Rıfat Ilgaz ve Hababam Sınıfı İ. GÜRŞEN KAFKAS _______________________________________________
İkinci Dünya Savaşı'nın savaş dışı kalmış Türkiyesi'nde sanat ve kültür çalışmaları İstanbul'da düğümlenmişti. Yoğun politik akımlar kültürümüzü ve basını etkilemekteydi. Şairler ve yazarlar politik açılımların çıkmazında eziliyor, düşüncelerine uyan yelpazede yer alıyorlardı. Bu yazarlardan biri de Rıfat Ilgaz 'dı. Ilgaz, 1928'de ilkokul öğretmeni, 1938'de Gazi Eğitim'i bitirerek Türkçe öğretmeni oldu. Yazıları ve şiirlerindeki çıkışlarıyla hapishane; sağlığının bozukluğuyla da hastane duraklarında gelgit oynuyordu. İstanbul'da yayımlanan üç gruptaki fikir ve sanat dergilerinde yazıları, şiirleri yayımlandı. O zamanın Türkiyesi'nde Atatürkçü görüşteki dergilerle dinci ve ırkçılar arasında sert polemikler yaşanıyordu. Rıfat Ilgaz'ın ''Hababam Sınıfı'' 1956 yılında İlhan ve Turhan Selçuk kardeşlerin yönetiminde çıkarılan Dolmuş adlı mizah dergisinde ''Stepne'' imzasıyla yayımlandı. Stepne'nin ne ve kim olduğu bilinmiyordu. Yabancı ve yerli bir yazar mı diye soruluyordu. ''Hababam Sınıfı Baskında'' yayımlandığında; İlhan Selçuk, Rıfat Ilgaz'a:
- Tuttu bu Rıfatçığım!.. Şunu on öyküye çıkarsana diye önerir. Öneri gerçekleştirilir. Stepne takma adının Ilgaz'a ait olduğu açıklanır. Okur kitlesi Stepne'nin Rıfat Ilgaz olduğunu güç kabullenir. Rıfat Ilgaz, bir Türkçe öğretmeni olduğu gibi o zamanların Babıâlisi'nde bir yazar, düzeltmen, sekreter, dergi sahibi, sorumlu müdür, öykü yazarı, romancı, şair ve editördür... Eserlerini şiir, roman, anı, güncel yazılar ve güldürü türlerinde yazmış ve bunları onlarca kitapla şekillendirmiştir. Geniş okuyucu kitlesine ulaşan kitaplarından en çok ''Hababam Sınıfı'' , ünlenen isminin çıkışı oldu.
Herkesin kendinden bir şeyleri bulduğu konular ve kendisiyle örtüştürdüğü tiplemelerde karşılıklı güven, bağlılık, yardımlaşma vardı. İğneleyici, dokundurucu arayış ve eleştirilerin tümü seviyeliydi. İşlenen konularda bireylerin beden dilinde, söylem ve eylemlerinde sevgi artı saygı gizli bir boyut olarak saklıydı. ''Hababam Sınıfı Uyanıyor'' , ''Baskında'' , ''Sınıfta Kaldı'', ''Pijamalılar,'' ''Apartman Çocukları'' gibi adlarda işlenen konuların tümünde eğitim kurumları, eğitim sistemi, öğretimin esası, yönetim tarzı, öğretmen artı öğrenci artı veli ilişkileri ve iletişim boyutları tatlı bir mizahla irdeleniyor ve güldürü boyutuna ulaşıyordu. Hababam'da kişileri yermek güldürmek değil amaç, öykülerin konusunu ve yapısını sululuktan uzak işlerken, zorlayıcı ve baskıcı bir yönteme yer verilmiyordu. Bireylerin kendilerini bulduğu tiplemelerde mizah kendiliğinden ortaya çıkıyordu.
Ülkemizde, o zamanların koşullarında bireylerin karşılaştıkları güçlükleri eserlerinde işleyen Rıfat Ilgaz'ın; Hababam'ına yalnız ''komik eser'' diye bakılmamalıdır. Tiyatro ve sinema filmi olarak da seyirciyle bütünleşen Hababam'ı izlemek için insanlar kuyruklarda yer alıyordu. Yönetimdeki aksamaları, toplumun sorunlarını, eşitsizlikleri eserlerinde işlediği için sakıncalı bir yazar ve şair olarak tanınıyordu. Ilgaz'ın Hababam'ı ilk yazarlık ürünüydü. Dünden bugüne eğitim sistemimizin aksayan yönleri, eğitim, öğretim, öğretmen sorunları ne yazık ki Hababam izlencesinde yer alıyordu. Eğitim, ulusal boyutta herkesin ortak paylaşım konusu olduğundan sulandırılmamalı diye düşünüyorum. Kısırdöngüde yer alan eğitim çoraklığıyla ilham kaynağı çocuklarımız kurban edilmemelidir. Hababam'ın, tiyatro yapımı ve sinema filmlerinde kullanılan dil, nitelik bakımından çok önemlidir. Küfür ve argoya yer verilmemelidir. Nitekim ''Hababam Sınıfı Merhaba'' nın afişinde ''Türkçe /Küfürsüz'' yazılması önemli bir uyarıdır. Rıfat Ilgaz sonrası ''Hababamlarda'' yeni tiplemelerin, yeni konuların yer aldığı görülmektedir. Bu tiplemeler ve konular oyunun aslında yer almadığı gibi toplumu bilgilendirmeden, iletiden uzak, salt komedi olarak sunuluyor.
Merhum Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz da eserle ilgili kaygılarını ''Hababam Sınıfı Efsanesi'' adlı kitabıyla, bilinmeyen öyküleri anlatacağını, ayrıca; bu kitapta yazarın başından geçenlere, kendi yaşadığı olaylara, hapishane serüvenlerini vb... Anılara, fotoğraf ve belgesellere yer verileceğini öğrendik. 1956'da başlayan ''Hababam Sınıfı'' , öykü düzeyindeki özgün anlatımından 2004 yılına ulaşan yedi sinema filmi ve tiyatrolarla acı - tatlı bir efsane eser oluverdi. Toplumun eğitimdeki dokusunu irdeleyen anlatım ve tanımları sıralarken yaraları kanatırcasına kaşımanın yararı yoktur. Eğitim sorunlarının yığın yığın yer aldığı ulusumuzda, sevgi şemsiyesinin büyüklüğüyle bütünleşilmelidir. Eğitim kurumlarımızın birçoğunda sıra dışı davranışlarda bulunan sınıfların Hababam Sınıfı ile özdeşleşmesi ya da bu oyundaki tiplemelerle örtüşmesi; herkesin kendisinde bir şeyler arayıp bulmasındandır. Unutulmayan okul, mahalle, sokak, iş ve askerlik arkadaşlıkları ve oluşan, gelişen olaylar; bir araya gelindiğinde anlatılan, gülünen, eğlenilen konulardır. Koşullar ne olursa olsun eğitim sorunlarında çağdaş, aydınlatıcı, Atatürk ilke ve devrimlerine uygunluk önde olmalıdır.
Cumhuriyet 02.03.2004
|