05 08 2011

Karadeniz'in en uzun sahili Cide

Karadeniz'in en uzun sahili Cide

Mustafa ÖZDEMİR
____________________________________________________________________

Hababam Sınıfı'nın yazarı Rıfat Ilgaz'ın doğduğu yer olan Kastamonu'nun Cide İlçesi; kilometrelerce uzanan sahili, dağları, şelaleleri, muhteşem koyları, mağaraları, kanyonları ve yeşilin her tonunun rastlanabileceği ormanlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir cennet. Üstelik bu haftasonu, 11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali düzenleniyor. Kültürel ve sanatsal etkinliklerin ağırlıkta olduğu festival süresince, Türkiye'nin dört bir yanından gelen sanatçılar, usta yazarın anısına eserlerini sergileyecek.

Cide'nin hangi isimle, ne zaman, nerede ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak bugüne kadar Gasgaslar, Paflagonyalılar, Henetler, Romalılar, Bizanslılar, Candaroğulları ve Osmanlılar bu bölgede yaşamış halklar. En erken kalıntılar Roma ve Bizanslılar'a ait .Güble ve Gilivri arasında bulunan Çoban Kalesi, Romalılar tarafından inşa edilmiş. Timle Kalesi ise Bizans dönemine ait. Gazallı, Okçu, Gideros, Akça, Karasu ve Hıdır bölgedeki diğer tarihi kaleler.

Cide'nin adı Homeros'un ünlü eseri İlyada'da da anılıyor: "Erkek yürekli Pylaimenes komuta eder Paflagonyalılar'a, gelmişler yaban katırlarıyla ünlü Enetler'in yurdundan, Kitoros'ta, Sesamos'ta otururlar, Parthenios Irmağı çevresinde kurmuşlardır ünlü saraylarını, kentleri Kromna Aigialos, yüksek Erythinoi'dur..." Paflagonya kentlerinden Kitoros bugün Gideros denen sahil köyü. Kromna, Cide'nin 28 km. batısındaki Kurucaşile'nin, Sesamos ise şimdiki Amasra'nın Büyük İskender tarafından Kraliçe Amastris'e düğün hediyesi olarak verilmeden önceki adı. Aigialos da, Osmanlı döneminde Karaağaç adını alacak olan Cide iskelesi. Aigialos kentinin kalıntılarının bugünkü liman içerisinde kaldığı tahmin ediliyor.

. 1213 yılında Anadolu Selçukluları'nın, 1460'da ise Fatih Sultan Mehmet'in Kastamonu'yu almasıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğine geçen Cide, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, "Karaağaç İskelesi" adıyla Rus çarlığından getirilen tuzun dağıtım merkezi ve imparatorluğa mal sevk edilen bir liman olarak önem kazandı. 1868 yılında ilçe oldu. Bugün nüfusu 23 bin.

ANKARA'YA3,5 SAAT UZAKTA

Bartın-Sinop Karayolu üzerinde yer alan ve 103 kilometre uzunluğunda bir kıyı şeridi ile Karadeniz'e açılan Cide, kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğanyurt, güneyde Şenpazar ve Pınarbaşı, batıda Bartın ilinin Ulus ve Kurucaşile ilçeleri ile komşu. Kastamonu'ya uzaklığı Şenpazar üzerinden 131, Doğanyurt-İnebolu üzerinden ise 180 kilometre. İstanbul ile arası 513, Ankara ile 320, İzmir ile 900 kilometre.

DOĞA TURİZMİ İÇİN UYGUN

Genelde dağlık ve engebeli bir coğrafi yapıya sahip ilçenin doğusunda İsfendiyar Sıradağları uzanıyor. Yer yer sarp ve geçit vermeyen tepelerin bulunduğu bölgede rakım, ilçe merkezinde sıfır, biraz içeri girildiğinde ortalama olarak 800-900 metre arasında. Yüzde 70'i ormanlarla kaplı. Başlıca ağaç türleri kayın, köknar, gürgen, meşe, çam ve kestane. Kapısuyu, Devrekani, Aydos, Güble ve Fakaz çayları buradan geçiyor. Karadeniz'de en uzun sahili Cide'de, 11 kilometre. Gideros, Aydos, Denizkonak, Uğurlu, Çayyaka, Akbayır ve İlyasbey sahillerinde yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Dağ turizmiyle de doğa tutkunlarını kendisine çeken Cide, İlgarini, Kılıkçılı ve Okçular Mağarası ile mağaracıların buluşma noktası. Valla, Malyas, Loç, Kısık ve Aydos kanyonları ise heyecan arayanların adresi.

1911 yılında Cide'de doğan Rıfat Ilgaz, her yıl temmuz ayında yapılan, "Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali" ile anılıyor. Kültürel ve sanatsal etkinliklerin ağırlıkta olduğu etkinlik süresince, Türkiye'nin dört bir yanından gelen sanatçılar eserlerini sergiliyorlar. Festival bugün saat 15.00'te, Rıfat Ilgaz Evi'nin önünde yapılacak toplantı ve yürüyüş ile başlayacak. Belediye Meydanı'nda Hababam Sınıfı ve Sarı Yazma resim sergisi var. Aynı yerde 16.30'da yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Pazar akşamına kadar çocuk oyunları, şiir dinletileri, yarışmalar, panel ve konserler düzenlenecek. Yarın akşam 20.30'da Coşkun Sabah-Hadide Sultan konseri var. Kapanış pazar saat 14.00'teki bisiklet yarışı ile olacak.

SULTAN KAYIKLARI BURADA YAPILIYOR

Yerel kıyafetler arasında bulunan sarı yazma, Rıfat Ilgaz şiirlerinde de adı geçen bir öğe. Burada kadınların başörtüsü olarak kullandıkları sarı renkli yazma, sembol haline gelmiş. Göynek denen uzun ve bol elbise, don denen kırmızı paçalı şalvar ve beldeki kuşak sarı yazmayı tamamlıyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahları taşıyan Sultan Kayıkları, Cide'de halen yapılıyor. 30 metre uzunluğunda 2,5 metre genişliğinde ve tamamen aslına uygun yapılan Sultan Kayıklar'ında en ince ayrıntılar dahi dikkate alınıyor. Tamamı ahşap ve ağırlıklı olarak meşe, çam, kestane kullanılıyor.

NE YENİR

Zengin bir mutfak kültürüne sahip Cide'de, yöresel yemekleri hemen her restoranda bulmak mümkün. Bunların başında karma, köy böreği, armut tatlısı, ceviz helvası, kuyruklu dolma, kestane hoşafı ve kuyu kebabı geliyor. Özellikle yol kenarlarında kuyu kebabı yapan restoranlar, tatilcilerin gözdesi.

NEREDE KALINIR

Uzunkum Otel: (366) 866 11 95
Barın Mocamp: (366) 866 10 65
Cide Resort: (366) 866 20 52
Alkan Otel: (366) 866 31 43-12 79
Ece Motel: (366) 866 20 11
Yeni Ece Motel: (366) 866 40 40
Yalı Otel: (366) 866 20 87
Turizm ve Otelcilik Uygulama Oteli: (366) 866 35 25
Ayı Şaban Pansiyonu: (366) 866 16 14
Demir Çubuk Pansiyon: (366) 866 36 58
Gideros Pansiyon: (366) 871 83 05
İzgi Pansiyon: (366) 866 18 94
Narin Pansiyon: (366) 866 11 57
Şeren Pansiyon: (366) 871 80 93

Hürriyet, 07.07.2006  

 

11.CİDE RIFAT ILGAZ SARI YAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

EMEL DİNSEVEN
__________________________________________

Büyük yazar, değerli insan Rıfat Ilgaz; "SarıYazma" romanının ilk sayfalarında: "Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket. Ne iyi etmiş de anam beni bu eşsiz, benzersiz memlekette doğurmuş!" der ve devam eder: "Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide'nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümleriyle dirilir, yaşama gücümü tazelerdim. Çocukluğumun anılarıyla yetinirdim."

Cide festivaline katılacağız Rıfat Ilgaz'ın bir öyküsünü okuyacak ve oradaki gençlerle tanışacağız. Gece yolculuk boyunca Rıfat Ilgaz'ın "Kumdan Betona" adlı öyküsündeki Necat'ı düşünüyorum, okuyup eğitimli bir insan olabilme uğruna verdiği çabaları. Ay bulutların ardına girdiği sırada ters yönde parıldayan iri yıldız gözüme ilişiverince Necat'ın yüksek bir tepedeki köyünün ışıklarını görmüş gibi oluyorum ve gülümsüyorum.

Rıfat Ilgaz'ı tepedeki köyüne götürmektedir Mühendis Necat, Abdülkadir Köyüne.
Rıfat Ilgaz, "Daha gidecek miyiz?" diye sorar umutsuzlukla. Elini yukarı kaldıran Necat yükseklerde yanıp sönen bir ışığı gösterir. "İşte köy şuracıkta!" der.
Rıfat Ilgaz mühendisin gösterdiği yöne başını kaldırınca:
"Neresi orası gökyüzünde mi sizin köy?" diye sorar.
Tıpkı otobüsün camından görüş alanıma giren yıldız gibi olmalı. Rıfat Ilgaz köyün ışıklarını "çok uzaklarda göz kırpan iri sönük bir yıldıza" benzetmiş. Sonra en çok hoşuma giden benzetmesi gelir:
"İp merdivenle çıkılırdı bu ışığa ancak."

Gün doğarken Karadeniz kıyısının muhteşem panoraması karşısında etkilenmek ne kelime adeta büyülendim. Kim bilir uzaklarda olan Cideliler ne denli özlüyorlardır kasabalarının yemyeşil ormanlarını ve masmavi denizini. Mayıs ayında Kastamonu Meslek Yüksek Okulunda yapılan Rıfat Ilgaz Sempozyumunda öğrenmiştim bu bölgenin en fazla göç verdiğini. Yoldan bir kemani bindi otobüse ve Cide'ye kadar onun güzel müziği eşliğinde devam etti yolculuğumuz.


Doğduğu kasabaya bu denli bağlı sevgi dolu vefakar bir Cidelidir Rıfat Ilgaz. Tüm insanlığın acılarını ve yoksulluğunu kendine dert edinmesinde, "on iki yaşın masalsı evreninde" ayrılmak zorunda kaldığı Cide'de yaşadığı olayları ince zekası ve derin gözlem gücüyle birleştirerek belleğinde tutmasının çok büyük katkısı olduğunu düşündürdü bana. 1910 yılının karlı bir gününde doğmuş olan Rıfat Ilgaz'ın gelişim çizgisine baktığımızda çocukluğundan itibaren iyi bir okur olduğunu görürüz. Bir gün eve koltuğunun altında kalın kitaplarla gittiğini gören bir komşu hanım bakınız neler söylemiş ortaokullu Rıfat'a:

"Evladım, bu kitapların hepsini sen mi okuyorsun?"
"Oysa bu kitapları haftada bir değiştiriyor, okul kitaplığında yeni çıkan kitap bulamayınca Saim Efendiden geceliği yüz paraya kitaplar alıyor, ucuza getirmek için yüzlerce sayfalık kitabı, okulda başlayıp geceli gündüzlü okuyup evde yatağımda bitiriyordum." diye anlatır Rıfat Ilgaz Sarı Yazma'da. Bir gün Saim Efendi Rıfat'a kızar.
"Yağma yok Efendi!" der.
"Üç yüz sayfalık kitabı sana yüz paraya okutmam ben! Herkes bunu dört günde okuyor. On kuruş vereceksin!"
"Hangi kitabı okursam okuyayım ben sana gene dört günde on kuruş vermiyor muyum? Daha ne istiyorsun?" diye yanıt verir Rıfat.
Bir arkadaşına edebiyata okumaya olan sevgisini de bakınız nasıl anlatıyor:
"Ben bu derse sınıf geçmek için çalışmıyorum...Önce seviyorum edebiyatı...Kitap okurken bir kalabalığın içinde, insanların arasında görüyorum kendimi. İki Çocuğun Dünya Gezisi'ni okuyordum geçen yıllarda. Kendimi bütün dünya çocuklarının arasında görüyordum."
Aradan çok değil bir iki yıl geçmiştir ve Rıfat artık Verter'in Çektikleri'ni okumaktadır.
Verter'in Çektikleri'ni okurken bile Rıfat seven bütün gençleri, insanlığı düşünüyor.
Rıfat Ilgaz'ın Sarı Yazma'sını okurken, ister istemez günümüzle karşılaştırma yapmaktan alamadım kendimi.Birbiri ardından sorular akıyordu zihnimde:
Şimdi gençlerimiz neler okuyor?
Gençlerimiz ne kadar okuyor?
Gençlerimiz, çocuklarımız okuyor mu?

Festivale çocukları okumaya özendireceğini umduğumuz bir etkinlikle katılmaya karar verdik. Her ne kadar bazı teknik sorunlar yaşamamız nedeniyle Rıfat Ilgaz'ın "Kumdan Betona" adlı çocuk romanını istediğimiz mükemmellikte canlandıramadıysak da, bizi dikkatle dinlemeye çalışan gençlerimiz, okuma sonrası öykü yazmaya katılan gençlerimiz gelecekten umutlu olmamızı sağlıyor.
Bakın neler söylemiş Cideli gençlerimizden Başak:

..Ben bir Cideliyim
Deniziyle, toprağıyla
Ağacıyla, çiçeğiyle,
Ben bir Cideliyim.

Buse de tatillerde bol bol kitap okuduğundan bahsetmiş. Ve çok önemli bir açıklamada bulunmuş.
"Ben de kitaptaki şekilde okumayı hedefledim.Büyüyüp onun gibi iyi yerlere gireceğim."

Sonra da
KIRMIZI ,YEŞİL
MAVİ DENİZ
İŞTE CİDEMİZ...
dizeleri ile Cide'nin sloganını hatırlatmış Buse ve bizlerden sloganı unutmamamızı rica etmiş.
Beste ise "Havasıyla suyuyla aşık olduğum Cide" diye başlamış anlatmaya.
Kırmızı güneş, yeşil orman, mavi deniz, İŞTE CİDEMİZ... diye sürdürmüş yazısını.
Berfin, Elif, Simay Ezgi, Öykü, Selin, Buse, Pelin Burcu ise yaptıkları resimlerle katkıda bulundular çalışmamıza.
Burada etkinliğe katılan gençlerimiz Başak, Buse, Beste, Berfin, Elif, Simay Ezgi, Öykü, Selin, Buse, Pelin Burcu ya çok teşekkür ediyor ve bol okumalı günler diliyorum.
Yine bizi sabırla dinleyip sürenin uzunluğu nedeniyle sondaki çalışmaya katılamayan gençlerimize de teşekkür ediyorum. Onlara da bol kitap okumalı günler diliyorum.

Bizleri festivalde konuk edenlere, yalnız bırakmayarak dinletiye katılan genç yaşlı tüm dostlara, Rıfat Ilgaz dostlarına, Cidelilere teşekkür ederim.  

362
0
0
Yorum Yaz