Cide'de düzenlenen etkinlikte şiir okumaları, söyleşi ve konuşmalar yer alıyor
Rıfat Ilgaz şenliği başlıyor Kültür Servisi - Türk edebiyatının koca çınarlarından Rıfat Ilgaz 'ı anmak amacıyla her yıl düzenlenen ve gelenekselleşen 'Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali' bu yıl 2, 3, 4 Temmuz tarihlerinde yapılacak. Cuma günü saat 14.00'te Rıfat Ilgaz'ın evinin önünde toplanılarak başlayacak olan festival yürüyüşünün ardından düzenlenecek çelenk koyma töreninin ardından konuşmalar yapılacak. Daha sonra Rıfat Ilgaz'ın doğduğu evin bahçesinde 'Hababam Sınıfı' fotoğraf ve belgesel sergisi açılacak. Saat 17.00'de Halk Eğitim Salonu'nda düzenlenecek 'Rıfat Ilgaz'ın Şiiri' başlıklı panele konuşmacı olarak Sennur Sezer, Gülsen Tuncer, Turgay Fişekçi, Müslim Çelik ve Güngör Gençay katılacak. Aynı gün saat 20.00'de Recai Yılmaz 'ın Cide fotoğrafları saydam gösterisi yapılacak. Ardından Gülsen Tuncer 'in sunacağı 'Truva F.A. D' den türküler ve halkoyunları gösterisi gelecek. Daha sonra Engin Ayça 'nın yönettiği 'Rıfat Ilgaz 80. Yaşgünü' belgeseli gösterilecek. Cumartesi günü yazarların imza ve söyleşilerinin ardından, Sarı Yazma Güzeli seçilecek. Halk Eğitim Salonu'nda Prof. Dr. Ahmet Saltık 'ın katılacağı 'Büyük Ortadoğu Projesi' ; Adnan Özyalçıner, Fahrettin Demir ve Utku Erişik 'in konuşmacı olarak yer alacakları 'Rıfat Ilgaz'ın Öykücü Yönü' başlıklı paneller yapılacak. Saat 20.00'de ise Cide Stadyumu'nda Gülsen Tuncer'in sunacağı Cide Halkoyunları ile Truva F.A.D. Halkoyunları 'nın gösterisi yer alacak. Barbaros Uzunöner 'in tek kişilik gösterisini Musa Eroğlu ve Murat Kekilli 'nin konseri izleyecek.
Festivalin son günü olan pazar günü ise düzenlenecek ses yarışmasının ardından Sadık Albayrak, Yusuf Ziya Bahadınlı, Nihat Ateş ve Mehmet Saydur 'un konuşmacı olarak katılacakları 'Toplumcu - Gerçekçi Edebiyat' başlıklı paneli ve ardından yapılacak bisiklet yarışması ile etkinlik son bulacak.
Cumhuriyet 01.07.2004
*******************************************************************
Cumhuriyet 07.07.2004 DEFNE GÖLGESİ TURGAY FİŞEKÇİ Rıfat Ilgaz'ın Cide'sinde
''İnsan insanın zehrini alır'' derdi annem.
9. Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Şenliği için bir araya geldiğimiz Cide halkıyla, aydınlarla, Atatürkçü Düşünce Derneği çevresinde toplanmış pırıl pırıl insanlarla söyleştikçe onu anımsadım. Cide, ''Karadeniz'in Kıyıcığında'' , altı bin nüfuslu bir küçük kent. Çağdaş şiirimizin ve edebiyatımızın önde gelen kişiliklerinden Rıfat Ilgaz 'ın doğduğu, on iki yaşına kadar yaşadığı, sonra yaşlılığında yeniden dönüp yerleştiği yer olmasıyla, sarı yazmasıyla ve on kilometre uzunluğunda el değmemiş kumsalıyla ünlü.
Daha Cide yollarına düştüğünüzde ülkemizin ne denli zengin doğa parçalarından birine yol aldığınızı anlıyorsunuz. Her yan dağlar, ormanlar, sarp kayalar, sakin kumsallar... Bunca yağmaya açık bir ülkenin böylesi kendi halinde kalabilmiş bir yöresine rastlamak bile başlı başına bir mutluluk.
Rıfat Ilgaz-Cide ilişkisi de ilginç bir öykü. 1911'de bu kentte doğup burada büyüyen, öğretmen olduktan sonra çeşitli illerde çalışan, vereme yakalandığı için sık sık sanatoryumlara yatan, yazar olduğu için sık sık hapislere giren, kendi adını bile kullanamaz duruma gelen Rıfat Ilgaz, 1974'te emekli olunca dönüp Cide'ye yerleşir. Burada kafasındaki romanları yazma fırsatı bulur.
Sarı Yazma romanının giriş bölümünde Cide'den şöyle söz eder: ''Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket... Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş! Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide'nin, belleğimin duvarlarına yansıyan görünümleriyle dirilir, yaşama gücümü tazelerdim. Çocukluğumun anılarıyla yetinirdim. Bahçe içindeki evimizin yalağına boşaltılan hediyelik balıkların düşleriyle giderirdim açlığımı.''
Cide'ye yerleştiği günlerde kendisiyle ''Militan'' dergisinin Haziran 1976 tarihli 18. sayısında Behzat Ay 'ın yaptığı bir söyleşide de şunları söyler:
''Bir sanatçının çocukluğunu geçirdiği ortam, oluşumu ve gelişimi bakımından önemlidir. Önce sanatçının dili bakımından. Anadili dediğimiz konuşma dili olan Türkçemiz bir yerde tam anadili değil, memleket dilidir. Doğduğumuz, büyüdüğümüz çevrenin dilidir. Anam ve babam benim doğduğum yerin kişileri değildiler. Benim Türkçem, özdilim, onların Türkçesi değil, Cidelilerin Türkçesidir... Cide halkı, yaşayış bakımından çok özelliği olan bir topluluk, bir çevredir. Gelenekleri bakımından hiçbir kesime, yöreye, çevreye benzemez. Konukseverliğinin sınırları yoktur. En çok sofra kuran en mutlu kişi sayar kendini.''
12 Eylül karanlığı gelip Cide'de de bulur Rıfat Ilgaz'ı: 29 Mayıs 1981 günü, 70 yaşındayken gözaltına alınıp, gözleri bağlı, elleri zincirli Cide sokaklarında dolaştırılarak Kastamonu'ya götürülür. Önce sorgulanır, sonra hastalığı anlaşılınca tutuklu olarak Ballıdağ Sanatoryumu'na gönderilir. Bu olayı Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra adlı anı kitabında anlatmıştır.
Yetmiş yaşında, veremli bir insana yapılan bu utanç verici davranış, bugün de Cidelilerin belleğinde tazeliğini koruyor.
Onun gözleri bağlı, elleri zincirli götürüldüğü caddede, kendi sesinden şiirleri dolaşıyor. Rıfat Ilgaz Cide'deyken komşusu olan, gece öksürdüğünde ona su götüren küçük çocuk, dükkânında onun kitaplarını satıyor.
Yolumu çeviren bir bakkal, dükkânının önündeki bir bankta, Sovyetler Birliği'ne gidip geldikten sonra Rıfat Ilgaz'ın, ''Orada da bizdeki gibi patronlar var. Bizim özlediğimiz eşitlikçi düzene daha yüzyıllar var,'' dediğini anlattı.
Ey şu yaz günlerinde tatil aşkıyla oradan oraya koşturan insanlar!
Karadeniz'in kıyıcığında günlük tutkulardan uzak, dingin bir köşe var, yazın bunaltıcı sıcağında tatlı esintileriyle yüreğinizi yumuşatacak, hafifletecek.
Rıfat Ilgaz'ın doğduğu ev de orada, onarım beklese de ayakta. Bahçesinde türlü meyve ağaçları var. Biz oradayken dutundan yedik, belki size de inciri kısmet olur.
turgay@fisekci.com
Cumhuriyet 07.07.2004
|