30 09 2008

Homeros'u yaşatan vadide: Bornova

Homeros'u yaşatan vadide: Bornova

Bilinen en eski adı 'Birun-u Abad' olan Bornova'da yerleşim Helenistik çağda başlamış. Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bergama Krallığı ile Romalılar bu bölgede hüküm sürmüş ve yaşamışlar. Levantenlerden kalma köşkleri, yeşil dokusu ve üniversitesiyle birden fazla vizyonu içinde barındıran kent Bornova'ya davet ediyoruz sizleri...

Emre Döker

Cumhuriyet / Gezi- İşgal edildiği gün, bir ulusun “kurtuluş” savaşını başlatan ve kurtulduğu gün o ülkenin kurtuluş savaşını bitiren dünyadaki tek şehirdir İzmir. 86 yıl önce 9 Eylül sabahı Büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı sonlandırmak için dürbünle Belkahve’den İzmir’i seyrediyordu. Süvariler Bornova’dan kente giriş yaparken, yeni bir tarih yazılıyor ve emperyalistler “geldikleri gibi” gidiyordu. İşte Kurtuluş Savaşı’nın son durağı İzmir’in kurtuluşu için Büyük Komutan, Bornova Belkahve’den izlemişti İzmir’i. Bir çok Rum, Fransız, Alman, İngiliz’in yaşadığı Bornova, Kurtuluş Savaşı’nda yaşadığı “gurur”la, atılımlarına devam ediyor. Yunan mitolojinin İlyada ve Odysseia’ın derleyicisi Homeros’un da bölgede yaşadığı bilinirken, kentin 8 bin 500 yıllık tarihe dayandığı Bornova Yeşilova’da yapılan kazılarda ortaya çıktı. Buradan da anlaşılacağı üzere Bornova, İzmir’i aşarak dünyaya uzanan ilçe konumunda bulunuyor.

Levantenlerden kalma köşkleri, yeşil dokusu ve üniversitesiyle birden fazla vizyonu içinde barındıran kent Bornova’ya davet ediyoruz sizleri...

Bilinen en eski adı “Birun-u Abad” olan Bornova’da yerleşim Helenistik çağda başlamış. Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bergama Krallığı ile Romalılar bu bölgede hüküm sürmüş ve yaşamışlar.

1071 yılında Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’ya adım atan Türkler, 1076 yılında Bornova’nın yönetimini Emir Çakabey’e vermişler. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra 15 Mayıs 1919’da Yunan işgaline uğrayan Bornova, 9 Eylül 1922’de Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk Ordusunun Belkahve sırtlarından İzmir’e girmesiyle düşman işgalinden kurtulmuş.

Türkiye’deki ilk futbol karşılaşması da Bornova’da gerçekleştirilmiş.

1890 yılında İzmir’e gelen İngiliz denizcilerle İzmirli gençler arasında Bornova’da ilk futbol maçı yapılmış. Türkiye’nin ilk atletizm yarışmaları da yine Bornova’da gerçekleştirilmiş. Ülkedeki spora adeta öncülük eden Bornova, bu nedenle de sınırları içinde beş UEFA standartlarına uygun futbol sahası barındırıyor. Ege Üniversitesi içindeki olimpik ölçülerde yüzme havuzu ve yine üniversite içindeki, atletizm sahası da ilçenin yıllardır sporla nasıl içli dışlı olduğunu gösteriyor.

İlçede yaşamaya karar verenler için üniversite kampüsü tam bir spor alanı. Yeşil dokusuyla kampüs spor yapmak isteyenler için değişilmez adres olarak göze çarpıyor. Kampüs içinde basketbol, futbol, atletizm, tenis sahaları bulunuyor. Bunun yanında üniversite öğrencileri için spor salonu da yer alıyor.

Manisa yolu üzerinden Bornova’ya ulaşılabiliyor. Kentteki tek metronun son durağı da Bornova’ya geliyor.

Bunun yanında belediye otobüsleri ve minibüsler de ilçeye rahatlıkla ulaşmanıza yardımcı olacaktır. Kent merkezinin kuzey doğusunda kalan Bornova, geçmiş dönemlerde “asude” dinlenme kentiyken 1955 yılında üniversitenin kurulmasıyla vizyonunun “eğitim” olarak belirlemiş.

Türkiye’nin sanayileşme atağına sessiz kalamayan kentte, 1960’lı yıllarda sanayi tesisleri de bir bir artmaya başlamış. Körfeze yakınlığı nedeniyle Bornova’da bu ağır sanayi tesislerini bünyesine çekmiş. Şimdilerde yoğun tartışmalara neden olan bu tesislerin kentin daha da uzağına taşınması gündemde.

Özellikle Naldöken bölgesi, taş ve çimento ocakları nedeniyle yoğun bir kirlilik yaşıyor. İlçede bazı köylerde hava kirliliği nedeniyle kanser oranlarında yoğun artış olduğu belirtiliyor. Süreç içinde sorunun aşılması için yerel yönetimler yoğun çaba harcıyor.

Verimli toprakları ile bilinen Bornova Ovası‘na 1932 yılında inşa edilen Ziraat Mektebi, 1955 yılında kurulan Ege Üniversitesi’nin çekirdeğini oluşturmuştur. Tıp Fakültesi Hastanesi’nin Ege ve yurt çapında büyümesi ve gelişmesi Bornova’yı bir çekim merkezi haline getiren başlıca etkenlerden birisi. Üniversite etkeninin yanında iki büyük askeri birliğin de ilçe içinde konuşlandırılmış olması ve yakın çevresindeki iki hakim aksın (Kemalpaşa Ovası ve Işıkkent) sanayi bölgeleri olarak saptanması ve dört sanayi sitesinin yerleşim alanı içinde bulunması Bornova’nın gelişimine bugün ve gelecekte etki yapacak etmenlerin başında geliyor.

 

Homeros’un Vadi’si!

Kurtuluş Savaşı‘nda belki de en önemli rolü üstlenen İzmir, dünyada iz bırakmış bir çok ismin de yaşadığı yer olarak biliniyor. Özellikle Yunan duygu ve düşüncesinin ilk ürünleri olan İlyada ve Odysseia adlı destanlarının derleyicisi olan Homeros’un milattan önce sekizinci yüzyılda İzmir’de yaşadığı kabul ediliyor. Troya Savaşı‘na ilişkin söylenceleri toplayan İlyada’da, eski Yunanlıların gelenek ve görenekleri, dini ve felsefi inançları ve Çanakkale’nin tarihi coğrafyası hakkında önemli bilgiler yer alıyor.

Konusu, kuruluşu ve anlatım yöntemleri bakımından İlyada’dan farklı olan Odysseia’da ise Troya’nın yıkılışından sonra, yurdu İthake’ye dönmek üzere yola çıkan Akha önderlerinden Odysseus’un 10 yıl süren yolculuğu sırasında başından geçen olaylar anlatılıyor. İşte bu destanların derleyicisi olan Homeros’un yaşadığı kabul edilen mağaradan yola çıkarak kentin en prestijli mesire alana Homeros Vadisi yaşama geçirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hem su baskınlarını önlemek, hem de kente yeni mesire alanları kazandırmak amacıyla Bornova Çayı yatağının aşağısında kalan bölümünde Homeros Vadisi Projesi’ni gerçekleştirdi. Dokuz tutucu bentten oluşan vadide, Homeros’un yaşadığı varsayılan bir mağara bulunduğu da belirtiliyor. İki tarafı ağaçlarla kaplı olan vadinin su kaynaklarının fazla olması nedeniyle göletler oluşturuldu. Vadide, yürüyüş yolları, koşu pistleri, bisiklet yolu, mini amfitiyatro, piknik alanları da yer alıyor. Yemyeşil doğasıyla özellikle hafta sonları İzmirlilerin uğrak yeri haline gelen Homeros Vadisi, ilerleyen yıllarda eksiklerin tamamlanmasıyla kentin prestij bölgelerinden biri olacağa benziyor.

 

8 bin 500 yıllık kent

İlçe son dönem tarih turizmle de adından söz ettirmek istiyor. İzmir uzun yıllar beş bin yıllık tarihi olduğu bilinse de ilçede yaşamın yapılan kazılarda tarihin 8 bin 500 yıl öncesine dayandığı anlaşıldı. Yeşilova’da Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Zafer Derin ve öğrencileri 2005 yılından bu yana çalışmalarını sürdürüyor.

Halen devam eden kazılarla birlikte İsveç’le yapılmak istenen “Time Travel” müzesi bölgenin tarih anlamında da çekim alanı olması için önemli bir adım olarak görülüyor. Yeşilova Höyüğü’nü Bornova Karacaoğlan Mahallesi, Işıkkent Kampüsü doğusunda, Bornova Anadolu Lisesi’nin güneybatısında Manda Çayı kıyısında yer alıyor.

 

İlçenin prestiji köşkler...

9 Eylül 1922 İzmir’in işgalden kurtuluşu sırasında Bornova’daki pek çok levanten köşk ve evleri Türk ordusu tarafından karargah olarak kullanılmış. Kurtuluş Savaşı‘ndan sonra Rum nüfusu Bornova’yı terk etse de bir kısım yaşamlarını bu bölgede sürdürmeye devam etmiş.

Bornova, Rum göçünden doğan nüfus kaybını zaman içinde Balkanlardan, Girit’ten ve Anadolu’dan aldığı göçlerle karşılamıştır. İlçede bu kozmopolit yapıdan ortaya İngiliz, Alman, Fransız ve Rum’ların kendilerine özgü oluşturdukları mimari kalmış.

Bir çoğu İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesi tarafından restore edilen köşkler de tarih hala yaşıyor. Özellikle Bornova Meydan’da bulunan Murat Köşkü, kafeterya olarak işletiliyor. Yüksek çatılarıyla 150 yıllık mimariyi yaşatan Bornova’da üniversite kampüsünde bulunan Yeşil Köşk de, ağaçların arasında oturarak hem yemek yemek hem de içkilerini yudumlamak için en uygun yer olarak göze çarpıyor.

Bornova, tarihin akışı içinde değişik kültürleri konuk etmiş ve bu misyonunu halen sürdürüyor. Yakın geçmişten günümüze kadar özelliklerini yitirmeyen bazı tarihi köşk, ev ve yapıtları gezmeden ilçeden ayrılmamanızı öneriyoruz. Bornova’da 100 – 150 yıl arasında değişen bu mimari örneklerinden gezilmesi gerekenleri şöyle sıralayabiliriz, “Maltas Evi, Belhomme Evi, Paterson Köşkü, Steinbüchel Evi, Chamaud Evi, Charlton Wittal Evi, Well House, Edmund Giraud Evi, Donald Giraud Evi, Kanalaki Evi, Aliotti Evi, Murat Evi, Bari Evi, Pandespanian Köşkü, Paggy Köşkü, Yeşil Köşk, Bornova Büyük Cami, St. Maria Magdalena Protestan ve Santa Maria Katolik Kiliseleri.”

 

Kahvaltı için Çiçekli

İzmirliler haftasonları kahvaltılarını yapmak için genelde Çiçekli Köy’ü tercih eder. Bornova’dan Manisa yoluna doğru giderken, tabelaları takip ederek Çiçekli Köy’e ulaşabilirsiniz. Doğal özelliğini koruyan 13 köyü bulunan Bornova’da özellikle Çiçekli ve Yaka köyleri hem kahvaltı hem de doğa sporları için önemli bir yere sahip. Sıra sıra restoranlar da karşınıza ormanı olarak doğal ürünlerden oluşan kahvaltınızı yapabilirsiniz. Bunun yanında ATV safarilerler de son dönem buranın ilgi çeken aktivitelerinden.

Eğer bu bölgeye geldiyseniz, iki köyde de yer alan köpek çiftliklerini ziyaret etmenizi öneririz. Özellikle Golden Retriwer cinsi köpeklerin yavrularının masum duruşu, çiftlikleri, hayvan severler için gezi rotasına sokuyor.

Yaka Köyü girişinde bulunan Murphy Köpek Çiftliği’nde de neredeyse her çeşit köpek bulmak mümkün. Sadece satın almak için olmasa da, çocukların havyan sevgisi kazanması için gezilmesi gereken uygun çiftliklerden biri de bu çiftlik. Satın almasanız da çiftliğe girerek köpekleri sevebilmeniz de ayrı bir güzel uygulama...

 

Yatırımcıların gözdesi

İlçe son dönemde ekonomik anlamda büyük bir atak da yapmış durumda. İlçenin özelikle “boş” duran arazilerine ulusal ve uluslararası firmaların kurdukları mobilya ve tekstil mağazaları Yeşilova bölgesini hareketlendirdi. Forum Bornova ve İsveçli firma İKEA bölgeye gelmesi ekonomik olarak bölgenin canlanmasında önemli rol oynadı.

 

Yeşil Bornova

“İzmir’in akciğeri” olan Bornova’da son dört yılda bir milyon metrekarelik yeşil alan yapılması da bu sözü doğrular nitelikte, 110 park ve spor alanlarıyla geçmişteki “asude” dinlenme alanı kimliğini biraz olsun geri kazanmaya yaklaşan Bornova, ağır sanayinin yükünü sırtından atarak vizyonunda turizme ağırlık vermesi durumunda gelişime daha hızlı devam edeceğe benziyor.

Tarih, doğa ve özgün mimari belki de İzmir’de en çok Bornova’da görülüyor. Bu anlatılanlardan sonra İzmir’e gelip de Bornova’yı görmemek olmaz artık!

18 Eylül 2008

21
0
0
Yorum Yaz