AlsahBlog / Sarı Yazma
• 25/3/2009 - "Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri
Meraklısına..." Attila İlhan Şiirleri Kategori: Siir
YAMYAM KADINLAR
bunlar felaket kadınlardır meme uçları fena saldırır burunları yok gözleri kanlı vurdukları yerden toz kaldırır ölçüye sığmaz boyları posları halattan farksız boyun kasları öpüştün mü dudaklarını doğrar hoyrat çenelerinin makasları kırbaç dilleri bir tutam alev ağızları ejderha iştahları dev çiğ adam yedikleri görülmüştür bre kan dökerler kahpelik görev kelle kazıtılmış simsiyah dazlak dişleri arasında bıçak ölüm bilmezler yedişer canlı canavarlardır çırılçıplak tırnak uzatmışlar elleri pençe ucundan kan damlar gündüz gece etine değmesinler sırtın üşür okşadılar mı aynı işkence sırtlan uluyunca akşamları açlıktır azdırır yamyamları yiyecek insan ararlar karanlığa vurup tamtamları
(BÖYLE BİR SEVMEK / 1977)
JİLET YİYEN KIZ
o kızı nerede nasıl görsem aklımı başımdan alır ağzı saçları şıra köpüğü desem kaşları bıçak izi kırmızı yakut pulları mı/bu ne görkem kanlı gözbebeklerindeki yazı beni nasıl büyüledi bilmem kirpikleri örümcek kırmızı kızıl demirden bir ünlem salınması yangın yalazı korkmasam öpmeye eğilsem dişleri elektrik kırmızı çarpılmışım başım sersem sevdim jilet yiyen kızı göğsündeki kumrulara değsem gagaları zehirli kırmızı içerse kezzap içer/hem sarhoş da olmaz/azıp bazı yasak bölgelerine insem tüyleri ısırgan kırmızı gece gündüz tek düşüncem kasıklarımdaki ince sızı artık kimseyle sevişemem anladım sevişmek kırmızı jilet yiyen kız merih'li gecem birlikte bulacağız belâmızı sonumuz kuşkusuz cehennem kırmızı kırmızı kırmızı
(BÖYLE BİR SEVMEK / 1977)
PORNO
boybos tamam ağzı bütün diş tevahür bir kadın bol memeli hayli genç kız dudağı çiğnemiş çok erkek ağzına girmiş dili yüksekkaldırım'da fahişeymiş şaşı mustafa'nın yalancısıyım hüneri dört kişiyle sevişmekmiş ikisi kadın olacak ince belli yok canım yoksulluktan düşmemiş yaradılışı kahpe ruhu işveli galiba hiç kimse başedememiş şaşı mustafa'nın yalancısıyım gözlüklü bir velet aklını çelmiş şiir meraklısı biraz fakülteli artık sabah akşam yolunu gözlemiş mübarek kadın değil gözyaşı seli gelince sanki oğlunu severmiş şaşı mustafa'nın yalancısıyım anlayamadım gitti bu nasıl iş bre bunlardan hangisi deli hangisi hangisinin kanına girmiş kim kimin neresine kilitli bu filmi kim yazmış kim çevirmiş şaşı mustafa'nın yalancısıyım
(BÖYLE BİR SEVMEK / 1977)
ÜÇGEN
bir gece nevin çizmeli gözleri pala parıltısı kırbaca sarılmış eli mümkün değil anlaşılması burun delikleri titrek aynasının önünde kadın oya'nın yatağında erkek bir sabah nevin sonbahar kirpiklerinde kırağı sevdiği oğlanı hatırlar öpüştükleri sokağı göğüsleri avuçlarında vücutları kenetlenmiş fosforlu meme uçlarında şehvet eflatun bir yemiş bir gün mavi bir yağmurda nevin oya'yla buluşur sevdiği erkeği unutur da oya'da erkekliğini bulur bir gece ay karanlık kollarında delikanlının nevin'in üstünde yosmalık nice kadından kadın bir gün toz pembe bulutlar buğular ısınmış denizden birden nevin'i unuttular oğlanla oya sevişirken yalnızlıkla çarpıştı nevin katlanması zor bir işti arasında dişilikle erkekliğin tuttu bir hançerle sevişti
(BÖYLE BİR SEVMEK /1977)
RAST 'ZENCİ' PEŞREVİ
- 3º. fokur fokur oda yanmaz suya batmaz nîce câdudur bu necâti
vahşi orman karanlığından oyulmuştur tutam tutam bulutları yiyen zenci kadın soğan zarı ter yürümüş kazıtılmış kafasına omuzlarının gücü yıldızları yukarda tutuyor memeleri ele avuca sığmaz bir yılan simsiyah saldırırlar hem hoyrat hem yırtıcı dolup ağzına bir teki bir yiğidi boğabilir yerle bir eder bir vuruşta dal gibi bir kızı sinsice pusuya yatmış memelerinin arkasında kirpiklerinden kanlı kızıl bir ateş sızıyor memeleri sanki erkekliğidir ayağa kalkmış az sonra fokur fokur sütünü tükürecek
(KORKUNUN KRALLIĞI / 1987)
AYIP RESİMLER
- 1°. ateşten köpekler yalıyor sütlü meme uçlarını zebaniler kazımış cehennem yalazı saçlarını azrail gelir nefes nefese teslim alır elbet yanardağ ağzı cinselliğinden kazığa çakılmış kadını - 2°. camların ardında çınar camlardan yemyeşil yığılan güneş ışığı acı sarı bir arı vızıldar vurup kendini o duvardan bu duvara kadının bütün gözleri ışık bulaşığı erimiş gümüş mü dökülmüş öyle parıltılı ve yoğun tırnaklarının yaldız güneşi yansıtıyor parmaklarını kımıldattıkça sanki alüminyum kadının pençelerinde oğlan çocuğu on üç yaşlarında ancak sarışın akça pakça soyulmuş muz dersiniz kokulu ve yumuşak kadının altın dişleri her yanına batıyor her değdiği yeri yakarak soluğu dilinden kulak içlerine ışık zerrecikleri bırakarak kadın iri çekme burunlu kırkına yakın çıplak ışık sızıyor hücrelerinden ter yerine körpe erkekliğini kapmış oğlanan - kendini tutmasa - koparıp yutacak
(KORKUNUN KRALLIĞI / 1987)
|
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
|
|
|
|
|