir gün çıkarsın diye adresini almıştım./ Hani vaktinde gitmedin değil/ Kötüleşti dünyanın hali,/ En güzeli işin peşinde/ Çoluk çocuk bırakmadın/ Kış geliyor karakış,/ Ne soba var, ne bir dirhem odun./ İşleri sorsan eskisinden sıkı./ Ve aldığımız para malum/ Yaşamak zor azizim,/ Sağ olsaydın eğer,/ Nasıl bulacaktın her gün/ Sütü, taze yumurtayı, pirzolayı?/ Çok şükür bunlara kalmadı ihtiyacın./ Biz hala öğrenemedik senin kadar/ Etsiz, ekmeksiz ,parasız,pulsuz yaşamayı."Ölen dostu ile yapılan yarenlikte yaptıkları, konuştukları, "Sonra bir yolculuktan bahseder gibi uzun uzun ölümden konuşurduk" Ölümle yolculuk arasında bir ilinti olduğu gerçeğinden yola çıkar ozan. Uzun uzun ölümden konuşma bir kabulleni... Devamı

14 01 2008

GİDE GİDE CİDE 2005 / GEZİ / ALİ ŞAHİN

GİDE GİDE CİDE 2005 / GEZİAli ŞAHİN______________________________________________ Şair Rıfat Ilgaz'ın: "Martıların düşürdüğü tohumdan/ Filizlendiğine inandığım kasabamız/ Yosun kokardı evleri/ Çarşıları midye kokardı/ Çekirdeği çölden gelen mesçitin/ Boy attığına şaşardım/ Bu deniz yüklü havada/ Nedense gelişemedi bir türlü/ En şirin yerine dikilen/ İrili ufaklı mezar taşları..." dediği kasabada, Cide'deyiz. "Sınıfın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü" diye kendini tanıtan "mimli şair ve ünlü yazarımız" Koca Çınar Rıfat Ilgaz ölümünün 12. yılında, memleketi olan Kastamonu'nun Cide ilçesinde 8-9-10 Temmuz tarihlerinde düzenlenen ''10. Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali'' nde anıldı. "Cide, eski adı Agillius. Kraliçe Amastrist'in ölümünden sonra Kaytros, Sesamos ve Cramna şehirleri bilinmez bir nedenle 'yer ile yeksan 'ediliyor. Bu kentlerin köleleri kaçıp kurtuluyor. Şimdiki Cide düzlüğüne yerleşip Agillius'u kuruyorlar. ( MÖ 3. yy. ) Cide halkının çoğunluğu dışarda, ekmek parası peşinde. Cide, aynı zamanda Rıfat Ilgaz'ın da kasabası. Ölümünden önce gelip, doğduğu bu kasabaya yerleşti. Bir süre de burada yaşadı. Romanlar yazdı Cide ve Cideliler üzerine. Şimdi doğduğu ev yıkılmak üzere , umarız yıkılıp yokolmadan birileri sahip çıkar da unutturmazlar tarihlerini. Cide kocaman bir sahil şeridiyle başlıyor. Ilgaz ,Uzunkum koymuş adını. Cide 'sarıyazma'sını da ondan öğrendi Türkiye. Sarıyazma almak isterseniz limandan epey içerdeki şehir merkezinde bulabilirsiniz. Korunaklı bir limanı var. Karadeniz'de çok az yerde bulunan düzlük arazi üzerine kurulmuş şehir." (http://www.geziturkiye.com) "Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket... Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide'nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim." der Rıfat Ilgaz da Sarıyazma adlı romanında...Sarıyazma Festi... Devamı

08 01 2008

İlgaz sempozyumu kitap ve CD oldu

kultursanat@birgun.net  KÜLTÜR SANAT Birgün, 04/01/2008 İlgaz sempozyumu kitap ve CD oldu    Edebiyatımızın Koca Çınarı Rıfat İlgaz'ı bilimsel yönden ele almanın, günümüz aydınlarına bağımsız kalmanın ipuçlarını vereceği düşüncesiyle, 10-12 Mayıs 2006 tarihinde Kastamonu Meslek Yüksek Okulu, Çınar Yayınları ve Rıfat İlgaz Kültür Merkezi tarafından düzenlenen Rıfat İlgaz Sempozyumu'na sunulan bildiriler kitaplaştırıldı. 93 akademisyen, yazar, gazeteci ve bilim insanının sunduğu bildirilerden oluşan kitap Kastamonu Meslek Yüksekokulu'nun katkılarıyla Çınar Yayınları tarafından yayımlandı. 903 sayfalık kitapta; Rıfat İlgaz'ın Romanı, Rıfat İlgaz'ın Öyküsü, Rıfat İlgaz'ın Şiiri, Rıfat İlgaz'ın Mizahı, Rıfat İlgaz'ın Çocuk Edebiyatı, Rıfat İlgaz'ın Gazeteciliği, 1940-2000 Sürecinde Rıfat İlgaz, Rıfat İlgaz ve Sinema, Rıfat İlgaz ve Tiyatro, Rıfat İlgaz ve Aydınlanma, Yerelden Evrensele Rıfat İlgaz, Halkevleri ve Rıfat İlgaz ve Rıfat İlgaz'ın Yapıtlarında Eğitime Bakışı konuları alanındaki yetkin isimler tarafından ele alınıyor. Kitapla birlikte verilen CD'de ise sempozyumdan görüntülerin yanı sıra, İlgaz'ın yaşamının çeşitli dönemlerinden fotoğraflar ve ustanın yorumladığı şiirler bulunuyor. Kültür Sanat... Devamı