RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU 10-12 MAYIS 2006
SEMPOZYUM KİTAP HALİNE GÖTÜRÜLÜYOR RIFAT ILGAZ Sempozyumunu gazetemize değerlendiren Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Bahri Gökçebay, sempozyumda yayınlanan bildirilerin yaklaşık 800 sayfalık bir kitap da toplanacağını açıkladı. KİTABIN ülkemizde ki tüm üniversitelere, fakültelere ve tüm yazarlara dağıtılacağını ifade eden Gökçebay, "dolayısıyla herkesin Kütüphanesinde Rıfat Ilgaz Sempozyumunun Kastamonu'da yapıldığını vurgulayan bir kitap olacak"dedi. DİĞER yandan oturumları izleyen tanınmış yazarların, "bu kadar değerli bir topluluğun bulunduğu ve her şeyin bu kadar derli toplu yürütüldüğü bir sempozyumla ilk defa karşılaşıyoruz" sözleri Bahri Hoca'yı oldukça gururlandırdı.
Nasrullah Gazetesi
MİLLİYET'TE SEMPOZYUM
____________________________________________________________________
ILGAZ'IN ZİRVESİNDE
HASAN BARIŞCAN ______________________________________________________
Hitit güneşi motifleriyle bezeli ana kapı açılınca çiçekler içindeki yol bizi ana binaya götürdü. Sıcak bir ilgiyle karşılayan yetkililerle birlikte, sosyal tesislere geçtik. Tek katlı, çiçekler ve yemyeşil çam ormanı içindeki sosyal tesislerde; öğretmeni, öğrencisi, konuklarıyla öğle yemeğini birlikte yedik. Bahçedeki çay sohbetimiz, gösterilen ilgi ve yemyeşil bir doğa içinde bir tatil köyünde olduğumuz duygusunu yaşadık burada. Halbuki burası bir okul. Üstelik de, bir meslek okulu. Elektrik, elektronik, inşaat, bilgisayar, makine atölyelerinin bulunduğu, bilgisayar teknolojisi ve programlama, elektrik, endüstriyel elektronik, radyo televizyon tekniği, inşaat, makine, muhasebe, işletme, ve çocuk gelişimi bölümlerinden oluşan bir meslek okulu. Kocaman yemyeşil bir orman içine yayılmış, yemyeşil ortama uysun diye çimlendirilmiş, futbol sahası, tenis kortu, basket ve voleybol sahaları, sauna, kapalı spor salonu, kros parkuru, çiçekler içinde kaybolmuş öğrencievi, kütüphane, sinema salonu yurtlar ve yemyeşil bir ormanın içinde kaybolmuş bu mekanları birbirine bağlayan çiçekli yollar, berrak suları ile akan şelaleler ve çiçeklerle süslemiş havuzlar. Burası Ankara Üniversitesi, Kastamonu Meslek Yüksek Okulu. Kentin hemen bitiminde oluşturulmuş örnek bir eğitim kampüsü. Bir eğitim kurumunda olması gereken temiz, düzenli ve bakımlı bir tatil köyü havasındaki bu ortamı yaratanların başında okul müdürü, Prof.Dr. Bahri Gökçebay, okuluna ve kendisine yaraşır bir etkinliği sürdürüyor bu günlerde, Rıfat Ilgaz Sempozyumu'nu.
Güneşli bir bahar havası, yemyeşil ortam ve binbir çiçekli okulun bahçesindeki güzelliğe Kültür Merkezi'ni dolduran Anadolu'nun her yanından gelmiş; şair, yazar, sinemacı, tiyatrocu, eğitimci, gazeteciler katılmış. Onları ağırlayan, salonlarda dinleyen, alkışlayan; öğretmenler, öğrenciler, Cideli, Kastamonulu aydınlık yüzlü insanlar.
Bütün bu insanlar bu toprakların yetiştirdiği şair ve yazar Rıfat Ilgaz Sempozyumu için buradalar. Bina girişi, Rıfat Ilgaz'ın posterleri, resimleri ve kitaplarıyla süslenmiş. Salonlarda onun, kişiliği, şiirleri, öyküleri, romanları, tiyatroları, filmleri, gazeteciği ve onurlu yaşam mücadelesi anlatılıyor. Başta okul müdürü, Prof. Dr. Bahri Gökçebay olmak üzere tüm okul; öğretim görevlisi, öğrencisi, çalışanıyla konuklarını ağırlamak için güler yüzle koşuşturuyor, onları, tatlı dille ağırlıyorlar.
Konuşmaları biten yazar, şair, eğitimci, bilim adamı, sinemacı, aydınlar kent turlarına çıkarılıyor. Yemyeşil bir vadiye kurulmuş kentin Kastamonu Kalesi'nde, Hititlerden eskiye sarkan tarihi anlatılıyor. Kastamonu Konakları gezdiriliyor. Konaklardaki yaşam, tek tek dillendiriliyor. Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk ve Şerife Bacı Anıtı önünde, Kurtuluş Savaşı'ndaki kadınlarımızın özverili katkıları dillendiriliyor. Atatürk'ün: "İşte buna şapka denir." söylemiyle başlayan kılık kıyafet devriminin başlatıldığı günlere uzanılıyor. Kent; tarihi , kültürü, yaşama biçimiyle bir oya gibi işleniyor beyinlere. Kastamonu Meslek Yüksek Okulu; Valilikle, Ticaret Odası'yla birlikte tüm eğitim kurumlarına ve illere örnek olacak bir kütür ve tanıtım çabasını başarıyla gerçekleştiriyor.
Üç gün süren sempozyumun sonucunda; şairler, yazarlar, tüm konuklar Rıfat Ilgaz'ın doğum yeri canı kadar sevdiği Cide'ye gidecekler. Karadeniz'in kıyısındaki Kastamonu'nun bu güzel ilçesinde, Rıfat Ilgaz yeniden anılacak. Onun yaşadığı ev, yürüdüğü sokaklar, adına düzenlenen park, uzun plajı ile bahar yeşillikler içinde kaybolmuş Cide gezdirilecek. Sarı yazmalı kızlar onun şiirlerini dillendirecek, çocuklar kitaplarını okuyacak, gençler oyunlarını oynayacaklar.
Örnek bir eğitim kurumunu, örnek bir kültür etkinliğini yaşamanın tadıyla dönüyoruz Kastamonu'ndan. Yolumuz Ilgaz dağlarına sarıyor. Ilgaz Dağı görkemli. Yemyeşil çam ormanları ile kaplı.Yamaçlara tutunmuş bilek kalınlığındaki çamlar, uzayıp gidiyorlar gökyüzüne doğru. Mayıs ayındayız. Baharın coşkusu dağlara dek sarmış. Fakat Ilgaz'ın zirvelerine ulaşamamış henüz. Zirveler, karlarla kaplı. Bembeyaz kar öbekleri yol kenarlarında da çıkıyor karşımıza. Bir de çamlıklar arasına yerleştirilmiş Ilgaz Dağı Tatil Köyü. Çamların arasındaki yolumuzu vadileri dolduran sisler kesiyor. Sisler içindeki vadileri bulutlara değen zirveler selamlıyor. Biz de, "Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın" diyen Rıfat Ilgaz'a, Ilgaz, sen Anadolu'nun yüce bir ozanısın yinelemesiyle katılıyoruz.
Hasan Barışcan hbariscan@milliyet.com.tr
(Milliyet, 16 Mayis 2006 / Salı)
HABABAM OKULLARI
HASAN BARIŞCAN ______________________________________________________
"Hababam Okulları" da nereden çıktı? Yılardır ezberledik biz onu. Hababam Sınıfı'nın adını, oyuncularını. Başta İnek Şabanı, Adile Teyzeyi, Kel Mahmut'u, Tulum Hayri'yi,Kalem Şakir'i, Badi Ekrem'i, Güdük Necmi'yi... hangimiz unutabiliriz ki !
Bu günlerde hep onlarla birlikteyim. Ankara Üniversitesi, Kastamonu Meslek Yüksek Okulu; 10-11-12 Mayıs 2006 tarihlerinde "Rıfat Ilgaz Sempozyumu" düzenlemeyi kararlaştırmış. Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'ne uğradığımda Aydın Ilgaz, sempozyumdan sevinçle söz etti. Rıfat Ilgaz adına çok sevindim. O'nun doğduğu, okuduğu yerdeki bir yüksek okulun, böyle bir sempozyumu düzenlemesi eğitim adına da kutlanacak bir uğraş. Başta okul müdürü, Prof. Dr. Bahri Gökçebay olmak üzere bu güzel eğitim etkinliğine katkıda bulunan; öğretim görevlisi, çalışanı, öğrencisiyle tüm Kastamonu Meslek Yüksek okulu'nu kutluyorum. Olayı duyunca Aydın Ilgaz gibi ben de çok heyecanlandım. Bu etkinlikte bulunmak için kolları sıvadım. Tam bana göre de bir konu belirlemişlerdi: "Rıfat Ilgaz'ın Yapıtlarında Eğitime Bakışı"
"Sınıfın Efsanesi" ile başladım işe. Aydın Ilgaz, Hababam Sınıfı'nın yazılışını, yayınlanışını, tiyatrolarını, filmlerini anlatmış. Bir yazarın oğlu olarak yaşadıklarını, bir yazarın kendisinin söylemekte zorluk çektiği yaşamını belgelemiş bizlere. Rıfat Ilgaz'ın deyişiyle : "Sınıfın mimli ozanını, Hababam Sınıfı'nın ünlü yazarı"nı anlatmış kitabında. Bu kitabı okurken, yıllardır tanıdığım baba, oğul dostlarımla birlikte olmak beni çok ama çok mutlu etti. Aydın Ilgaz'a teşekkür ettim.
Rıfat Ilgaz'ın "Bütün Şiirleri"ni yeniden okudum. Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam, Üsküdar'da Sabah Oldu, Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim uyur mu, Kulağımız Kirişte, Ocak Katırı Alagöz adlı şiir kitaplarını bir araya toplayarak ozana yakışır bir şiir kitabı yayınlamış Çınar Yayınları.
Okumaktan yorulduğum an bahçeye çıkıyorum. Bahar, bizim bahçeye iyice yerleşti. Erik ağacının çiçekleri bembeyaz. Mini mini beyaz çiçekleri ile donandı erik ağacımız. Kayısının çiçekleri pembe pembe, açtı açacak, henüz tomurcukta. Bir iki güne kalmaz onlar da açılıverir. Bahçemiz iki bölümlü. Bir bölümü ağaçlara ait. Bu bölümde hiçbir şey yapmıyorum. Sadece suluyorum bütün yaz boyu. Serbestçe yetişen otlar insan boyunu aşıyor. İçi görünmez bir ormana dönüşüyor. Bir köşedeki gülleri, ortancaları korumak için sık sık müdahale etmek zorunda kalıyorum. İkinci bölüm ise bizim kullanımımızda olan bir bölüm. Yazın masamızı sandalyemizi atıp keyif yaptığımız bölüm. Bu bölüm, bakım istiyor, özen istiyor. Yazın rahatça kullanabilmemiz için şimdiden hazırlıklar yapmamız gerekli.
Her gün bir kısmını belleyerek toprağı aktardım. Tezeklerini ezdim. Küçük büyük taşlarını ayıkladım. Saç tarar gibi kazdığım kısmı tekrar tekrar tırmıkladım. Bazı kısımlarına arnavut kaldırımı döşenen taşlardan sıra ile toprak seviyesinde taşlar dizdim. Çim tohumunu eşit şekilde ektim. Üzerine ince bir toprak serptim. Bir tahtayla toprağın üzerini takozladım. Her gün sulayarak çimlerin yeşermesini sabırla bekliyorum. Bir ay sonra çimleri biçerek, ayrık otlarını ayıklayarak yemyeşil bir bahçede dostlarımızı ağırlayacağız. Tepemizdeki kızgın güneşi bizim için durduracak olan nar ağacımız, top top meyvelerini olgunlaştıracak güneşle.
Bahçede yorulunca, Hababam Sınıfı'nda dinleniyorum. Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, tiyatro kitaplarından sonra Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı İcraatın İçinde adlı romanları da yeniden okuyorum. Sanki ilk okuduğum an gibi yeniden tat alıyorum her birinden.
Bu günlerde, günlük gazetelerin başlıklarını okudukça, Hababam Sınıfı'nın yazarını tüm toplum olarak yıllardır anlamadığımızı, anlayamadığımızı, anlamak istemediğimizi düşünüyorum. Milliyet Gazetesi: Okulda Alarm, Okul Çetelerine Kameralı Takip, Herkes Göreve. Cumhuriyet Gazetesi: Liseliler Okul Bastı. Sabah Gazetesi: Bıçaklı Öğretim. Radikal Gazetesi: Bu Tezgahı Kim Bozacak gibi başlıklarla sadece İstanbul'dan değil, yurdun her yanından okullarda yaşanan dramı anlatıyorlar. Köşe yazarları öğretmenlerin, velilerin feryadına yer veriyor.
"Hababam Sınıfı"nın kitap olarak ünü, defalarca tiyatrolarda oynanışı, Filmlerinin tekrar tekrar çekilişi , toplumca coşkuyla beğenilmesinin benimsenmesinin nedeni herkesin kendi sınıfında benzer şeyleri yaşadıklarıyla özdeşleşmesinden kaynaklanıyor. Büyük ozan Rıfat Ilgaz bu günleri görseydi, son "Hababam Sınıfı" kitabı olan, "Hababam Sınıfı İcraatın İçinde" kitabından sonra sanırım "Hababam Okulları" adlı romanı yazardı. Okullardaki, çeteleri, öğrencilerin, öğretmenlerin bıçaklanmasını, eğitim dışı yapılanları, yönetilemeyen okulları kitabında anlattıkça her ilden, her ilçeden bu bizim okul diyerek eserle kendilerini özdeşleştirenler ünlü yazarı yeniden ünlendirirlerdi
Ülke eğitimi, bütün bu olumsuzlukları yaşarken, günün iktidarı sadece küçük, siyasi çıkar peşinde koşmaktan başka bir şey yapmıyor. Yapması bir yana, yıllardır yapılanların iyi yanlarını da ortadan kaldırmak için sadece bozuyor. Kendi küçük siyasi emelleri için çözümü varolanı da bozmakta arıyor.
İktidardan çözüm gelemeyeceğini düşündüğümüze göre, eğitimdeki bu gidişin toplumumuza faturasını en aza indirgemek için bizim bahçedeki sadece suladığımız bölüm gibi kendi başına bırakılan bir eğitim kitlesi yerine, emek verilen, özen gösterilen, bakım yapılan bir bahçe gibi çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirmek zorundayız. Bunun için de eğitimi bozan, çözümü polisiye gibi eğitim dışı tedbirlerde arayan günün yöneticileri yerine, ülkenin öğretmenlerine, bilim adamlarına, velilere, şiirimizin büyük ozanı, eğitim sistemimizdeki yanlışlıkları bize yıllardır sunan, Rıfat Ilgaz'ın bir şiiriyle seslenelim.
AYDIN MISIN
Kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş, top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun
Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol şık ol yumruk ol Kara yeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol
Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol Rıfat Ilgaz (1)
Hasan Barışcan hbariscan@milliyet.com.tr
1) Rıfat Ilgaz- Bütün Şiirleri- Çınar Yayınları- İST.
Milliyet, 10.05.2006
ÇINARIN GÖLGESİNDE
HASAN BARIŞCAN ______________________________________________________
Sıcak bir yaz günüydü. Bütün Ege neredeyse İzmir Fuarı'na akın etmişti. Dersim biter bitmez fuara koşmuştum. Genç bir öğretmendim. Yaptığım işi, öğretmenliği, eğitimi sürekli sorguluyordum. Yaşadığım dünyanın yapısını kavramaya çalışıyordum. Nazım Hikmet'in dediği gibi:
........................................................... Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içinde olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. ..........................................................
Balıklardan da tuhaf olmamalıydım. Bir de ders kitapları yazma sevdam vardı o günlerde. Ders kitabı yazacağım eğitim dünyasını çok iyi kavramam gerekirdi. Yazılmış kitapları inceliyor, yurtdışı örnekleri getirttiriyor, önümdeki dünyayı aydınlatmaya çalışıyordum.
Özellikle Rıfat Ilgaz'la bu konuyu konuşmalıydım. Eğitim sistemimizin tüm çarpıklıklarını görmüş, hatta onu Hababam Sınıfı adlı edebiyatımızın klasikleri içinde yer alan eserinde dile getirmişti. Onu fuarda kitaplarını imzalarken buldum. Okuyucularının uzayan kuyruğu bitmek bilmiyordu. Konuyu Aydın Ilgaz'a açtım. Mutlaka konuşmam gerektiğini rica ettim. Kitap imzalama işi bittikten sonra Karşıyaka'da kaldıkları bir akrabalarının evinde başladı sohbetimiz. Çok yorgun olmasına rağmen beni kırmadan bütün sorularıma sevgiyle yanıt verdi. Bütün anlattıklarını tek tek not aldıktan sonra eğitim dünyasını nasıl bu kadar berrak gördüğünü düşünmeye başladım.
Rıfat Ilgaz, 1911 yılında Cide'de doğmuş. İlköğrenimini çeşitli yerlerde tamamlamış. 1926-1930 yıllarında Kastamonu Öğretmen Okulu öğrencisi olmuş. Eğitimle ilk ciddi tanışması; on yedi, on sekiz, yaşlarında burada başlamış. İlkokul öğretmenliği; 1930-1936 yılları arası Bolu'da geçmiş. Tam altı yıl yaptığı ilkokul öğretmenliğinden sonra, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nde öğrencilik yılları başlamış.
Rıfat Ilgaz, deneyimli bir öğretmendir. Şiirler yazmaktadır. Yirmi dokuz, otuz yaşlarında Ankara'da bir öğrencidir. Arkadaşlarına göre eğitime daha üstten bakmakta, geneli şiirleriyle sorgulayabilmektedir. Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki öğrencilik yılları bittikten sonra, Adapazarı ve İstanbul'daki Türkçe öğretmenliği, onu edebiyatla daha sıkı uğraşlara götürür.
Bir öğretmenle evlidir. Eğitimle, sanatla bütünleşmiş bir yaşamı vardır. "Sınıf" adlı şiir kitabının yayınlanması ile devrin tutucu yönetimini korkutur. Öğretmenlikten ayrı bir yaşam başlar. Bundan sonraki yaşamında duyduğu eğitim özlemini, lise öğrencisi olan oğlu Aydın Ilgaz'la buluşmalarındaki okul sohbetlerinde gidermeye çalışır. Bir de yapıtlarında.
Eğitimle iç içe yaşamını önce şirinde görürüz Rıfat Ilgaz'ın. Zaten kendisi de "Okutma Üzerine" adlı şirinde dillendirir;
....................................... "Şunu demek istiyorum! İki iş tuttum ömür boyu köklü. Çocukları okutmaktı ilk işim, İkincisi, Yazdığımı çocuklara okutmak" .....................................................................
"Çocuklarım" adlı şiirinde ise öğrencilerini anlatır tek tek. Onların yaşamını, birlikte yaptıkları derslerini dillendirir. Sınıf, Remzi, Oğlum, Türkçemiz, Öğünsek mi, Okullar Dinlencede, Kardeşlik adlı şiirlerinde bütünüyle eğitimi, okulu, öğrencilerini işlemektedir. Rıfat Ilgaz'ın yapıtlarında çoğunlukla yer alan eğitim dünyasını, çocuk kitaplarında da görürüz. Özellikle "Bacaksız Okulda" adlı çocuklar için yazdığı kitabında, ilköğretimde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla, çarpıklıklarıyla sergilemektedir. Eğitim yapımızı bir bilim titizliğiyle inceleyip, bizlere sunduğu temel eserleri, onun Hababam Sınıfı adıyla çıkan kitaplarıdır. Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hamababam Sınıfı Sınıfta Kaldı adlı oyunlarında, Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı İcraatın İçinde adlı romanlarında bütünüyle eğitim yapımız irdelenmekte, tüm çarpıklıklarıyla topluma sunulmaktadır.
Rıfat Ilgaz, "Çocuklarım" adlı şiirinde eğitim sistemimizin ne kadar yaşamdan uzak olduğunu vurgularken; .................................. Kiminiz limon satar Balıkpazarı'nda, Kiminiz Tahtakele'de çaycılık eder, Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı Terayağındaki vitamini Ve kalorisini taze yumurtanın! Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta Çevresini ölçtük dünyanın Hesapladık yıldızların uzaklığını Orta Asya'dan konuştuk Laf kıtlığında Neler düşünmedik beraberce Burnumuzun dibindekini görmeden. ................................................................
"Bacaksız Okulda" adlı çocuk kitabında, kendisini yenileyemeyen öğretmenin sınıftaki başarısızlığını, müfettişlik kurumunun gereksizliklerini, çevrenin okula bakışını, veli okul ilişkilerini, yöneticilerin eğitime bakış açılarını bütün olumsuzluklarıyla bir sosyolog gibi bizlere sunmaktadır. İlköğretimin; özellikle ezberci, dayakçı yanını, öğretmenlerin kendilerini yetiştirmekte ne kadar geri olduklarını bu eserinde bütün yönleriyle görmekteyiz.
Onun üretimden, araştırmadan uzak ezberci eğitime bakış açısını bütünüyle yansıtan temel eseri; Hababam Sınıfı'dır. Kendi öğrencilik anılarını, öğretmenlik deneyimleriyle birleştirerek, eğitimimizin tüm okullarda yaşanan ezbere dayalı yapısını ele almış, tüm eğitim sisteminin yanlışlıklarını, eksikliklerini bir gülmece havası içinde anlatmıştır. Hababam Sınıfı; İstanbul'da , Hababam Sınıfı; Kastamonu'da, Hababam Sınıfı; Ankara'da, İzmir'deki okullardadır. Eğitim yapımızın bütününde görülen yanlışlar, gereksizlikler, gülmece diliyle verilmektedir.
Kuru bilgilerle yetinmenin gereksizliğini vurgulamak için ustaca düşünen yazar, Hababam Sınıfı'nda ; edebiyat öğretmeni Piyale İhsan'ın, divan edebiyatı ağırlıklı edebiyat dersini, Hababam Sınıfı öğrencilerinin aracılığıyla bir tiyatro sahnesine dönüştürerek, dersi yaşamsal duruma sokmuştur. Bunu ancak, iyi bir öğretmen, iyi bir gözlemci, iyi bir yazar yapabilir ki, mükemmel bir kurguyla hem yermiş, hem güldürmüş, hem de olması gereken eğitim biçimini önermiştir. ______________________________________________________
Milliyeti 08 Mayıs 2006
Hasan Barışcan hbariscan@milliyet.com.tr
İNEK ŞABAN VE GÜDÜK NECMİ KİMDİ? _____________________________________________________
Rıfat Ilgaz Sempozyumu ünlü yazarın sırlarını gün yüzüne çıkarttı. Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz sempozyumda, yazarın eserinde kendisini hangi karaktere gizlediği açıkladı.
'Hababam Sınıfı'ndaki Güdük Necmi meğerse Rıfat Ilgaz'ın kendisini canlandırıyormuş. Sinemadaki İnek Şaban canlandırmasının ise Öküz Ahmet'i anlattığı ortaya çıktı.
Kastamonu Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu'nda başlayan "Rıfat Ilgaz Sempozyumu" ünlü yazar ile ilgili bilinmeyenleri de gün yüzüne çıkarttı. Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz sempozyumda önemli açıklamalar yaptı.
Aydın Ilgaz, "Hababam Sınıfı'nın unutulmaz karakterlerinden biri olan "Güdük Necmi" karekteri ise babamın ta kendisi idi. Parasızlık ve yoksulluk nedeniyle vücudu fazla gelişemediği için güdük olan babam kendisini 'Hababam Sınıfı'nda Güdük Necmi ile anlattı" dedi.
Kastamonu Meslek Yüksek Okulu ve Çınar Yayınları'nın işbirliğiyle "Hababam Sınıfı" ve Türk Edebiyatına sayısız eser bırakan Şair -Yazar Rıfat Ilgaz adına düzenlenen sempozyum başladı. Türkiye genelinden 96 konuşmacının katıldığı sempozyumun açılış törenine Kastamonu Valisi Mustafa Kara, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Mehmet Yıldırım, Kastamonu Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu, "Hababam Sınıfı"nın uslanmaz çapkın rolünü oynayan "Damat Ferit" rolündeki ünlü oyuncusu Tarık Akan'da katıldı.
Sempozyumda bir konuşan CHP Milletvekili Mehmet Yıldırım, Rıfat Ilgaz'ın "Dünyada ve Türkiye'de dikili bir ağacım olmadı ama Kastamonu'da adımın yazıldığı bir sokağım var" dediğini hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü; "Sen bin yaşa Rıfat Ilgaz. O gün bir sokağın vardı. Şimdi devletin, senin adını verdiği bir kültür merkezi var. Parkların anıtların var. Sen yaşayan bir ölü olmadın, öldükten sonra yaşayan bir dahi oldun. Karayollarında mühendis olarak çalışıyordum. Gardiyansız hapishane olarak biliyordu Cide. Orda doğmuştu Rıfat Ilgaz. Kastamonu'nun yolu yoktu okulu yoktu köylerinde suyu yoktu. Ama Rıfat Ilgaz'ı vardı. Bugün Rıfat Ilgaz'ın Kastamonu'ya ihtiyacı yok ama Kastamonu'nun Rıfat Ilgaz'a ihtiyacı var" dedi.
Konuşma aralarında güzel konuşma Jülide Gülizar tarafından hayatından bazı kesitler anlatılan Rıfat Ilgaz'ın ilk şiir kitabı olan "Sınıf" bir düğünü anlattığı "Sünnet Düğünü" adlı şiiri nedeniyle dönemin Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yapılan soruşturma sonucu bilir kişiler tarafından şiirin edebi bir değeri olmadığına dair görüş bildirmelerine rağmen Mahkeme heyeti tarafından dönemin zenginlerine düşmanlık içerdiği gerekçesiyle 6 ay hapis cezası verildiğinin hatırlatılması üzerine, salonda uzun süre alkış sesleri yankılandı.
Açılışta konuşan Jülide Gülizar ise "Rıfat Ilgaz'ları yargılayanları kimse hatırlamıyor. Ama Rıfat Ilgaz hala var. Nasıl ki salonda bulunan Tarık Akan'da barış davasında yargılandı. O zaman yargılayanları kimse hatırlamıyor ama Tarık Akan yine burada" dedi.
Meslek Yüksek Okulu'nda gerçekleştirilen Rıfat Ilgaz Sempozyumu'na katılan bir diğer isim ise Rıfat Ilgaz'ın oğlu ve Çınar Yayınları sahibi Aydın Ilgaz oldu. Ilgaz yaptığı konuşmada, babasıyla ilgili çok sayıda anısını kürsüden dinleyenlerle paylaşırken babasının hapishane, hastane ve edebiyat yaşantısından örnekler verdi.
Çınar Yayınevi'nin ilk adımını parasızlık nedeniyle Kastamonu Gazeteciler Derneği'nden aldığı gümüş bir şilti satarak başladıklarını belirten Aydın Ilgaz , "O gün sattığımız o şilt bizim için ilk adım oldu. Hababam Sınıfı'nın başlangıcı babamın okuduğu Abdurrahmanpaşa Lisesi ve Kastamonu Muallim Mektebi ( Öğretmen Okulu) olmuştur. 'Hababam Sınıfı'nın karakterlerinden biri olan ve usta sanatçı Kemal Sunal tarafından canlandırılan İnek Şaban karakteri aslında Öküz Ahmet'tir. Babamlar Öküz Ahmet'in kitabının arasına ot koyup Öküz Ahmet diyorlarmış. Hababam Sınıfının bir diğer karakteri olan "Güdük Necmi" ise babamın ta kendisi idi. Parasızlık ve yoksulluk nedeniyle vücudu fazla gelişemediği için güdük olan babam kendisini Hababam Sınıfı'nda Güdük Necmi ile anlattı" dedi.
'Hababam Sınıfı'nın uslanmaz çapkını "Damat Ferit" karakterini canlandıran usta oyuncu Tarık Akan ise ustası Rıfat Ilgaz'la ilk defa film setinde karşılaştığını ve ardından doyumsuz bir dostluklarının olduğunu anlatarak, "Rıfat Ilgaz, Karartma geceleri filminde kendisini anlattı. Hatta film için görüşmelerde ben kendisini oynayamayacağımı söyledim çünkü ben 2 metre boyundayım. Bu yanlış olur dedim. Öyle bir yazmış ki burada Türk aydınlarını edebiyatçılarını kapsayan bir hikayeydi. Ben bunu başarabilirsem bunun en ufak bir şeyini anlatmaya çalışırım dedim" dedi.
Tarık Akan, uzun boylu olmasının azizliğine uğradığı sempozyumda kürsünün alçak olması nedeniyle konuşmasını iki büklüm eğilerek yapmak zorunda kaldı. Sempozyum 3 gün sürecek.
(Kaynak : www.haber3.com / Haber7; 11.05.2006)
SEMPOZYUM KİTAP HALİNE GÖTÜRÜLÜYOR ___________________________________
Rıfat ILGAZ Sempozyumunu gazetemize değerlendiren Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Bahri Gökçebay, sempozyumda yayınlanan bildirilerin yaklaşık 800 sayfalık bir kitap da toplanacağını açıkladı. Kitabın ülkemizde ki tüm üniversitelere, fakültelere ve tüm yazarlara dağıtılacağını ifade eden Gökçebay, "dolayısıyla herkesin Kütüphanesinde Rıfat Ilgaz Sempozyumunun Kastamonu'da yapıldığını vurgulayan bir kitap olacak"dedi. Diğer yandan oturumları izleyen tanınmış yazarların, "bu kadar değerli bir topluluğun bulunduğu ve her şeyin bu kadar derli toplu yürütüldüğü bir sempozyumla ilk defa karşılaşıyoruz" sözleri Bahri Hoca'yı oldukça gururlandırdı.
Nasrullah Gazetesi
RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMUNA YOĞUN İLGİ
Rıfat Ilgaz'a yaraşır bir katılım ve canlılığın yaşandığı sempozyumun açılışında konuşan ünlü spiker Jülide Gülizar, Rıfat Ilgaz'ı yargılayanları kimsenin hatırlamadığını, ama Rıfat Ilgaz'ın hâlâ var olduğunu belirtirken, Karartma Geceleri filminde Ilgaz'ı canlandıran Tarık Akan İse "Doyumsuz bir dostumdu" dedi. MİLLETVEKİLİ Mehmet Yıldırım ise Kastamonu'nun Rıfat Ilgaz'a ihtiyacı olduğunu söyledi. A nkara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu ve Çınar Yayınları'nın ortaklaşa düzenlediği üç gün sürecek olan Rıfat Ilgaz Sempozyumu, MYO Konferans Salonu'nda dün başladı. 96 bildirinin sunulacağı sempozyumun açılış töreninde Vali Mustafa Kara, CHP Milletvekili Mehmet Yıldırım, MYO Müdürü Prof. Dr. Bahri Gökçebay, ünlü sanatçı Tarık Akan, TRT'nin unutulmaz sprikeri Jülide Gülizar ve Aydın Ilgaz birer konuşma yaptı
KASTAMONU GAZETESİ
|