AlsahBlog / Sarı Yazma

• 19/10/2006 - RIFAT ILGAZ 2006 - KASTAMONU SEMPOZYUMU 2

"Picasso öldü ama Picasso deyince İspanya, İspanyol Faşizmi akla gelir. Faşizmi simgeleyen resimler akla gelir. Bu resimleri gören şer kuvvetleri "Bu resimleri siz mi yaptınız?" deyince, "Hayır, siz yaptınız."diyebildi sanatçı. Belki bu sözler söylenmedi ama, bu öykü ona yakıştırıldı." (Rıfat ILGAZ)

RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU'NDA SUNULAN BİLDİRİ ÖZETLERİ

RIFAT ILGAZ'IN İLK ŞİİRİ / KASTAMONU-NAZİKTER-1927

RIFAT ILGAZ'IN "SAZINI ÇALANA" ŞİİRİ / KASTAMONU-AÇIKSÖZ GAZETESİ- 1928

kutu4.jpg

BİR SINAVSA EĞER

Girdiğim çıkığım yerler tanıdığımdır
Kapımı çalanlar gece yarılarında
Okunan kararlar yüzüme karşı
Korkmuyorum duygusal bitşlerden
Tükenen kurşun kalemler tanığımdır
Ölümle burun buruna bir gençlik boyu
Sıtmasında vereminde Anadolu'nun
Dönülmez bekleme kamplarında
Suçsa suç sorguysa sorgu hapisse hapis
Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda
Elimde hep böyle ükenen bardak
Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde
Öümün anlamı değşti birden
Eskiden yataklarda beklerdik
Ders mi sınav mı görev mi belli değil
Gelecekse ayakta bulsun dimdik
Açılan bir sorumsuz yalım ateş
Bir karanfildir göğüsümüzde

Rıfat ILGAZ

"...İlk okuduğumda beni çarpan "Bir Sınavsa Eğer" adlı şiirini, 12 Mart döneminin bungunluğunu aşmaya çalıştığımız günlerde "Yeni Adımlar" dergisinde (Mayıs 1973) okumuştum. Coşku ve umut olmuştu, "Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır / Kapımı çalanlar gece yarılarında / Okunan kararlar yüzüme karşı / Korkmuyorum duygusal bitişlerden / Tükenen kurşun kalemler tanığımdır..." dizeleriyle başlayan ve "Ölümle burun buruna bir gençlik boyu / Sıtmasında vereminde Anadolu'nun / Dönülmez bekleme kamplarında / Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis / Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda / Elimde hep böyle tükenen bardak..." dizeleriyle devam eden bu şiir..." (Öner YAĞCI)

______________________________________________

d110500.jpg

H
a
y
a
t

Efsanedir


Saçların aklarla dolduğu zaman
Geriye hasretle bir bakar mısın?
Yıllar mazimizi yolduğu zaman
Göğsüne menekşe, gül takar mısın?

Penbe kıyılardan geçse bir sandal,
İşitsem sesini şen fıskiyenin;
Zikrimde canlanır eski bir masal:
Gözümde gözlerin, elimde elin...

Zaman kalbimizde can vermiş gibi,
En güzel renklerle süslenir mekan...
Suda aksimizle, havuzun dibi
"hayat efsanedir!" diyordu her an!

13 Mayıs 1944, Erzurum
Asım BEZİRCİ

Sayfamızı 10 Mayıs 2006'dan İtibaren

Kişi Ziyaret Etmiştir

asimbezirciden_rifatilgazkitabik.jpg

Kitap Adı: Rıfat Ilgaz
Kitabın Yazarı: Asım Bezirci

Kitap Hakkında Kısa Bilgi:

1963'de Otağ Dergisi'nin, 1968'de Yeni Dergi'nin okurlarınca yaşayan eleştirmenlerin en beğenileni seçilen Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz incelemesiyle 1989 Ferit Oğuz Bayır Kültür ve Sanat Ödülü'nü kazandı. Yazdığı, çevirdiği, derleyip düzenlediği kitapların toplamı 69'dur. Bu kitap, iki ana bölğmden oluşuyor; "Tanıtmalar" bölümünde Rıfat Ilgaz'ın yaşamı,şairliği, hikayeciliği, romancılığı ile oyun, anı, fıkra yazarlığı ayrıntılarıyla sergileniyor. Söz konusu türlerde çıkmış eserlerinin çoğu tanıtılıp değerlendiriliyor. Bunun için üç boyutlu ilginç bir yöntem izleniyor; Rıfat Ilgaz'ın açıklamaları ve Asım Bezirci'nin değerlendirmeleri ile çeşitli yazarların çözümleme ve eleştirilerinden birbirini tamamlayan geliştiren parçalar aktarılıyor. Böylece, eserlerin değişik açılarından aydınlanması, yagılanmasını sağlanmış oluyor.
"Seçmeler" bölümünde ise, Rıfat Ilgaz en güzel şiirleri ile hikayeleri ve köşe yazırlarından seçilmiş bir demet sunuluyor. En sonda da zengin bir "kaynakça" veriliyor.
Rıfat Ilgaz'ın sanatsal evrimi ve toplumsal çevresi içinde derinden incelemek, sıcak bir yaklaşımla renkli kişiliğini yakından tanımak ve seçkin ürünlerini zevkle okumak isteyenler için özgün bir "monografi" çalışması, belgesle bir " kaynak", bir "başvuru kitabı"...

(BAŞLANGIÇTAN 1988'E KADAR) RIFAT ILGAZ KAYNAKÇASI / ASIM BEZİRCİ

Kültür-Sanat 02-Temmuz 1999
Edebiyatın Temmuz vurgunları unutulmayacak
ÖNER YAĞCI
2 Temmuz 1993 Sıvas
____________________________

Katliam'ında "Edebiyatımızın Sosyalist Karıncası" Asım Bezirci'yi yitirmiştik. Sıvas Katliamı'nın acısı 7 Temmuz 1993 günü "Edebiyatımızın Koca Çınarı" Rıfat Ilgaz'ın yüreğine çökmüştü.

6 Temmuz 1995 günü "Gözyaşını Gülmeceye Çeviren, Çağımızın Nasrettin Hocası, Gömüyü Arayan Adam", Aziz Nesin aramızdan ayrılmıştı.

Temmuz'un ilk haftasında edebiyatımızın bu üç büyük ustasıyla, bu üç büyük bilgesiyle ilgili birçok etkinlik gerçekleştirildi.

Edebiyatımıza damgalarını vuran, yaşamları demokrasi ve özgürlük savaşımıyla içiçe geçen, edebiyatın çeşitli dallarında ürettikleri yapıtlarla unutulmaz izler bırakan, bu yürekli ustalarımız için çeşitli kuruluşlar tarafından anma ve saygı günleri düzenlendi.

Gerçekleştirilen bu etkinliklerle bu ustalarımız bir kez daha sahiplenirken, dosta düşmana da "unutulmayacaklar" mesajını verilmiş oldu.

Asım Bezirci 1928 doğumluydu; incelemeleri, eleştirileri, denemeleri, araştırmaları, yaşam öykü çalışmaları, çevirileri, derlemeleri, seçkileriyle yetmişe yakın yapıt armağan ederek edebiyatımızı zenginleştiren bir yazı ustasıydı. Sosyalist gerçekçi yöntemle ele aldığı kişileri, yapıtları, dönemleri bir karınca titizliğiyle ve parmak ısırtacak bir çalışkanlıkla değerlendiren Asım Bezirci'nin edebiyat sevgisiyle dolu, edebiyatla yaşamı buluşturan çalışmaları dünün edebiyat zenginliklerinin değerlendirilmesinde, bu günün edebiyatının anlaşılmasında, geleceğin edebiyatının nasıl olacağı konusunda bize ışık tutan bir vazgeçilmez kaynaktır.

Pir Sultan, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Orhan Veli gibi şair ve yazarlarımız hakkında yazdığı yaşam öyküsü incelemeleriyle damarı damara bağlamanın başarılı örneklerini sunan Asım Bezirci; Tür Halk Şiiri, Dünden Bugüne Türk Şiiri, Temele Gül Dikenler ve Güle Dil Verenler gibi yapıtlarıyla şiir tarihimizi değerlendirirken Seçme Hikayeler ve Seçme Romanlar'la roman tarihimize uzandı. Edebiyatçılığını düşünce ve kültür adamlığıyla bütünleştirerek bilimle sanatın ilişkisine yönelip Bilimden Yana, Sosyalizme Doğru gibi yapıtlarını sundu. Kısacası, edebiyatımızın yiğit karıncası Asım Bezirci sayısı yaşına yaklaşan kitabıyla bizi aydınlığa çağırdı hep, bizi aydınlıkla buluşturdu.

Rıfat İlgaz 1910 doğumluydu; kaynağı insan, kaynağı halk olan bir şair, bir yazardı. 1940'lı yılların karanlığında "Sosyalist Gerçekçi 40 Kuşağı"nın, "Fedailer Mangası"nın bir savaşçısı olarak başladığı edebiyat serüveninde Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam Uzak Değil, Kulağımızda Kirişte gibi şiir kitaplarıyla "Sınıf'ın mimli ozanı" olarak tavrını sürdürmüştü hep. Pusulasını hiç yitirmemiş bir ozan olmuştu.

Rıfat Ilgaz'ı "Hababam Sınıfı'nın ünlü yazarı" yapan romanından başka Karadeniz'in Kıyıcığında. Karartma Geceleri, Sarı Yazama, Yıldız Karayel gibi romanlarıyla tanımıştık. O, Kesmeli Bunları, Palavra, Çalış Osman Çiftlik Senin gibi gülmece öyküleriyle; Halime Kaptan, Bacaksız, Öksüz Civciv, Apartman Çocukları gibi çocuk kitaplarıyla; Hababam Sınıfı'nı çoğaltan oyunlarıyla; Nerde Kalmıştık, Cart Curt gibi fıkralarıyla; Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, Fedailer Mangası gibi anılarıyla da aydınlığımıza aydınlıklar katmıştı.

"Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde" diyen bir sanat ve yaşam anlayışıyla, yaşamı sanatlaştırarak yansıtan bir yazar; Can Yücel'in deyişiyle "Anadolu'nun yüce bir dağı" olan Rıfat Ilgaz, sayısı altmışı bulan yapıtlarıyla demokrasi ve özgürlük savaşımının edebiyattaki sürdürücülerindendi.

Aziz Nesin, 1919 doğumluydu; yaşamı, yaptıkları ve yazdıklarıyla, bilinci ve duyarlılığıyla, örnek ve öncü bir yazar ve aydındı. Yazar kimliğiyle aydın kimliğini örtüştürmedeki başarısı, öncü ve örnek davranışları ve yazdıklarıyla sunduğu zenginlikler ve güzellikler, onun "ölümsüz" sıfatını hak etmesini sağladı. Yakın tarihimize baktığımızda onun hemen hemen tüm toplumsal-kültürel girişimde var olduğunu görüyoruz. "Gözyaşlarımı gülmeceye çevirerek dünyaya sundum" diyen Aziz Nesin'in sayısı yüzü geçen yapıtıyla kültür zenginliğimize kattıkları ise edebiyatımızın en değerli kaynaklarını oluşturur. Yedek Parça, Damda Deli Var, Ah Biz Eşekler, Biz Adam Olmayız, Sosyalizm Geliyor Savulun, İhtilalı Nasıl Yaptık, Yetmiş Yaşım Merhaba, Nah Kalkınırız ve geçenlerde çıkan Gözünüz Aydın Efendim gibi gülmece öyküleriyle bu dalın en büyük ustası olan Aziz Nesin oyun yazarı olarak da Çiçu, Biraz Gelir misiniz, Sait Hopsait, Toros Canavarı gibi onlarca oyuna imzasını atmıştır.

Aziz Nesin, milyonlarca okurunu Gol Kralı, Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika, Tatlı Betüş, Surname, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Tek Yol, Büyük Grev gibi romanlarıyla toplumsal panoramamızı çizen Aziz Nesin; Kendini Yakalamak, Hoşça Kalın, Sivas Acısı gibi şiir kitaplarıyla; Böyle Gelmiş Böyle Gitmez adını verdiği üç ciltlik özyaşam öyküsüyle; Bir Sürgününü Anıları, Poliste, Salkım Salkım Asılacak Adamlar gibi anılarıyla; Suçlanan ve Aklanan Yazılar, Ah Biz Ödlek Aydınlar, Korkudan Korkmak, Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler, Bir Tutam Aydınlık gibi kitaplarda topladığı düşünce yazılarıyla kucaklamıştır. Söyleşileriyle, mektuplarıyla, fikralarıyla, masallarıyla, taşlamalarıyla, incelemeleriyle, gezi notlarıyla, güncesiyle ve ölümünden sonra yayımlanan, onu aydın-sanatçı kimliğinin damarına bağlayan Türkiye Şarkısı Nazım gibi yapıtlarıyla da Aziz Nesin günümüz sanatçısının nasıl yaşayıp nasıl yazması konusundan gerçek bir öncülük örneği göstermiştir.

Ölüm yıldönümlerinde bu üç büyük ustamızı Asım Bezirci 'yi, Rıfat Ilgaz'ı, Aziz Nesin'i saygıyla, özleyerek anmalı, unutmamalı, unutturmamalıyız.

Şiirinde mizah mizahinda şiir olan bir yazar: Rifat Ilgaz
Adnan Özyalçiner
_____________________________________________________

Rifat Ilgaz, baba tarafindan Karadenizlidir. Bunlar; "Karadeniz'de işleyen iki ya da üç direkli gemilerde kaptanlik yapan kişilerdir."

Babasi da bir gemiciyken Duyun-u Umumiye'ye memur olur. Annesi ile babasi Bartinli olan Rifat Ilgaz, Karadeniz'in kiyicigindaki Cide'de dogmuştur. Nüfus tezkeresine göre 7 Mayis 1911 dogumludur. Annesine kalirsa dogum tarihi başkadir: "Oysa annemden doyduguma göre 'derin kar' da dünyaya gelmişim. Derin kar Karadeniz kiyilarina 1910'da yagmiş. (...) Annem şubat ayinda bir sali günü dogdugumu söylerdi. Karadeniz şivesine göre saliya 'saali' dendigi için adimin da Salih olmasini önermiş."

Babam: "hadi ordan! Sali ile Salih'in ne ilgisi var?" diyerek, o sirada kendisini denetlemeye gelen müfettişin adini vermiş ogluna:"Mehmet Rifat"

Hayata ögretmen olarak atilan Rifat Ilgaz, edebiyata şiirle başladi. 1940 kuşagi toplumcu gerçekçi şair ve yazarlarindan olan Rifat Ilgaz, şiirlerinde halktan insanlarin, işçilerin, kimsesizlerin, yoksullarin yaşamlarindan kesitler verir. Mahallenin, küçük memurlarin, emeklilerin yaşamlari bu şiirlerde duygu yüklü olarak anlatildigi gibi yoksullarin yaşamlarindaki toplumsal çelişkiler, ince, alayli bir taşlamaya dönüşür.

Rifat Ilgaz'in şiirleri Yürüyüş, Yeni Ses, Pinar gibi dergilerde yayinlanmaya başladigi sirada sonradan 1940 kuşagi adini alacak olan toplumcu gerçekçi arkadaşlari ile birlikte dikkat çekmiştir. Nazim Hikmet, "Bursa Cezaevi'nden Va-Nu'lara Mektuplar" adli kitabindaki bir mektubunda şunlari yazar: "Gençlerin içinde çok begendigim şairler var, hepsinin ismini aklimda tutamiyorum, isimleri henüz yer etmedi, ama şiirlerini pek begeniyorum. Şöyle aklimda kalanlari sira tekrifi yapmadan sayayim; Dinamo, Suat Taşer, Rifat Ilgaz, A.Kadir, Saffet Irgat ve saire..."

Nâzım Hikmet'in dikkatini çeken Rıfat Ilgaz, daha o günlerde toplumcu gerçekçi düşünceyi benimsediğini Yürüyüş dergisinin 9.9.1941 günlü sayısında şöyle açıklamıştır; "Sanatkâr her şeyden önce muhitini, cemiyetini kavrayabilecek ileri bir düşünce sistemine sahip olmalidir. Ancak o seviyeye ulaşabilen sanatkâr, kendinden beklenileni verebilir."

Sınıf

İlk kitabı Yarenlik'te giriştigi toplumsal çelişkileri sergileme, 1944'te yayınlanıp kovuşturmaya uğrayarak kendisinin altı ay mahkum olmasına neden olan Sınıf adlı kitabında acı gerçeklere dönüşür. İlk şiirlerindeki kendini işin içine katmayan, bir anlamda nesnel olmaya çalışan uzaktan bakışı, Sınıf'ta iç ve dış gözlerimi birleştirerek duyarlıklı, insancıl bir bakış açısına ulaşır. Bu ve bundan sonraki şiirlerinde toplum katları arasında ki ayrımların, katı gerçeklerin kesinlik kazanmasına karşılık hüzünle alaysılığın içiçeliği onun şiirinin temel öğeleri olarak sürecektir.

Şiirinin bu özelliği onun en kişisel şiirlerinde bile toplumsal gerçeği, insancıl bakış açısını içerir. Çünkü düşle gerçek, kişisellikle toplumsallık bu şiirlerde kaynaşmış bir haldedir.

Rıfat Ilgaz, halkın içinden gelen bir şairdir. Onun içinde şiirlerinde sevdasıyla, kavgasıyla halkın kendisi, yaşadıkları, çağı, sorunları yer alır.

Akşam Gazetesinin 6.11.1968 günlü sayısındaki bir yazısında şöyle demiş: "Her çağın su yüzüne çıkardığı yeni gerçekleri arayıp bulmak, bunları yeni biçimler içinde sunmak şairin değişmez görevidir. (...) Sanatçının yalnız yapıtıyla değil, kişiliğiyle de değerlendirilmesinin zorunlu olduğu bir dönemdeyiz. Bu görev, sanıldığı gibi, "sanatçının aydın olarak ele alınışı ile çözümlenip atılamaz. Salt halka bağlı bir şair olma görevidir; hele geri kalmış ülkelerde. Şair halkının diliyle konuşan kişi olduğu kadar, halkının yüreği ile konuşan olumlu, devrimci bir kişi oldu bugün."

Rıfat Ilgaz'ın şiirlerindeki halkçı tutumu, mizahi bakış açısı, yerel renkleri işleyişi, olaylara yaklaşımındaki duyarlıkla duygusallık roman, öykü, anlatı ve oyunlarında da sürer.

Asım Bezirci'ye göre Rıfat Ilgaz'ın mizah anlayışı şöyledir: "... ille de kişileri yermek gibi okurlari güldürmeyi de amaçlamiyor. Nitekim sululuga uzak duruyor, güldürme ugruna hikâyenin yapisini ve konunun niteligini zorluyor. Mizah onda yaratilişin bir özelligi olarak kendiliginden beliriyor."

Onun için kendi yaşamindan kesitler sundugu romanlari Hababam Sinifi, Pijamalilar (Bizim Koguş) mizahi içlerinde taşirlar. Oysa ki her gülünçlügün altinda yatan acilarla hüzündür. Rifat Ilgaz'in olaylara bakişindaki duygusalligin dogal sonucudur bu.

Bütün bunlardan anlaşildigina göre onun bütün yazdiklarinda şiirle mizahin bölünmez bir bütünlügü vardir.

Bu konuda Aziz Nesin 1961'de Yeni Tanin gazetesinde yazdigi bir yazida şunu demiş:"Hem şair hem mizah olarak Rifat Ilgaz'a edebiyatimizda gerektigi yerin verilmedigi kanisindayim. Deger bilir eleştirmenlerin Ilgaz'in sanati üzerinde birgün degerince duracaklarini saniyorum. Mizah yazari olduguna göre Ilgaz'in mizahi üzerinde yargida bulunmam beklide yadirganacaktir. Ben Rifat Ilgaz'in şiirleriyle mizahi arasinda yakinlik buluyorum. Onun mizahi da şiirleri gibi ince, duygulu ve halktan yana... Dahası mizahında da şiirin ağır bastığını söyleyebilirim. 'Tuh Sana' ve 'Nesi Meşhur' gibi hikâyelerin Türk mizahında belli bir yeri olacağına inanıyorum."

Sabahattin Ali'nin Yurt ve Dünya dergisinin mart'ın 1943 sayısında Yarenlik kitabı dolayısıyla onun şiiri için söylediği bir şey var. Diyor ki; "Yarenlik bize, bir sanatkârın fil dişi kuleye kapanmadan da kendisini verebildiğini, hatta daha fazlasını yaparak, kendisiyle beraber bütün bir cemiyet parçasını da eserlerinde aksettirmek suretiyle sahici sanatkâr, halk sanatkârı mertebesine ulaşabileceğini göstermiştir. Bana sanat heyecanı ile dolu saatler yaşatan, kendisinin ve insanlığın dertleri hakkında gözümde yeni ufuklar açan şaire bütün kalbimle teşekkür ederim."

Bence Sabahattin Ali'nin Rıfat Ilgaz için yaptığı bireyden topluma, kişisellikten toplumsallığa uzanan bu yorumu yazarın tüm yapıtları için geçerliliğini korumuştur.

Makro Paşa'daki birliktelikleri, omuz omuza verdikleri savaşin dolayisiyla hem Aziz Nesin'in, hem Sabahattin Ali'nin yakından tanıdıkları Rıfat Ilgaz hakkındaki saptamaları, onun şairliğinin, mizahçılığının, toplumculuğunun ayrılmaz bir bütün olduğunun kesinleşmiş kanıtlarıdır.


--------------------------------------------------------------------------------

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

"1940 Toplumcu Kuşağı" Şairlerinden Ve "Rıfat Ilgaz Arşivi"nden Seçilmiş Yazılar, Şiirler, Öyküler, Değerlendirmeler, Eleştiriler, Anılar, Etkinlikler...

Son yazılar

Eflatun Nuri: BİZ HEYBELİDE...
Rıfat Ilgaz / Filmografi
YORGUN DUDAKLI KADINLAR
KASTAMONU GÖLKÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARININ 2009 BULUŞMASI
"Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri
Arşiv 2006: AlsahBlog/SarıYazma
Türk tiyatrosu yasta: Metin And öldü
MEB'NIN İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN SAPTADIĞI 100 TEMEL ESER
Homeros'u yaşatan vadide: Bornova
Ankara'dan emir gelince kutlanamayan bir Hıdırellez...
“Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”
SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI
MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM
ÖNER YAĞCI İLE “Roman AşKıyla” ÜZERİNE SÖYLEŞİ
CANA AKDAL’IN ŞİİRLERİ
‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”
AYDIN DOĞAN İLE HAKKI ÖZKAN ÜZERİNE
2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLÜ
Aydın Hatipoğlu ile 1960 Kuşağı Üzerine
YAYINCILIK EMEK İŞİDİR
GİDE GİDE CİDE 2005 2 / GEZİ / ALİ ŞAHİN
GİDE GİDE CİDE 2005 / GEZİ / ALİ ŞAHİN
İlgaz sempozyumu kitap ve CD oldu
Basında Rıfat Ilgaz / Çınar Yayınları Arşivi'nden
Basında Rıfat Ilgaz / Çınar Yayınları Arşivi'nden

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
AliŞahin'inBloknotu'ndan
Güldeste/ EnGüzelAtatürkŞiirleri/ Seçki
KastamonuNet (Blogcu)
ÖykülerÖykücüler
RomanYazıları
ŞiirlerŞairler
YedinciSanat
EdebiyatGündemi
SarıYazma/RıfatIlgazArşivi'nden
E-Edebiyat
Esintiler
ÇocukVeEdebiyatı
Esintiler'den...
UzunİnceBirYol
TaşköprüdenSesleniş
GündenGüne
E-EdebiyatBenimBlog
UmudaYolculuk
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
DersimizEdebiyat2
DersimizEdebiyat

Kategoriler

Arkadaşlar

yeniedebiyat
alisahin37
hasan37
yedincisanat
guldeste
kastamonunet
oykuleroykuculer
romanyazilari
siirlersairler
ayassun
sevgidamlalari
handangokcek2
tulaybilgin
Nurşen Görşen
kaybolusculuk
sevilla
umitzeynep
esevcanca
gulcanca
emeginsanati
sahinsah
passions00
yeniguneturku
alsahindex
kalenderyemeksalonu
yorumsizin
http://alsahblog.blogcu.com/ Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa