RIFAT ILGAZ 11. ÖLÜMYILDÖNÜMÜNDE TBMM’DE ANILDI!..
7 Temmuz 1993 tarihinde aramızdan ayrılan ‘Edebiyatımızın Koca Çınarı’ Rıfat Ilgaz, ölümünün 11. yıldönümünde, TBMM’de anıldı…
8 Temmuz 2004 günü CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım, gündemdışı konuÅŸma talebine olumlu yanıt alarak, saat 14:20’de Meclis kürsüsüne çıkıp Rıfat Ilgaz hakkında bir konuÅŸma yaptı. KonuÅŸmasında, ünü sınırlarımız ötesine taÅŸan ÅŸair-yazar Rıfat Ilgaz ile hemÅŸehri olmaktan onur duyduÄŸunu belirten Yıldırım, Rıfat Ilgaz’ın ilk ÅŸiirlerinin daha on yedi yaşında muallim mektebinde okurken Kastamonu’nun yerel gazete ve dergilerinde yayımlandığını, Hababam Sınıfı gibi dev bir yapıtın yazarın öğretmen kökenli oluÅŸundan güç aldığını vurguladı.
Yıldırım beÅŸ dakika süren konuÅŸmasında ayrıca; Ilgaz’ın Cide’de doÄŸduÄŸu, ÅŸu an harap durumda olan ve her an yıkılma tehlikesi taşıyan evin yıllar önce Kültür Bakanlığı’nca devralındığını ancak bugüne kadar binaya tek bir çivinin bile çakılmadığını söyledi.
KonuÅŸmasını Rıfat Ilgaz’ın 19 Aralık 1991’de kaleme aldığı “Elim birine deÄŸsin, / Isıtayım üşüdüyse / BoÅŸagitmesin son sıcaklığım!” dizelerinden oluÅŸan son ÅŸiiriyle noktalayan Mehmet Yıldırım, Rıfat Ilgaz’ın ilk kez TBMM’de anılmasını da saÄŸladı.
Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi olarak, Koca Çınar’ın ölüm yıldönümünde Sayın Milletvekilinin bu duyarlı davranışından dolayı çok mutlu olduÄŸumuzu belirtmeliyiz. Kendisine burada teÅŸekkürlerimizi sunuyoruz.
Rıfat Ilgaz’ın ikinci kitabı olan SINIF, 1944’te yayımlandığında kapağı kırmızı, adı Sınıf, yayımlayanı Devrim Kitabevi olduÄŸu için toplatılmıştı. TC Örfî İdare Komutanlığı İstanbul 1 No’lu Örfî İdare Mahkeme ReisliÄŸi tarafından 10 AÄŸustos 1944 tarihinde “İcabı Görüşülüp Düşünüldü” denilerek açıklanan karara göre;
“Komünizm lehine propaganda yapmaktan maznun ve mevkuf Rıfat Ilgaz ile suç ortağı sanılan gayri mevkuf İhsan Devrim haklarında yapılan duruÅŸmalarda:
Maznunlardan Rıfat Ilgaz, Sınıf adlı ÅŸiir kitabında komünizm lehinde propaganda yaptığını, benimsediÄŸi ve sevdiÄŸi iÅŸbu ÅŸiir tarzı ile ÅŸiir yazıp yeni bir edebiyat sanatı meydana getirdiÄŸini, realist bir ÅŸair olduÄŸunu, cemiyetin içinde yaÅŸadığımız ÅŸeklini terennüm ettiÄŸini, edebiyat öğretmeni olması dolayısıyla mektep sınıfını kastederek Sınıf adını verdiÄŸi kitabının üzerine koyduÄŸu kabın rengini kırmızı olarak intihap ettiÄŸini; fakat bununla herhangi bir ÅŸeyi kastetmediÄŸini…
Mahkemece bilirkiÅŸi olarak seçenlerin bilirkiÅŸi raporlarında; Sınıf adlı kitabın muharririnin hasta ruhlu olduÄŸunu, komünizm lehinde propaganda mahiyetinde olmadığını ve kıymeti edebiyesi de bulunmadığını” ifade ve beyan ettikleri görülmüş... Ve “Rıfat Ilgaz’ın hareketine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin 1. fıkrası mucibince 6 ay hapsine” karar verilmiÅŸtir.
Bilirkişilerin yazarın hasta ruhlu olduğunu ve kitabın hiçbir edebî değer taşımadığını bildirdikleri mahkemece verilen kararın sonunda geçen şu bölüm de ilginç:
“BilirkiÅŸi bu kitap hakkında komünistlik propagandası yapmadığını bildirmiÅŸse de, 142. maddenin kapsamına girip girmediÄŸi hakkında bir mütalaada bulunmamıştır. Fakat daha evvel hükümet tarafından bu kitabın muhteviyatı muzır görülüp heyeti vekile kararıyla toplattırılmış olduÄŸuna göre hükümetçe bu kitabın baÅŸka ve mütehassıs heyetlerde tetkik ettirilmiÅŸ olduÄŸuna ve propaganda mahiyetinde görülmüş olduÄŸuna şüphe yoktur.”
Rıfat Ilgaz, yaşamının 5 yıl, 5 ay, 25 gününü bu gibi nedenlerle hapishanelerde geçirdi.
Aynı Rıfat Ilgaz, 1971’de de Basın Åžeref Kartı almıştı. OÄŸlu Aydın Ilgaz’ın anlattıklarına göre Rıfat Ilgaz, “Öğretmen okuluna baÅŸlarken, devletle karşılıklı bir anlaÅŸma yaptık. Ben, öğretmen okulunda yatılı okurken, toplumun benim karnımı doyurup beni okutması karşılığında, ben de topluma öğretmenlik yaparak borcumu ödeyeceÄŸime dair ÅŸeref sözü verdim; ama yaptırmadılar, beni çok sevdiÄŸim öğretmenlikten attılar. Bir anlamda ‘ÅŸerefsiz’ yakıştırması ile… Aynı devlet, bana ÅŸimdi Basın Åžeref Kartı verdi.” demiÅŸti…
Evet, burası Türkiye; oluyor böyle… Bu çeliÅŸkileri yaÅŸayan Rıfat Ilgaz, öldükten sonra TBMM kürsüsünde yapılan bir konuÅŸma ile anıldı.
Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile omuz omuza verip çıkardıkları MarkopaÅŸa gazetesinin tirajı altmış bine kadar çıkmış, muhalif duruÅŸu ve sivri mizah dili ile Demokrat Parti’nin ‘dikkatini çeken’ ilk gazete olmuÅŸtu. 1950’de iktidara geldikleri gün Menderes, hükümet programını okurken, “Mizah dergileri ile uÄŸraÅŸacağız!” demiÅŸti.Gazetenin bir sayısı hakkında, biri ağır cezalık olmak üzere tam yedi dava açıldığı olmuÅŸtu. Ağır cezalık davanın konusu ise, MarkopaÅŸa’da yayımlanan bir fıkraydı. Türkiye’nin acı çeliÅŸkilerini örneklemek adına fıkrayı aynen sunuyoruz:
“SarhoÅŸun biri, Taksim-Talimhane arasında giderken iÅŸte hükümete sövüyor ve içine bilmem ne yapacağını söylüyor. Bunu yakalıyorlar: Tabii baÅŸlıyor, ‘Ben hükümete hakaret etmedim!’ demeye. İttihat Terakki hükümetiydi, yok Abdülhamit hükümetiydi diyerek kendisini kurtarmaya çalışıyor. Ama polisler, ‘Ulan çok zorlanma, hangi hükümetin içine bilmem ne yapılacağını biz biliyoruz!’ diyorlar.”
Bakanlar Kurulu’nun salt “MarkopaÅŸa’yı toplatmak” için toplandığını gören Rıfat Ilgaz…
Eylül 1948’te yayımlanan YaÅŸadıkça adlı kitabı Bakanlar Kurulu kararı ile toplatılan Rıfat Ilgaz…
Son ödülünü “Türk ulusu olarak, özgürlük ve demokrasi adına harcamış olduÄŸunuz bunca çaba ve emekten dolayı size sonsuz minnettarlığımızı sunmak istiyoruz.” diyen Kültür Bakanı Fikri SaÄŸlar’ın elinden alan Rıfat Ilgaz…
Seni ölümünün 11. yıldönümünde saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.
|