15 06 2007

1995 Rıfat Ilgaz- Cide Şiir Yarışması'nda "Su Mektupları" do

1995 Rıfat Ilgaz- Cide Şiir Yarışması'nda "Su Mektupları" dosyasıyla birincilik ödülü Yılmaz Aslan'ın
Kategori: Kitap

 13.09.2001


Yılmaz Aslan'ın yeni şiirleri


Sedir Ağacı
"Sedir Ağacı", şiirin gönül dostu şair sevgili Hüseyin Alemdar'ın Hera Yayınları'ndan çıktı. Kitap, Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgü, Karadeniz Kıyıları, Arzu ve Ay adlı üç bölümden oluşuyor. Alfabemizdeki harflerle harflendirilmiş şiirler, toplam yirmi sekiz şiir.

MUSTAFA FIRAT

Yılmaz Arslan 1968 İstanbul doğumlu ama aslen Tokat-Almuslu. 1985'te Hasan Hüseyin Korkmazgil adına düzenlenen 'Dayanışma Dergisi Şiir Yarışması'nda birincilik; 1995'te 'Balıkesir Belediyesi Sabri Altınel Şiir Yarışması'nda Kız Çocukları Romansı adlı dosyasıyla "övgüye değer", aynı yıl 'Rıfat Ilgaz-Cide Şiir Yarışması'nda "Su Mektupları" dosyasıyla birincilik ödüllerine değer görülmüştü. Şairin ilk kitabı "Su Mektupları Çınar Yayınları tarafından kitaplaştırılıp okurlarıyla 1995'te buluşmuştu. Aradan altı yıl sonra ikinci kitabı "Sedir Ağacı" ile tekrar bizlere o güzel sıcak imgelerini yolluyor.

"Sedir Ağacı" şiirin gönül dostu şair sevgili Hüseyin Alemdar'ın Hera Yayınları'ndan çıktı. Kitap, Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgü, Karadeniz Kıyıları, Arzu ve Ay adlı üç bölümden oluşuyor. Alfabemizdeki harflerle harflendirilmiş şiirler, toplam yirmi sekiz şiir.

Kitabı elinize aldığınızda, ön kapağında betonarme bir evin ahşap pancurunda oturan mutsuz bir o kadar da çekingen küçük bir çocuğun fotoğrafı; arka kapağında saç tıraşı olan yanında muhtemelen ailesi olan, korkudan ağlayan bir çocuğun fotoğrafını görüyoruz. Bu kapaktaki fotoğraflar okuru sanki kitabın birinci bölümü olan Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgüye hazırlar nitelikte olan fotoğraflardır.

Kitabın sayfalarını çevirmeye başladığımızda MS 40-104 yılları arasında yaşamış Martialis'ten bir alıntıyı görüyoruz: "Ey Fidentius, salonlarda okuduğum kitapçık benim: Ama, kötü okuduğun için başladı senin olmaya..."

Şair, Martialis nezdinde bir seslenişte bulunuyor okuruna, aslında oldukça açık bir sesleniş...

Kitabın birinci bölümü yukarıda da belirttiğim gibi Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgü adlı şiiriyle başlıyor ve böylece dizeler arası yolculuğumuz da başlamış oluyor. (s. 9) "kalbimi örttüğüm tül, şeffap;/ sen bende yavaş yavaş bitiyorsun öm'r!" dizeleriyle sarıyor bedenlerimizi... Yılmaz Arslan'ın kitabında yer alan şiirlerinde, ki Su Mektupları adlı kitabında da vardır, eski kelimeler ayrı bir hava katıyor şiirin akışına. Bizlerin gündelik hayatta pek fazla kullanmadığı hatta hiç kullanmadığı bazı kelimeler... "senden! kimse söylenen o şedit şarkıyı anlamaz"... Şedit kelimesinin aslı Arapçadan geliyor; şiddetli anlamında, (s. 25) "Dilimde bestenigâr şarkılar/ durmam, İda'dan esen yel olur/ sana gelirim" derken bestenigâr kelibekinin aslı Farsçadan geliyor; beste-nigâr: Türk müziğinde en eski bileşik makamlardan biri, (s. 3) ikinci bölümde yer alan Kuzeydeki Aşk Yıldızı adlı şiirinin altıncı dizesinde "ve odalarda karanlık ve ricatsız rüyalar..." Ricat kelimesi Arapçadan gelmekte anlam olarak ise vazgeçme durumu olmakla beraber 'vazgeçilmeyer rüyalar' anlamını çıkarıyoruz. Yine (s. 41) "bir sırrın çözülüşü gibi açacak lahurî bahçesini" adlı dizesinde lahurî kelimesi Arapçadan geliyor. Aslında şair iyi de yapıyor okurunu sözlük karıştırma konusunda hınbıllıktan kurtarıp, o kelimenin anlamını buldurmaya kanalize ediyor. Güzeldir hani sözlük sayfalarında gezintiler yapmak!

Önemli bir nokta daha var ki onu da belirtmek gerekir; şayet şairin ödüllü olmadığını bilsek kanımca şiirle ilgilenen şiire gönül vermiş dostların Yılmaz Arslan'ın ödüllü şair olduğunu anlayabileceğidir. (s. 10) Sahra adlı şiirinde "yıllara vursan tartı, tartıya vursan tanrı/ çöker; kederlerimizdi içimizdeki şuara." adlı dizeleri bunun en güzel kanıtıdır. Çoğaltabiliriz (s. 35) iki dize daha "bir vedaya öpüş, ayçiçeklerine önsöz/ yol adamına keder; aşkçiçeklerine göz" gibi.

Yılmaz Arslan'ın şiirinde aliterasyonların da ayrı bir yeri var şüphesiz; özellikle sert sessiz harflerle yaptığı vurgular dizelerde farklı bir yelken açıyor hayal denizine... Keza kafiyeleri de öyle. (s. 26) Masal adlı şiirinin ilk dörtlüğü "Ne güzel bir masaldı öpüşmemiz dünyayla/ yüzümzdeki acı, kirpiğimizdeki fırtına/ şimdi rengi bile olmayan yağmurlar yağıyor/ kırık dökük rüyalara..." derken; -dünyayla, -fırtına, -rüyalara kelimelerinde kullandığı gibi toplum olarak alışık olduğumuz müzikaliteyi de bırakmaz. Kitabın ikinci bölümünde bizzat gidip görülmüş ve o güzelliklerden feyz alınarak yazılmış şiirler var bunları şiirlerin altındaki yer isimlerinden anlıyoruz.

Yılmaz Arslan'ın bu güzel kitabında beni en çok etkileyen şiirleri söylemeden geçmek istemiyorum: (s. 9) Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgü, (s. 10) Sahra, (s. 16) Aşkın Terzilerine, (s. 18) Balad, (s. 24) Yağmur Hüznü, (s. 26) Masal, (s. 40) Akıntının İçinde, (s. 47) İtiraz, (s. 50) Yağmurlu Akerdeonlar...

Kitabının içinde Yılmaz Arslan tanıtılırken kullanılmış; "üretken ve yenilikçi şair" doğru sıfatlar bütün bunlar... yazıya şairden dizelerle son vermek istiyorum. "Sırdır gözüm, gülleri dağıt/ seyreyle hayal perdesini/ üfle son şiirini rüzgârlara/ gök dürüle yer yarıla" (s. 61 Şiire Son)

Sedir Ağacı/ Yılmaz Arslan/ Şiir/ Hera Yayınları

08:44 - 6/2/2006

0
0
0
Yorum Yaz