Google
ALSAH (ALİ ŞAHİN) WEB SAYFALARINA HOŞ GELDİNİZ

Alsah Blokları - SarıYazma / Rıfat Ilgaz Arşivi

• 8/4/2008 - “Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”

Kategori: Makale

“Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”

 

 

KADİR İNCESU

 

Hakkı Özkan ve Süheyla Hanım’ın yolları bir akraba evinde kesişir.

İkinci görüşmelerinde, Süheyla Hanım’ın Çiftehavuzlar’daki evlerine de giderler. Evin salonundaki kitaplıkta bulunan kitapları hayranlıkla incelemekten kendisini alamaz Hakkı Özkan... Süheyla Hanım ve annesiyle uzun uzun edebiyat ve sanat üzerine söyleşirler.

Sonraki buluşmada ise Hakkı Özkan’ın Fatih’te yaşadığı bodrum katına giderler. Hakkı Özkan, o gün için özel çay takımı bile almıştır. (Süheyla Hanım sağlam kalan birkaç bardağı hâlâ saklamaktadır.)

Tiyatrolar için kostümler diken Süheyla Hanım evlenmeyi aklına bile getirmemiştir o güne kadar.

Hakkı Özkan akrabasına şunları söyler: “Süheyla Hanım’ı Çiftehavuzlar’da oturduğu evden alıp Fatih’teki bodruma nasıl götürürüm. Buna cesaret edemem. Bu iş olmaz.” Der.

Akrabasının cevabı rahatlatır onu: “Süheyla ev bark peşinde değil. Onun için önemli olan kültür ve kafa olarak anlaşabilmek “ der.

Sonra, 1978’in bir bahar günü Üsküdar Evlendirme Dairesi’nde evlenirler. Konuklarına nikâh şekerinin yanında Hakkı Özkan’ın şiir kitaplarından da armağan ederler.

Hakkı Özkan, Süheyla Hanım’ın kültüründen ve yaşama bakışlından etkilenmiştir.

Tabii Süheyla Hanım da…

Kendi imkânlarıyla bastırdığı kitaplarını Ortaköy’de açtığı bir stantta imzalar okurları için… Birlikte giderler Ortaköy’e… Akşam’a kadar da birlikte kalırlar Ortaköy’de; yazın sıcağında, kışın soğuğunda…

“Ortaköy’de herkes çok severdi onu. Hakkı Baba, Hakkı Baba deyip pervane olurlardı etrafında. Özellikle gençler şiirlerini çok seviyorlardı. Şiirlerinde ağırlıklı olarak ‘sevgi’den söz ederdi. Çünkü sevgisiz büyümüştü kendisi de… Bazen ben gidemezdim. Akşam gelişini pencerede beklerdim. Sokağın başına geldiğinde, beni pencerede görünce gülümser, adımlarını hızlandırırdı.”

9. evlilik yıldönümlerinde Hakkı Özkan, Süheyla Hanım’ın hiç aklına gelmeyecek bir sürpriz yapar

Önce Sevgi adlı yeni kitabını çok sevdiği eşine ithaf etmiştir: “Süheyla’ya ‘Bana seni gerek seni’”

“O an nasıl duygulandım bilemezsiniz. Kanepede hep yan yana otururduk. Daktilosu da sehpanın üzerinde olurdu, aklına gelenleri hemen yazar, ilk olarak da bana okurdu. Eleştiri ve önerilerimi de dikkate alırdı.”

Süheyla Hanım’ın gözleri bir an yanındaki boşluğa takılıyor. Gözleri doluyor. Sessiz geçen kısa bir andan sonra, duvardan eşinin kendisi için yazdığı bir şiirin tablosunu alıyor ve başlıyor yüksek ve titreyen bir sesle okumaya:

“Senin şiir yazmana

Gerek yok sevgilim

Sen varlığınla hayatımı çiçekledin

Sen şiirin kendisisin

Benim için

Sen cennetimsin

Ben seninim

Sen benimsin

Yeri doldurulmaz eşimsin”

 

Eşinin kitaplarının yeni baskılarının yapılması çok mutlu eder Süheyla Hanım’ı: “Çok duygulandım. Onu yeni nesillere tanıtmak için önemli bir adım bu… Grevden Sonra onun için çok önemliydi. Bana ‘Hayatımın bir özeti’ demişti Grevden Sonra için… Ortaokulu bitiremeden çalışma hayatına atılmıştı. Bu nedenle Cağaloğlu onun üniversitesiydi. Dilerim diğer kitapları da yayımlanır…”

 

Süheyla Hanım’ın bir isteği daha var aslında… Ölüm yıldönümü olan 5 Şubat’ ta Hakkı Özkan’ın mezarı başında dostlarıyla bir arada olmak ve eşinin şiirlerini okumak...

Şiiri çok sevdiği için, eşinin Merhaba şiirini de yazdırmış mezar taşına:

“Birgün güneşe çağrıldığımda

Gökte yıldız olmaya

Merhaba diyeceğim

Sonsuzluğa merhaba”

 

Söyleşimizin sonlarına doğru Özkan çiftinin yakın dostlarından Aysel Hanım konuşmamızın özetini yapıyordu belki de: “Varı yoğu, bütün dünyası Hakkı Bey’di…”

Hakkı Özkan’ın şiir kitapları, paketlerinde evin bodrum katında duruyor. Sanmayın ki orada kaderine terkedilmiş. Süheyla Hanım her fırsatta gidip paket halindeki kitapların tozunu alıyor. O kitaplardan bana da verdi. Sizde şiiri seviyorsanız, çalın Süheyla Hanım’ın kapsını “Hakkı Özkan’ın şiir kitaplarından istiyorum” deyin. Çekinmeyin.

Büyük bir mutlulukla, bastonuna dayanarak inecektir bodruma… Elinde eşinin kitapları, yüzünde büyük bir tebessümle verecektir kitapları size…

Süheyla Hanım kapı önünde Hakkı Özkan’ın Vasiyet’ini de okudu ayaküstü:

“Birgün uyanıp bakacaksın ki sevgilim

Ben yokum, yıldızlara uçmuşum

Ağlayıp sızlama, dövünüp durma

Ölüm herkesin gelecek başına

Bir şair nasıl ışığı çoğaltıyorsa

Kavga dövüş ayakta kalıyorsa

Sende öyle savaş hayatla

Yapayalnız kalsan da…

Pes etmek yakışmaz bir şairin karısına

Hele güneşi zapta kalkanların yoldaşıysa…”

Kimbilir Ne Yakışı Her Eve Bir Çingene” Hakkı Özkan’ın şiir kitaplarından birisinin adı…

Kimbilir ne yakışır her eve bir Hakkı Özkan kitabı…

 

 

Evrensel Kitap 2007

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2008 - SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI

SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI

 

Kadir İncesu

 

Yaşama sevdalısı olmasına ve Burgaz havasını yanına almasına karşın, 25 Temmuz 2006’da Akciğer Kanseri’ne yenik düşen şair, gazeteci, yazar Reha Mağden ailesi ve dostları tarafından düzenlenen bir etkinlikle anıldı.

 

Burgazada’da düzenlenen anma toplantısına, “Reha ağabeyin hayata attığı en güzel gol, çocukluk aşkı, eşi, dostu, biriciği, Rana abla…”   ve dostları katıldı.

 

Dostları, herkesin ‘uzak ara’ dostu,  ‘önce kendinin sonra hayatın farkında olarak, ömür denilen yolu yürüyüp tüketen’, ‘sıkı muhalif’, Burgazlıların ‘ada arkadaşı’, ‘sardunyanın büyüttüğü çocuk’, ‘adını söyler gibi yazan adam’,

 ‘… İt gibi yaşanan hayatların ta alnının ortasına zarif imzasını atan Reha Mağden’li anılarını paylaştılar…

 

Burgazada’da buluna kabri başındaki törende şair Güngör Gençay kısa bir konuşma yaptı. Reha Mağden denince aklına hemen kalem ve kalemcikler geldiğini belirterek şunları söyledi. “ Peki, nasıl bir kalem, kalem mi, kalemcik mi?

Dilimizdeki belirteçler ekonomi ve ticaret alanlarında kullanıldığı zaman kafaları karıştırıyorsa da, yazı alanında şeffaflığa yol açıyor. Öyle ya gemi dendiği zaman, bir ticaret terimi olarak karşılığını bulabilirsiniz. Ama gemicik diye bir şey yok. İşte bu gemi ve gemicik sahiplerinin emrinde kalem oynatanlar da kalemcik oluyor. Reha Mağden ise, kalemdi, hep kalem kaldı.”

 

Reha Mağden’in kabrinde yapılan tören sonrası Barba Yani’ya gidildi hep beraber. Yemek sırasında Reha Mağden’in can yoldaşı Rana Mağden tüm dostlarıyla tek tek ilgilendi. Hemen yanı başındaki sevdiğinin portresine özlemle bakarken gözlerinin dolmasına engel olamadı zaman zaman… Uzun süredir bir şeyler yazmaya çalıştığını fakat kelimelerin yetersiz kaldığını fısıldadı önce, sonra “O doğru, dürüst, özü sözü bir adamdı. Hiçbir şey onu kendi doğrularından vazgeçiremedi.” Dedi. Sesi titreyerek devam etti  “Her şey güzel olsun, herkes mutlu olsun isterdi. Mezarı yapılmadan önce iki günde bir ziyaretine giderdim. Mezarı yapıldıktan sonra ise uzun süre gidemedim. Çünkü gider ve mezarını yapılı görürsem, ölümünü kabul ederim diye düşünüyordum. Mezar taşının siyah olmasını isterdi. O bile yaşama isyanını gösteriyor. Şu ana bütün dostları toplandığı için, sevildiğini hissettiği için çok mutludur.”

 

 

REHA MAĞDEN DENİNCE…

 

Osman Bozkurt:  Reha Mağden denince aklıma, ilkin erdeminden “Ceddini mağrur, zürriyetini mamur” edemeyen bir gazeteciyi, ikincisi, kötülüklerin anası olan paradan nefret eden, bu yüzden dolgun ücret aldığı zamanlarda bile parasız kalan bir adamı… Ve nihayet rakıyı…

 

Güldal Kızıldemir: Reha tanıdığım en iyi gazeteciydi. Öldü diye değil, gerçekten böyle. Haberin kokusunu ‘neredeyse’ daha çıkmadan alırdı. Tanıdığım en iyi öykücülerden biriydi. Ama en hoşu, bütün bunlar onun umurunda değildi. O sevmek ve sevilmek isterdi.

 

Yılmaz Yanık: Son zamanlarında doktorlara kesinlikle içmeyeceğini söyler. Heyecan ve sevinçle ‘abi artık içmeyeceğim’ dediğinde, çok sevindim, sağlığı için zorunlu olduğunu söylemem üzerine ”Rakıyı bıraktım ama artık ŞARAP içiyorum” demişti.

 

Serpil Güler: Sen gittin söz bitti.

Ahmet Haluk Ünal: Hayatta bir şeyler öğrendiğim az sayıdaki insanlardan biriydi.

Çok farklı bir pencereden dünyaya bakışı vardı.

 

 

 

 

KENDİ KALEMİNDEN REHA MAĞDEN

 

"1955'de, 13 Nisan'da, nevruz fezaya ağmasını bitirmemişken doğdu. Yıldızı, savaş tanrısı Ares'e ömrü boyunca öykündü; babasının 'kan dökücüsün' diye sevmediği Ares'e... Oysa o kan dökme pahasına yenilenin yanında olmak istiyordu.

Madişvili Yusuf ile Gonzolidze Ayşe'nin; Furtunzade Hamdi ile Yolonsalı Saadet'in torunu; onların çocukları Hamdi ile Ayşe'nin, Çağlayan'dan sonra gelen çocukları.

Sosyoloji okudu. Üniversitede, Felsefeye Giriş ve Kurumlar Sosyolojisi dersleri verdi.

Sonrasında hep gazeteciydi.

Zahmetli ya da zahmetsiz beş çocuğu var.

Zahiri ya da hakiki -yani sanki- kırk yıl Rana'yla evliydi.
Kalbinin kapısının anahtarı ellerinde, kovuğuna girerken 'ürkme Reha' diyecek, yüzünü görmüş ya da görmemiş dostları var.
Lakin ceddini mağrur, zürriyetini mamur edemedi...
Yaşadı, yazdı, öleyazdı...
Kayboldu, çıktı..."

 

    HİKÂYE KİTAPLARI:

    Üçünün Nerkis’i: Akış Yayınları, 1990

    Yazgıların Tableti: Avesta, 2000; Agora Kitaplığı, 2005.

    Cehennemde Bir Şehit: Agora Kitaplığı, 2003

    Ah O Müstehcen Salınış: Agora Kitaplığı, 2004.

    Kalem Ele Küsmeden: Vs Yayınları, 2006

 2007-Evrensel

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2008 - MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM

MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM

KADİR İNCESU

Raşit Kara uzun yıllar Adalar’da yaşayan bir şairimiz… Voro Koy, Roc, Güzel İnsan, Bedestan, ve Zara adlı beş şiir kitabından sonra Kora Yayın tarafından iki yeni kitabı daha yayımlandı.

Filizkıranlar gazete yazılarından yapılan seçmelerden oluşuyor. Çevreye ilişkin yazıları ve yere tükürmeme kampanyası nedeniyle İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı yürüyüşün günlüklerinden oluşan yazıları Medeniyete Yürüyüş adını taşıyor.

 

Raşit Kara’ya göre bir insan her şey – kapitalist, patron, yazar, sendikacı, çiçekçi, sinemacı, partici- olabilir ama çevreci olamaz..

Raşit Kara insanlara çevreciliği anlatmak amacıyla 20 Eylül 2000’de yola çıkar Taksim’den. İnsanların çevrelerine olan duyarsızlığını, çevrenin yaşadığı sorunları gündeme getirmek için katlanır 4 Ekim’de Ankara’da sona eren uzun yürüyüşe…

 

Yolda Raşit Kara’ya destek verenler kadar; “Ülkenin bu kadar önemli sorunları varken, sen nelerle uğraşıyorsun” diyende çıkar.

Bazen otellerde konaklar, bazen de açık havada uyku tulumunda… Geçtiği yerlerdeki yerel basın ilgisini esirgemezken, ulusal basın ilgi göstermez…

 Şarkıcı bilmem kimin yeni ve paralı ve genç ve sosyetik ve yakışıklı sevgilisiyle, sabaha karşı eğlence dönüşü gittikleri çorbacıda kameralara takılan en son samimi görüntülerini izlemek, aşkları(!) hakkında yapılan uzun tartışma programlarını takip etmek varken, kim izleyecektir ki Şair Raşit Kara’nın çevre sorunlarını gündeme getirmek için yaptığı uzun yürüyüşü… O yürüyüşü bir mankenimiz veya sanatçımız yapacaktı ki, görecektiniz siz ilgiyi ve reytingi…

Yalnızlığını da: “Medya bir gün bu mikrop bataklığında boğulacağının bilincinde değil, bu yüzden yalnızım” diye açıklar Raşit Kara…

Uzun yürüyüş sonunda yara olan ayaklarına aldırmaz, yolda gördüğü öğrencilere, kahvehanelerde oyun oynayanlara, namazdan çıkan cemaate, gördüğü herkese hazırladığı bildirileri verir. Amacını açıklar bıkmadan usanmadan…

Yürüyüşü sırasında pek çok arkadaşı tarafından aranır. ‘Çok iyi yapıyorsun, devam et. Yanındayız!’ demek için değil ‘Vazgeç’ demek için. Üzülür, hem de çok… ‘Onlar Raşit Kara’yı tanıyamamışlar’ diye düşünür.

Yollardaki yalnızlığını uzun uzun korna çalarak kendisini selamlayan kamyon şoförleriyle paylaşır. Düzce’nin deprem sonrası ayakta kalan tek otelinde konaklar. Gece kapısını çalarlar. Olayı sabahleyin otel personeline anlattığında duyduklarına da çok şaşırır. Çünkü kapısını çalanlar hayat kadınlarıdır.

Yok yok yanlış anlamayın lütfen onlar da çevre konusunda bilinçlenmek istemişlerdir belki de…

“Ankara’ya yürüyen adam” ‘ yolda sizi vururlar’ diyen birisine gülümser sadece.

‘Beyefendi kaç gündür yoldasınız, korkmuyor musunuz? Silahınız var mı?’ diyen birisine ise cebinden çıkardığı tek silahını gösterir: Kalem… Uzun yürüyüşler sonunda ayaklarında oluşan yaralar yüzünden, onca yorgunluğuna rağmen uyuyamaz. Böyle zamanlarda yüksek sesle seslenir kendisine: “Söz verdin Raşit, şair sözüdür, politikacıları sözüne benzemez, sözünden dönemezsin…”

Kızılcıhamam’da “Siz Ankara’ya gidiyorsunuz, acaba Ankara sizi kabul edecek mi” diye soran bir yerel tv muhabirine de “Ben Ankara’dan banka kredisi istemiyorum, doksan dokuz yıl süreli devlet arazisini de kiralamak istemiyorum. Yasal olarak kanuni hakkımı istiyorum.” Der.

Geçtiği ve konakladığı yerlerde binlerce inanla konuşur, amacını anlatır. Kimisi ilgilenir kimisi ‘deli’ gözüyle bakar. Ama onu en çok çocuklar ve gençler anlar, destekler…

Bir keresinde de yürüyüş ve dağıttığı ilanlar için izni olup olmadığı sorulur.

Filmlerde rastlamışsınızdır mutlaka… Parkta gecelemek zorunda kalanlar uykularının en güzel yerinde sert bir sesle irkilirler… “Kalk, burası otel mi?” sözüyle de istemeye istemeye kalkıp sessizce, arkalarına bile bakmadan giderler…

Yer bulamadığı için bankta uyurken aynı olayı yaşar Medeniyete Yürüyüş yapan Raşit Kara…

 

Yürüyüşünün 13. günü ulaşır Ankara’ya. Elinde bir demet çiçekle çıkar Ata’nın huzuruna…

Parlamento binasının girişindeki polis memurunun sorusu üzerine de “Yetkililere ulaşana kadar, yürüyüşüm devam edecek” der.

Meclis başkanı, başbakan, başbakan yardımcıları, bakanlar,  parti başkanları, büyükşehir belediye başkanı ve ilçe belediye başkanları ile de görüşemez. Tepkisi “Anlıyordum ki bu kapılar halka kapalıydı.” olur…

Yalnızca Çevre Bakanının danışmanıyla görüşür. Danışman, beş yıldır çalışmalarını izlediklerini ve takdir ettiklerini söyler, Raşit Kara’ya…

Kitabın ikinci bölümde kitabıyla aynı adı taşıyan şiirinin son bölümü ise şöyle:

(…)Ankara’nı yolu çok kirli ve dolaşık

Kara’dan düşen ter, terletiyor karayı

Bir toplum çekmez bu kadar sevdayı, yarayı

Kara güzellikten başka bir köşeye koymadı

Pulu parayı

Çok yere tükürüyor gördü

Ankara’yı.

 

Raşit Kara yaşadığı her şeye –yürüyüş amacını açıkladığı birisinin yanından daha beş metre bile uzaklaşmadan yere tükürmesine rağmen- ümidini koruyor hâlâ…

İnsanların yere tükürmeyeceği, çevrelerine sahip çıkacakları günleri göreceğine de inanıyor

 

“Sivas’ın Zara kasabasından gelip, şehrin göbeğinde bize medeniyet öğretiyor” küçümsemelerine rağmen yolundan dönmemiş bir aydın ve şairdir Raşit Kara…

 

 

 

Raşit Kara, Medeniyet Yürüyüş, Kora Yayın Temmuz 2007

 

Evrensel 2007

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Rıfat Ilgaz Arşivi'nden Seçilmiş Yazılar, Şiirler, Öyküler, Değerlendirmeler, Eleştiriler, Anılar, Festival...

Son yazılar

“Pes Etmek Yakışmaz Bir Şairin Karısına”
SEVENLERİ REHA MAĞDEN’İ UNUTMADI
MEDENİYETE YÜRÜYÜŞ’E DEVAM
ÖNER YAĞCI İLE “Roman AşKıyla” ÜZERİNE SÖYLEŞİ
CANA AKDAL’IN ŞİİRLERİ
‘Vefa hâlâ sözlüklerdeymiş”
AYDIN DOĞAN İLE HAKKI ÖZKAN ÜZERİNE
2008 ÜMİT KAFTANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLÜ
Aydın Hatipoğlu ile 1960 Kuşağı Üzerine
YAYINCILIK EMEK İŞİDİR
GİDE GİDE CİDE 2005 2 / GEZİ / ALİ ŞAHİN
GİDE GİDE CİDE 2005 / GEZİ / ALİ ŞAHİN
İlgaz sempozyumu kitap ve CD oldu
Basında Rıfat Ilgaz / Çınar Yayınları Arşivi'nden
Basında Rıfat Ilgaz / Çınar Yayınları Arşivi'nden
Hababam melodisini yitirdi
Ata'nın masrafı zorla karşılandı
“Kadıköy Nefes Aldığım Yer / KADİR İNCESU
Gideros`a gidince gözler kapalı bakmalı her şeye
Tulum Hayri vefat etti
Rıfat Ilgaz adına meslek yüksekokulu
Kastamonu Postası'nda "Rıfat Ilgaz" Yazı Dizisi Başladı
12. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ YAPILDI
KARADENİZİN KIYICIĞINDA BİR CİDE, CİDE'NİN DE BİR RIFAT ILGAZ'I VARDI...
ARŞİVDEN VİTRİNE 1

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
AliŞahin'inBloknotu'ndan
Güldeste/ EnGüzelAtatürkŞiirleri/ Seçki
KastamonuNet (Blogcu)
ÖykülerÖykücüler
RomanYazıları
ŞiirlerŞairler
YedinciSanat
EdebiyatGündemi
SarıYazma/RıfatIlgazArşivi'nden
E-Edebiyat
Esintiler
ÇocukVeEdebiyatı
Esintiler'den...
ToplumVeTarih
UzunİnceBirYol
TarihVeToplum
TaşköprüdenSesleniş
GündenGüne
E-EdebiyatBenimBlog
YenidenEdebiyat
UmudaYolculuk
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
DersimizEdebiyat2
DersimizEdebiyat

Kategoriler

  • Ani
  • Bildirge
  • Deneme
  • Festival
  • Foto Album
  • Gezi
  • Gunluk
  • Haber
  • HaberIzlenim
  • Inceleme- Elestiri
  • KoseYazisi
  • Makale
  • Panel
  • RifatIlgazArsivi-nden
  • Sempozyum
  • Soylesi
  • Tartisma
  • Teblig

  • Arkadaşlar

    passions00
    yazihamit
    ayisigi
    esevcanca
    gorseldil
    yeniedebiyat
    UmitZeynep
    alisahin37
    Hasan37
    Guldeste
    kastamonunet
    oykuleroykuculer
    romanyazilari
    siirlersairler
    yedincisanat
    sevgidamlalari
    gulcanca
    HandanGokcek2
    kaybolusculuk
    sahinsah
    emeginsanati
    AlsahIndex
    YeniGuneTurku
    alsah
    AlsahBloklariIndexi
    cideli
    ayassun
    kalenderyemeksalonu
    incesan
    AlsahBloglariIndeksi
    yorumsizin
    sevilla
    tulaybilgin
    AlsahBloglariIndexi
    AlsahBloklariIndeksi
    AlsahBloklariIndexim
    sudemle3
    beyaztuval
    aysunsay
    S3DA7
    elifsaglamturk
    SerkanEngin
    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:75
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın