17 06 2007

'Her satırında buram buram alın teri' / Deniz SOM

'Her satırında buram buram alın teri' / Deniz SOM
Kategori: Haber

 

'Her satırında buram buram alın teri' / Deniz SOM


Amerika'da elektrik mühendisiyken işini bırakıp yayıncılığa başladı Aydın Ilgaz ; babası Rıfat Ilgaz 'ın sağlığında Çınar Yayınları'nı kurdu...

Amaç, Rıfat Ilgaz'ın kitaplarını olabildiğince aracısız okura ulaştırmaktı. Sonra, Sunay Akın 'ın, Cezmi Ersöz 'ün, Akgün Akova 'nın ve daha birçok değerli kalemin kitabını okurla buluşturdu...

Aydın Ilgaz'ın en iyi bildiği şey dostluktu; grafiker bir dostuna bilgisayar sistemi yatırımı yapması için kefil olunca ve dost bildiği dolandırıcı intihara kalkışıp ortadan kaybolunca hiç ilgisi olmadığı halde milyarlık borçlar üstüne kaldı.

Ödeyebildiği kadarını ödedi, ödeyemedikleri faiziyle katlanıp büyüyor. Çınar Yayınları, zor bir dönemeçten geçiyor...

Kredi, teşvik, ihale Aydın Ilgaz'ın bildiği çıkış yolları değil.

Tek umut, Çınar Yayınları'nın kitaplarını daha çok okura ulaştırıp, kefaletini ödemek.

Şu sıralar, Rıfat Ilgaz'ın ya da Sunay'ın, Cezmi'nin bir kitabını almanın, çocuk kitaplarını Çınar'dan seçmenin, bir dostunuza kitap armağan etmenin ve böylece Çınar Yayınları'nı düze çıkaracak bir kampanyayı çevrenize duyurmanın zamanı...

Rıfat Ilgaz'ın dediği gibi:

''Tam çağı işe başlamanın doğan günle/ Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden/ Her satırında buram buram alın teri/ Her sayfası günlük güneşlik/ Utanma, suçun tümü senin değil/ Yırt otuzunda aldığın diplomayı/ Alfabelik çocuk ol!''

Çınar Yayınları'nı aramak isterseniz, telefonu: 0 212. 293 28 96.

 

Cumhuriyet, 14 NİSAN 1999

 

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nda gerçekleştirilen toplantıda sunulan bildiriler, sonuç bildirisiyle birlikte kitap olarak yayımlanacak.

20.Yüzyıl Türk Şiirinde Nâzım Hikmet 'N âzım Hikmet, sadece biçimde değil, Kurtuluş Savaşı ve Rus Devrimi'ni tanıyan bir şair olarak içerikte de önemli bir yenilik gerçekleştirmiş, devrimci düşünceyi şiire katmış, o güne dek şiire girmeyen konuları şiirleştirmiştir'.

Kültür Servisi - Nâzım Hikmet 'in 97. doğum yılı etkinlikleri çerçevesinde '20. Yüzyıl Türk Şiirinde Nâzım Hikmet' konulu bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı' nda gerçekleştirilen ve Cevat Çapan 'ın yönettiği toplantıya Ataol Behramoğlu, Konur Ertop, Turgay Fişekçi, Doğan Hızlan konuşmacı olarak katıldılar. Toplantıda katılımcılar tarafından sunulan bildiriler, sonuç bildirisiyle birlikte kitap olarak da yayımlanacak. Rahatsızlıkları nedeniyle toplantıya katılamayan Memet Fuat ve Mehmet H. Doğan 'ın bildirileri de bu kitapta yer alacak.

Düzenlenen toplantıda, Nâzım Hikmet'in Türk şiirindeki yeri, farklı açılardan tartışıldı. Sundukları bildirilerde Fişekçi, Nâzım Hikmet'in Türk şiiri üzerindeki etkileri; Behramoğlu, etkilendiği kaynaklar ve yine şiire yansıyan etkileri; Hızlan, düz yazıları ve Ertop, insan hakları savunucusu olarak şair kimliği üzerinde durdular.

Konuşmasında Nâzım Hikmet'in Türk şiirine olan etkilerinden söz eden Fişekçi, şairin, o döneme dek Osmanlı saray geleneği ve halk edebiyatının egemen olduğu yazın ortamımıza 1930'larda serbest nazımı getirerek büyük bir devrim yaptığını belirtti: ''Nâzım Hikmet, sadece biçimde değil, Kurtuluş Savaşı ve Rus Devrimi'ni tanıyan bir şair olarak içerikte de önemli bir yenilik gerçekleştirmiş, devrimci düşünceyi şiire katmış, o güne dek şiire girmeyen konuları şiirleştirmiştir.''.

Fişekçi, içlerinde Hasan İzzettin Dinamo, Cahit Irgat, Rıfat Ilgaz, Ahmed Arif, Arif Damar, Şükran Kurdakul gibi isimlerin de bulunduğu 1940 kuşağı şairlerinin de Nâzım Hikmet'in etkisiyle şiirlerinde sosyalist içerik ve yalın, doğrudan anlatıma yöneldiklerini, 1940'ların sonunda yazın dünyasına giren Attilâ İlhan 'ın şiirinin çıkış noktasının da Nâzım Hikmet şiiri olduğunu dile getirdi: ''1950 kuşağı ise 1938'den beri hapis olması nedeniyle Nâzım Hikmet'i tanımadan, Garip akımının egemen olduğu bir ortamda ürün vermeye başladı. 2. yeni akımı için çağdaş Türk şiirinde Nâzım Hikmet etkisinin olmadığı tek şiirdir diyebiliriz.''

Uzun yıllar yasaklanan yapıtlarının ancak 1965 yılından sonra yayımlanmaya başlandığına da değinen Fişekçi, ilk başlarda 2. yeni etkisi altında kalan 1960 dönemi şairlerinin kısa bir süre sonra Nâzım Hikmet'in çekim alanına girdiklerini, 1980'lerde yazın dünyamıza katılan şairlerden Sunay Akın ve küçük İskender 'de de Nâzım Hikmet etkilerinin açıkça görüldüğünü vurguladı: ''Kendi adıma, gerek şiirleri gerek kişiliğiyle benim de en çok etkilendiğim şair Nâzım Hikmet'tir. Uygulanan tüm baskılara karşın etkileri günümüze kadar sürmüştür ve 20. yüzyılın en büyük şairlerinden biridir.''

Konuşmasında Nâzım Hikmet'in etkilendiği kaynaklara değinen Behramoğlu ise öncelikle şairin içerik ve biçim anlamında şiire getirdiği yenilikleri maddeler halinde sıraladı: İçerik alanında Anadolu'ya gerçekçi ve toplumcu bakış, antiemperyalizm, uluslararası konular, tarihsel iyimserlik, tarihsel ve diyalektik materyalizm kavramları ile maddeci anlayış, ideolojisi olan bir şair olmak, sofistçe bir hümanizm, somut ve maddeci bir yaşama sevinci, halk, köylülük, emekçi ve Ulusal Kurtuluş Savaşı temaları; biçimde özgür koşuk, lirik ve epik birlikteliği, Türkçe'nin kendi ritmi ve estetiği, uyak çeşitliliği.

Behramoğlu, Nâzım Hikmet'in etkilendiği kaynaklar arasında ise öncelikle Tanzimat'ın söylevci tavrının, Tevfik Fikret 'in ütopik sosyalist bakışı ve günlük konuşma dilinin ve Yahya Kemal Türkçesi'nin sayılabileceğini; Nâzım Hikmet gibi bir şairin tabii ki dünya şiirine kapalı olmasının beklenemeyeceğini, ancak Fransız ya da Rus şiirinden etkilenip etkilenmediğinin araştırılması gereken konular olduğunu söyledi ve vakıf yetkililerini de bu noktalarda araştırma yapılması, kitaplar yazılması için önayak olmaya çağırdı.

Behramoğlu'ndan sonra söz alan Hızlan, konuşmasında Nâzım Hikmet'in düz yazıları üzerinde durdu: ''Nâzım Hikmet'in düz yazılarını okurken yaşamı nasıl bütüncül biçimde algıladığını gördüm. Sahip olduğu duyarlığın yanı sıra çok iyi bir İstanbul Türkçesi'ne ve birçok edebiyatçıda olmayan, sanatı tüm türleriyle algılama özelliğine tanık oldum.''

Toplantının son konuşmacısı olan Ertop da Nâzım Hikmet'in, insan hakları savunucusu kimliği üzerinde durdu. Ertop, Nâzım Hikmet şiirinde biçim ve içeriğin toplum etrafında bütünleşmiş olduğunu, onun, şiiri topluma yön verecek bir tür olarak algıladığını vurguladı: ''Nâzım Hikmet şiirinin bir amacı, bir gayesi vardır. Bu amacın bir yanı da insan haklarıdır. O, tüm dünya insanlarının özgürlük ve eşitlik sorunları üzerine yazmış, dünyanın herhangi bir yerindeki sorunun kendisini de ilgilendirdiğini söylemiştir. Nâzım Hikmet, şiirinde insanın bağımsız ve insanca yaşama savaşı içindeki mücadelesini konu etmiş, gelecekteki güzel günlere inancını dile getirmiştir.''

 

Cumhuriyet, 19 OCAK 1999

11:01 - 4/2/2006

0
0
0
Yorum Yaz