17 06 2007

Festival: 2000 - 2001

Festival: 2000
Kategori: Inceleme
Cideliler, Hababam Sınıfı'nın yaratıcısını 7. ölüm yıldönümünde unutmadılar Rıfat Ilgaz festivalle anıldı

ZEYCAN GÜL

CİDE - Türk edebiyatının ölümsüz eseri Hababam Sınıfı'nın yaratıcısı, ünlü şair, roman, öykü, tiyatro, mizah ve fıkra yazarı Rıfat Ilgaz , 7. ölüm yıl dönümünde doğum yeri Cide'de gerçekleşen ''7. Cide Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Festivali'' yle anıldı.

Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'yle beraber şenliği düzenleyen Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Cide Şubesi, Cideli olmaktan gurur duyduğunu her ortamda dile getiren Ilgaz'ı unutmadıklarını bir kez daha kanıtladı.

Anma festivali, 7 Temmuz Cuma günü ADD Cide Şubesi'nden Cide belediye binası önündeki meydana yürüyüşle başladı. Yürüyüşün ön saflarını Cideli gençler ve çocuklar oluşturdu. Atatürk anıtı önünde düzenlenen etkinlikte Cide Sarı Yazma Halk Oyunu ve Ankara Çankaya Belediyesi Hoytur Halk Dansları gösterisi sunuldu. Şehir Stadyumu'nda akşam düzenlenen etkinlik kapsamında, Rıfat Ilgaz'ın kendi sesinden okuduğu şiirleri dinlendi, Halk oyunları, slayt ve havai fişek gösterileri yapıldı. Akşam da Şükriye Tutkun konser verdi.

Cide Halk Eğitim Merkezi'nde 8 Temmuz cumartesi günü Rıfat Ilgaz anısına düzenlenen panelde konuşan Burhan Günel , Rıfat Ilgaz'ın 1940 toplumcu kuşağı içinde yer alan, kovuşturulup cezalandırılan, sonraki dönemlerde edebiyat dışına çıkarılmaya çalışılan bir aydın olduğunu anımsattı. Günel, ''Rıfat Ilgaz, yaşadığı dönemin gereğini yerine getirdi. İşçi sınıfının sanatını yaptı'' diye konuştu. Günel, 1940 kuşağının toplum sorunlarını dile getirdiğini vurgulayarak ''Günümüzdeki mandacı anlayış, medya desteğiyle toplum gerçeklerini gündem dışında tutmaya çalışmaktadır. 1940 kuşağı, günümüzde kovuşturulmaya çalışılan aydın insanları anımsatmaktadır'' dedi.

Gazetemiz Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ise güncel konulara ilişkin yaptığı değerlendirmesinde, Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin 'in güldüren ve düşündüren iki yazar olduğunu belirterek ''Rıfat Ilgaz yaşasaydı, TBMM'de yaşanan olaylar karşısında Hababam Sınıfı kitabını Hababam Meclisi serisi şeklinde sürdürürdü'' diye konuştu.

Eski Cide Lisesi Müdürü Zekeriya Kaya , Ilgaz'ın paradan ve paranın gücünden nefret eden bir aydın olduğunu belirtti.

Cumhuriyet, 12.07.2000

 

Ilgaz'ın doğduğu ev destek bekliyor

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Cide Şubesi, Rıfat Ilgaz'ın Cide'deki evini satın alarak restorasyon projesinin hazırlanma işlemlerine başladı. Binanın 1. katının Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi, zemin katının da ADD hizmet binası olarak kullanılması amaçlanıyor. Binanın bir an önce hizmete açılması amacıyla ADD Cide Şubesi'ne yardımda bulunmak isteyenler için banka hesap numarası şöyle:

Ziraat Bankası Cide Şubesi - 0158 0003 0003 0200 659

BİR KİTABA DA KONU OLAN MİNİBÜSÇÜ SÜLEYMAN SALCI, YAZARLA 1979 YILINDA YAKINLAŞTIKLARINI SÖYLEDİ

'Gözümüzdeki perdeyi Rıfat Ilgaz açtı'

ZEYCAN GÜL

CİDE - Türk edebiyatının ölümsüz ismi Rıfat Ilgaz 'ın doğup büyüdüğü memleketi Cide, doğal güzellikleri ve insanlarıyla Ilgaz'ın yapıtlarında hayat buldu.

1970'li yıllardan itibaren Cide'de sürekli yaşamaya başlayan yazar Rıfat Ilgaz'ın buradaki yaşantısını, insanlarla kurduğu ilişkileri en yakınında yer alan kişilerle konuştuk.

Ilgaz'ın kitabına Minibüsçü Süleyman adıyla konu olan Süleyman Salcı , Ilgaz'la 1979 yılında yakınlaştıklarını belirterek o yılları şöyle anlatıyor:

''Rıfat Ilgaz çok mütevazı biriydi. Kapısı herkese açıktı. Siyasi görüşten ziyade insani görüşe önem verirdi. Mala - mülke önem vermezdi. Gözümüzdeki perdeyi açan insandı. Bize toplumcu, paylaşıma dayanan görüş kazandırdı. Rıfat Ilgaz'ı tanıdığım için çok mutluyum.''

Salcı, Ilgaz'la yaşadığı bir başka olayı ise şöyle anlatıyor:

''1979 yılında bir bankaya şoför alınacaktı. Sınavı kazanırım ama torpilli biri araya girip hakkımı yer diye sınava girmeye çekindim. Rıfat Ilgaz'dan torpilli birinin bankaya şoför olarak alınacağı söylentisi yayıldı. Ilgaz'ın yanına gitim. 'Sizin eşitlikten yana olduğunuz söyleniyor. Bırakın aynı koşullarda yarışalım' dedim. Ilgaz, 'Bu iddialar doğru değil, tarafsız kalacağım' dedi. Tarafsız kaldı. İddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı. Bir daha da kendisinden ayrılamadım.''

Cide'nin en eski öğretmenlerinden ve 'ilçenin ilk komünisti' olarak tanınan öğretmen Muammer Ka- rayel ise Rıfat Ilgaz'la Uzunkum Otel'de tanıştıklarını anlatıyor. Ilgaz'ın yazdığı eserlerin birçoğunun gerçek olaylara dayandığını söyleyen Karayel, ''Ilgaz, Cide'nin folklorunu ortaya çıkaran, var eden kişidir. Çocukları araştırmaya yönlendiren kişidir'' diyor. Ilgaz'ın inatçı bir kişilik yapısına sahip olduğunu anlatan Karayel, Ilgaz'ın 12 Eylül askeri darbesinden sonra Cide'de yaşadığı dönemde emniyet güçlerince çok rahatsız edildiğini belirterek ''31 Mayıs 1981 yılında 11 kişi tutuklandık. Bolu'dan getirilen bir bölük komando tarafından Kastamonu Et ve Balık Kurumu binalarına taşındık. Çengellere asıldık. Ilgaz'ın gözü bağlı ifadesi alındı ve iki gün ayakta kaldı. Sağlık sorunları nedeniyle jandarma gözetiminde Ballıdağ Sanatoryumu'na kaldırıldı'' diyor. Cide'nin sembollerinden birisi de sarı yazma. Yazma, yörede yetişen barok çiçeğinden esinlenerek yapılıyor. Cideli köy kadınlarınca kullanılan yazma, yörenin halk oyunları kıyafetine de adını veriyor. Yazma üretimi ilk defa İstanbul - Kumkapı semtinde Ermeniler tarafından yapılmış. Türkiye'de el üretimi sarı yazma yapan tek kişinin Cide'ye bağlı Başköy'de oturan Mehmet Genç olduğu belirtiliyor. Beze, karakalem, kırmızı, mavi, sarı renk kalıpları ile baskı yapılıyor. Sarı yazmanın bir tanesinin baskısı bir saat sürüyor ve üç boy olarak üretiliyor.

 

Cumhuriyet, 13.07.2000

 

 

Hababam'da büyüyen çocuk

Rıfat Ilgaz 67 yıl yazdı. İstanbul'da gezmediği hapishane kalmadı. Yaşadıklarını ağız tadıyla anlatamadı. Oğlu Aydın Ilgaz, bunları kitabı 'Ha Rıfat Ilgaz Ha Babam'da kaleme alıyor

Yıllarca Rıfat Ilgaz'ın öykülerini okuduk. Tabii yasaklar fırsat verdikçe... Hatta Hababam Sınıfı'nda yazdıklarını filmlerin de desteğiyle neredeyse kelime kelime ezbere biliriz. Oğlu Aydın Ilgaz ile tanıştığımda ise Rıfat Ilgaz, arkadaşları ve ailesine dair bambaşka öyküler dinleme şansına sahip oldum. Hepsi de yüreğe dokunan, fıkra gibi öyküler. Aslında ben tüm bunları size yazarak biraz aceleci davranmış oluyorum, çünkü Aydın Ilgaz'ın pek yakında bütün anılarını toparladığı, 'Ha Rıfat Ilgaz Ha Babam' adı altında bir kitabı çıkacak ve orada ne var ne yok hepsini dökecek ortaya. Ancak ben bu girizgahla iştahınızı kabartmayı planlıyorum.

Kim Aydın Ilgaz'ın yerinde olmak istemez ki? Cepleri bile öykülerle dolu sanki. Her şeyi daha dün gibi hatırlıyor. Dört yaşında babasını hapiste ziyarete giden, 15 yaşında acısından yatağında ağlayan, 50'li yaşlarında ise artık tutuklanmalarla, işkencelerle dalga geçebilen bir adam o. Tabii hayatında bütün bunlar olup biterken gerek edebiyat dünyasından, gerek tiyatro camiasından tanımadığı insan kalmamış. Hayatının bazı dönemlerinde hepsine biraz biraz takılmış. Hababam Sınıfı'nın ilk sahnelendiği yıllarda Zeki Alasya, Metin Akpınar'la şehir şehir gezmiş. İlk öykülerini Can Yücel'e okutup geçer notu da ondan almış, tüm sivil ve de üniformalı polislerle tanışmış. Yasaklı soyadı yüzünden işinden olmuş, yine o soyad yüzünden uzunca bir süre pasaport alamayarak Amerika bursunun bir kısmını yemiş. Beşiktaş iskelesinde annesiyle babasının siyaset yüzünden boşanma kararlarını dinlemiş.

YAZMAYA TEPKİ
Yıllarca babasının mesleğinden kaçmasına, matematik bölümünden mühendisliğe her şeyi denemiş olmasına ve devlet memuru olarak çalışmasına rağmen dönüp dolaşıp bir yayınevi (Çınar Yayınları) kurmuş olması takdire şayan. "Belki de babanız çok iyi bir yazar olduğu ve onun önüne geçemeyeceğinizi düşündüğünüz için bunca yıl yazmadınız?" deyince şöyle cevap veriyor: "Bir yazarın 40'lı yıllardan 93'e kadar nasıl acı çektiğini gördüm. Düşünün dört yaşında bir çocuksunuz, askeri hapishanede babanızı görmeye gidiyorsunuz. O prangalı mahkumların arasından geçiyorsunuz. Bu haliyle benim gibi yaşayan pek çok kişide yazmaya karşı bir tepki olmuştur. Bugün kitaba niye sevgi yok. Birçok insanın 12 Eylül'den 12 Mart'ta ve daha başka zamanlarda evlerine girilip kitapları toplandı. Bir arkadaşımın anısıdır Evde yokken tüm kitaplarının annesi tarafından termosifonda yakıldığını ve eve geldiğinde bilmeden o termosifondan çıkan kaynar suyla yıkandığını anlatmıştı."

Annemin Can Yücel'le "davası" olduğunu söylediler

Metre hesabı
Hababam Sınıfı Küçük Sahne'de ilk kez sahnelendiğinde inanılmaz bir ilgi gördü. Metin Akpınar bugünkü iri yarı Metin Akpınar değildi. Zeki ise (Alasya) o zaman gene Tulum Hayri olacak kadar şişmandı. İnek Şaban rolü ise Suzan Uslan'a verildi. Çok başarılıydı. Bir bayanın erkek rolü oynaması ve bunu halka yutturması inanılmazdı. Bu ekip oyunu müthiş bir şekilde götürdü. Biz babamla tiyatronun karşısındaki kaldırıma geçer bakardık. Bilet satışları yapılırken kuyruk 25 bina ötedeki Hacı Bekir Pastanesi'nin oraya vardıysa "İyi" derdik. Biz durumun nasıl olduğunu oraya bakarak ölçerdik. Metre hesabı.

Minibüsçü Süleyman
Babam yaşı iyice ilerledikten sonra memleketi olan Cide'ye taşındı. Evi kasabanın dışında bir köydeydi. 71 yaşında olduğu için de gazetesini, ekmeğini alamayacak durumdaydı. Evinin önünden her gün geçen Minibüsçü Süleyman'dan (Süleyman Salcı) kendisine gazete ve ekmek getirmesini rica etmiş. Ondan sonra Süleyman her gün bu işi aksatmadan yapmaya başladı. Gel zaman git zaman babamın en iyi dostlarından biri haline geldi. Gazete, kitap okumaya, ciddi sohbetlere girmeye başladı. Derken bir gün gelip babamı yine tutuklamışlar. Süleyman'ı da sorgulamış sonra serbest bırakmışlar. Süleyman 100 metreyi zor giden minibüsüne atlamış, İstanbul'a doğru yola çıkmış. Yoldan beni aradı, "Ben İstanbul'a geliyorum, Beşiktaş İskelesi'nde buluşalım" diye. Buluştuk iskelede. "Burada konuşulmaz, mesele çok önemli, annemin evine gidelim" dedi. Evde hemen bütün perdeleri kapattı, "Abi, Rıfat Ilgaz tutuklandı" dedi. Tabii böyle olaylara alışık olmadığı için bu kadar büyütüyor. Bu arada ben zaten sabah babamın tutuklandığını öğrenmiştim. Ama bu kadar yol gelmiş diye bilmiyormuş gibi davranıp, "Yapma ya, tamam gerekeni yaparız" dedim. İçi rahatladı, hemen atladı minibüsüne Cide'ye doğru yola koyuldu. İşte böyle biridir Süleyman. Şimdi Cide'nin en entellektüel insanlarından biridir. Bütün gazeteleri okuyor, küpürleri kesiyor. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği'nin üyelerinden. Bir partinin meclis üyesi. Cide'de kurulması planlanan termik santralın yapılmaması için başı çekenlerden biri. Gazetelere bu konuyla ilgili basın bültenleri gönderen kişi odur.

Cici baba Can Yücel
Kuzguncuk'ta oturuyorduk. Babam bu sefer de 'Devam' adlı şiir kitabından dolayı aranıyordu. Siviller dışarıda bekliyor, gelince yakalayacaklar ama babam eve onlardan önce girmiş bile. İçeride. Ama içeride de şöyle bir sorun var: Annem öğretmen olduğu ve mesleki hayatı risk altına girdiği için babamla boşandılar. Yani yakalansalar bu sefer bu da suç. Her neyse babam evde, Can Yücel de bunu biliyor. Tabii bizim eve gelip gitmeye başladı. Bu sefer mahalledeki polisler Can Yücel'in bizim yeni babamız olacağı yolunda bir dedikodu çıkarttılar. Babam evde değil ya. Uzunca bir süre Can Yücel için annemin davası dediler.

Orhan Kemal takma isim
Babam Hababam Sınıfı'nı ilk kez 'Dolmuş' adlı bir dergide yazmaya başladı. Rıfat Ilgaz ismi sakıncalı olduğu için takma isim kullandı: 'Stepne'. Biliyorsunuz o zamanlar pek çok kişi takma isim kullanıyordu. Nazım Hikmet İbrahim Sadri ismiyle yazıyordu. Hatta Orhan Kemal takma bir isimdir. 'Yürüyüş' dergisinde yazarken bu ismi ona babam bulmuştur. Her neyse Hababam Sınıfı çok tuttu. Kitap haline getirmeye karar verdiler. İnce bir kitap olarak çıktı. Yazarın adı yine Stepne oldu tabii ki. Sonra yavaş yavaş ülkenin durumu iyiye gitmeye başlayınca babam deşifre oldu. Kitabın ikinci bölümü Rıfat Ilgaz olarak çıktı. O zaman Babıali'deki bir dağıtıcı şöyle demiş: "Rıfat Bey, bırak şu elalemin kitabının takibini, sen devam etmişsin ama ona uyum sağlamak için biraz zorlanmışsın". Zaten sonra Babıali'deki pek çok yayıncı kitabı satmadı. Sakıncalı diye. Kitap değil, Rıfat Ilgaz sakıncalıydı aslında.

ASLI E. PERKER

Sabah, 10.11.2000

06:38 - 5/2/2006

Festival: 2001
Kategori: Inceleme

Rıfat Ilgaz doğduğu yerde anılıyor

Rıfat Ilgaz doğduğu yerde anılıyor
Toplumcu gerçekçiliğin usta kalemi mizah ve öykü ustası Rıfat Ilgaz sekiz yıl önce bugün aramızdan ayrılmıştı.
Bu yıl 6'ncısı düzenlenen Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali iki gün sürecek

Radikal, 07/07/2001

KASTAMONU - Türk edebiyatında toplumcu gerçekçiliğin usta kalemi mizah ve öykü ustası, şair, yazar Rıfat Ilgaz

ölümünün 8. yılında anılıyor. 'Hababam Sınıfı'nın yaratıcısı, 1940 kuşağının yasaklı ve sakıncalı kalemi Rıfat Ilgaz aramızdan sekiz yıl önce bugün ayrılmıştı. Ilgaz doğup büyüdüğü, yaşamının son yıllarının büyük bir kısmını geçirdiği ve eserlerine de çoğu kez konu edindirdiği memleketi Cide'de de ölümünün 8. yılında özel etkinliklerle anılıyor.

Cide Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından bu yıl 6'ncısı düzenlenen 'Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali' dün başladı. Geleneksel festival yürüyüşüyle başlayan etkinlikte daha sonra 'Atatürk Fotoğrafları' başlıklı sergi Halk Eğitim Merkezi'nde açıldı. Halk Eğitim Merkezi'ndeki şiir dinletisine ise Abdullah Paksoy, Bilge Öngöre, Burhan Günel, Haydar

Ünal, Hayrunise Kuşkaya, Özlem Sezer ve Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz katılacak.

Bugün festivalde saat 13.00'te etkinliğe katılan yazar ve şairlerin imza ve söyleşisi var. 'Küreselleşme ve Ulusal Kültür' başlığını taşıyan panelin başlama saati 17.00. Halk Eğitim Salonu'nda gerçekleşecek panelin konukları İzzettin Önder, Burhan Günel ve Işık Kansu.

'6. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali'nin son günü olan yarın ise saat 16.00'da 'Toplum mu Şiirden, Şiir mi Toplumdan Kopuyor' başlıklı panel düzenlenecek. Gökhan Cengizhan, İbrahim Baştuğ, Orhan Tüleylioğlu ve Aydın Ilgaz panelin konuşmacıları. Festival akşam Cide Şehir Stadyumu'nda Haluk Levent'in vereceği konserle sona erecek. Bilgi için Tel: 0366 866 31 45 (Kültür Sanat)

06:37 - 5/2/2006

55
0
0
Yorum Yaz