YÖRESELDEN EVRENSELE YOLCULUK;
RIFAT ILGAZ’IN YAPITLARINDA KASTAMONU’NUN ETKİSİ
Mine Özgür
Rıfat Ilgaz, yaşam tarzıyla ve eserleriyle yaşadığı haksızlıklara baş kaldırırken; ürettiği mizah öyküleriyle, kendi döneminin yanı sıra gelecek kuşakların da uslarında yer edinen, zarif bir karşı duruş sergilemiştir.
Üreten ve paylaşan kişilerin duyumsadığı mutluluk, Rıfat Ilgaz’ın yapıtlarında da kendini gösterir. Halk için doğruluğuna inandığı yolda tüm engellere karşın ilerlerken; aydınlatmayı, paylaşmayı hiç terk etmez. Yılgınlık, umutsuzluk yaşamında yer vermediği kavramlardır. “Sınıf” kitabı nedeniyle hapse girişi ve “Hababam Sınıfı” ile tanınması aynı dörtlükte yer alır; “Okutma” adlı şiirinde:
“Sınıfın ozanıyım mimli,
Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü.
Kim ne derse desin,
Çocuklar için yazdım hep
Canım yansın diye
İşimden atarlar sık sık,
Acısını hep çocuklar çeker…
Kendi öz çocuklarım,
Benden önce.
Şunu demek istiyorum!
İki iş tuttum ömür boyu köklü.
Çocukları okutmaktı ilk işim,
İkincisi,
Yazdığımı çocuklara okutmak.
Ne gençlerden, ne çocuklardan
Bir yakınmam yok
Arap’ın dediği doğru:
‘Çocuk mazbut…’
Memleketse görülüyor işte,
Güllük gülistanlık…
Ne var ki güllerin dikeni çok!”
Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğan Rıfat Ilgaz’ın yaşamında bu kentin etkisi de büyüktür.
Rıfat Ilgaz’ın doğup büyüdüğü Cide’den sonra orta ve lise eğitimini gördüğü Kastamonu’da ne yazık ki 70 yaşındayken, 29 Mayıs 1981 tarihinde tutuklu olarak da bulunacaktır.
Bundan iki yıl sonra, 1983 yılının Temmuz’unda Cide’de Ramazan Tuğtepe ile yaptığı söyleşide, yapıtlarını üretirken kentten, yöreden etkilenişini ve bunun önemini şu tümcelerle vurgular, Rıfat Ilgaz:
“Sanatçı eserlerinde yöresel olmadan evrensel olamaz. Yaşar Kemal deyince Çukurova, Bodrum deyince Halikarnas Balıkçısı, Rıfat Ilgaz deyince Karadeniz akla gelir. Yakından uzağa…Önce Memiş köylü, sonra Cideli, sonra Kastamonulu ve Karadenizli….
Yöresel olmaktan korkmamalı sanatçı.
Picasso öldü ama Picasso deyince İspanya, İspanyol Faşizmi akla gelir. Faşizmi simgeleyen resimler akla gelir. Bu resimleri gören şer kuvvetleri ‘Bu resimleri siz mi yaptınız?’ deyince, ‘Hayır, siz yaptınız.’ diyebildi sanatçı. Belki bu sözler söylenmedi ama, bu öykü ona yakıştırıldı.
Yöresel olan sanatçıda; yeryüzünün kişileri nereyle ilgili olursa olsun, kendilerini ilgilendiren bir yan bulur. Çünkü sanatın konusu insandır.
Benim eserlerimde yöremden söz edişim; doğanın güzelliğini, doğa ile insan ikilemini ve değerlendirememiş üretimi, sömürüyü, geri bırakılmışlığı bulup çıkarabilmek, kendi anılarımdan, yaşantımdan, birikimlerimden yararlanarak bu gerçekleri yeryüzü insanına göstermekte başarılı olabilmek içindir.
Demek ki amacımın içinde yöresel olmaktan çok evrensel olma çabası var.”
1924 yılında Cide’den Kastamonu’ya giderek, ablasının yanında orta okula başlayan Ilgaz’ın, 16 yaşındayken yazdığı “Sevgilimin Mezarında” adlı ilk şiiri Kastamonu’daki Nazikter gazetesinde yayınlanır.
2005 yılı Mayıs’ında 120. yılını görkemli törenlerle kutlayan, Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi, Türkiye’de açılan ilk devlet lisesi olma özelliğini de taşıyor. 1885 yılında halkın gönüllü olarak verdiği 8500 altın ve bu paranın halkın güdümünde harcanması ile inşa ediliyor, o günkü adıyla Kastamonu Lisesi.
Kastamonu Lisesi’nde orta okula başlayan Rıfat Ilgaz, babasının ölümü üzerine parasız yatılı olarak öğretmen okuluna geçer. Yazarın her iki okulda geçen öğrencilik yaşamından esinlenerek yazdığı Hababam sınıfı; önce İlhan Selçuk’un yönetimi’ndeki Dolmuş Mizah Dergisi’nde yayınlanır. Ardından kitaplar ile aramıza karışır, Hababam Sınıfı. Filmleri seyirci rekorları kırarken, ard arda yenileri çekilir, yayınlanır.
Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı’nın filmlerinin zaman zaman kitaptan uzaklaşmasına duyduğu tepkiyi şöyle ifade eder:
“Sonraları filmlerde gösterildiği gibi ben paralı okullarda öğrenim görmüş bir zengin çocuğu değilim. Hele hele Galatasaray’larda, Saint Benoit’larda başlayıp ta Hayriye Liselerinden diploma alanlardan hiç değilim.
Kastamonu’nun bakır kupalı, bakır sürahili yemekhanelerinden gelip geçmiş kenar vilayetli bir talebeyim.
Hababam Sınıfı’nın gücü bana kalırsa buralardan yetişmemeden geliyor. Bir de o dönemin ‘Maarifçilik’ anlayışının ele alınması var işin içinde. Açıkçası toplumsal bir eleştiri. Daha da söze geleni; yergi var.”
Hababam Sınıfının temellerinin atıldığı bu okullardaki Rıfat Ilgaz’ın arkadaşları , öğretmenleri de esin kaynağı olur yazara.
Örneğin İnek Şaban adlı öğrenci; Öküz Ahmet olarak çıkar karşımıza. Güdük Necmi ise kendisidir.
Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz Kel Mahmut’un Nihat Dicle adlı öğretmen olduğunu ifade ederek şöyle diyor: “Nihat Dicle, Atatürk’ü Kastamonu’ya gelip, Şapka Devrimi yaptığı günlerde eşi ile şapka giyerek birlikte karşılamıştır. Kastamonu Kent Tarihi Müzesi’nde de yer alan fotoğrafdaki Atatürk’e çiçek veren çocuk da onların kızlarıdır.”
Yıllar sonra televizyonda Hababam Sınıfı’nın filmini izleyen Nihat Dicle, Rıfat Ilgaz’a; “Bana verdiğiniz Kel Mahmut rolünden dolayı size minnettarlığımı, takdirlerimi, gurur ve iftihar duygularımı iletmektir amacım.” tümcelerinin içinde yer aldığı bir mektup yazar.
Kastamonu’dan yola çıkarak tüm Anadolu’nun sesi oluşu Rıfat Ilgaz’ın şu tümcelerinde gizlidir:
“Ben doğma büyüme Kastamonuluyum. Yani bu güne kadar İstanbul’da kent soylular tarafından çıkarılan mizah dergilerinde alay konusu olan Anadolu insanlarından biriyim. Hüseyin Rahmi yeri geldi miydi bize hödük demekten geri durmaz. İşte böyle bir anlayışta olan kent soylularını karşımıza almanın tam zamanıydı. Biraz da bizler Anadolu’dan gelenler, hödükler bu kent soylularına takılmalıydık. Yani onların silahlarını ellerinden alıp onlara çevirmekti benim mizah anlayışım.”
Tiyatro oyunu olarak yurt dışından da ilgi gören ve Japonya’da Tokyo Üniversitesi’nde, Avusturya’da sahnelenen Hababam Sınıfı Rıfat Ilgaz’ın “Öğünsek mi?” adlı şiirine de konu olur:
“…
Biz hep böyle torun torba
Hababam Sınıflarında yetiştik
Biraz başarı, biraz beceri,
Kitabıma el basarım ki, doğru!”
Yapıtlarında hep halk vardır, Rıfat Ilgaz’ın. Mizahla da olsa bir kurtuluş vardır; umut, sevgi hiç eksik olmaz.
Rıfat Ilgaz’ın son tutuklanmasından 24 yıl sonra; 17 Mayıs 2005’de İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından açılan “Yasaklanmış Kitaplardan Seçmeler” adlı sergi düzenleniyor.
1938-2001 yılları arasında Bakanlar Kurulu, Sıkıyönetim ve diğer mahkemeler tarafından toplatılan ve yasaklanan 100 kitap içinde Rıfat Ilgaz’ın “devam” adlı eseri de yer alıyor.
Kaynaklar:
Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi Tarihi – Mustafa Eski
Markopaşa Gerçeği – Mehmet Saydur
Rıfat Ilgaz Bütün Şiirleri – Çınar Yayınları
Sınıf’ın Efsanesi - Aydın Ilgaz
Rıfat Ilgaz ile söyleşi – Ramazan Tuğtepe
|